'Sarıgül Polisle Sorguya Girdi'
CHP eski İstanbul Milletvekili ve işadamı Abdurrahman Köksaloğlu’nun öldürülmesinde damadı Mustafa Sarıgül ile yardımcısı Bayram Özata’nın parmağı olduğu iddiaları tartışılmaya devam ediyor. ‘Katil zanlısı’ olduğu iddiasıyla kurban seçilen Osman Tüfekçi, Sarıgül’ün polisle birlikte sorguya girmesini, görgü tanıklarının özel araçlarla ifadeye götürülmesini, askeri savcının Sarıgül’le yaptığı işbirliğini, nasıl ortadan kaldırılmak istendiğini, sol çevrelerin Köksaloğlu cinayeti konusundaki suskunluğunu ve faili meçhulleri araştıran CHP’li Cüneyt Canver’e gönderdiği mektubu Habervaktim’e anlattı.
“BEN İŞKENCE GÖRÜRKEN SARIGÜL…”
15 Temmuz 1980’de Şişli’deki işyerinde vurulan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün kayınpederi Abdurrahman Köksaloğlu’nun katil zanlısı olduğu iddiasıyla idam cezası alan, daha sonra bu cezası 29 yıl hapis cezasına çevrilen ve 10 yıl cezaevinde tutulan BBP YİK Üyesi Osman Tüfekçi, suskunluğunu Habervaktim’e bozdu. Olay günü İstanbul dışında olduğunu belirten Tüfekçi, haksız yere suçlanıp gözaltına alındığını, İstanbul emniyetinde 37 gün işkence gördüğünü söyledi. Polisteki sorgusuna Köksaloğlu’nun damadı Mustafa Sarıgül ile yeğeni Bayram Özata’nın da katıldığını aktaran Tüfekçi, “Sarıgül ve Bayram Özata, ben işkence görüp sorgulanırken polislerle beraber sorguya girdi. Gözlerim bağlıydı. Sesleri duyuyordum. Daha sonra şahitlerden öğrendim. Sarıgül ve Özata, polislerle birlikte ‘Olayın faili budur’ diyerek şahitlere baskı yapmış” dedi.
“ASILMAMI SAĞLAYIP…”
Ankara’da sıkıyönetim mahkemesinin baktığı ve onlarca kişinin yargılandığı ‘İstanbul davası’ adlı davadan dosyasının ayrıldığını ifade eden Tüfekçi, bu şekilde CHP eski İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu cinayetinin örtbas edilmeye çalışıldığını kaydederek, “Ben İstanbul Ülkü Ocakları yönetim kurulundaydım ama benim davamı ayırıyorlar. Beni ayrı yere aldılar. Tek başıma yargıladılar. Sebep belli; bana ayrı bir şekilde idam cezası vermek, asılmamı sağlayıp ortadan kaldırmak. Kenan Evren’in dediği gibi denge unsuru yakalamak. Yani ‘bir sağdan bir soldan’ diye. Fakat şahitler mahkemede, poliste ve savcılıkta verdikleri ifadeleri reddettiler. ‘Fail Osman Tüfekçi’ye benzemiyor’ dediler. Yalancı şahitlikten ceza aldılar. Olayda ikinci şahıs olarak gözüken Mustafa Fidan ise ben idam cezası aldıktan sonra ‘Vicdan azabı çekiyorum. Olayı Osman Dönmez’le beraber yaptık’ diye yetkili mercilere dilekçe yazdı” bilgisini verdi.
“ÖZAL ARAÇLARIYLA ANKARA’YA GÖTÜRDÜLER”
Mustafa Sarıgül ile Bayram Özata’nın görgü tanıkları üzerindeki etkisine dikkat çeken Osman Tüfekçi, “Mustafa Sarıgül ve Bayram Özata şahitleri özel arabalarına alarak, yol paralarını vererek Ankara’ya götürdüler. Savcılığa ifade versinler diye. Bu tamamen o dönemde Mustafa Sarıgül’ün ve Bayram Özata’nın şahitleri yönlendirmeleriyle, işkenceci polislerle işbirliği yapmalarıyla sonuçlanan bir davadır benim davam ve aldığım ceza da böyle tamamen adaletle alakası olmayan bir sonuçtur” diye konuştu. Tüfekçi, asıl fail olan ve yurtdışına kaçan Osman Dönmez’in Sarıgül ile Özata’nın tanıdığı olduğunu söyledi.
“ASKERİ SAVCI SARIGÜL’LE ŞBİRLİĞİ YAPTI”
Hakkındaki iddiaları araştıran askeri savcının ideolojik saiklerle hareket ettiğini vurgulayan Tüfekçi, şöyle dedi: “Beni İstanbul’dan Ankara’ya getirdiler. Burada Okan Yalçınkaya diye bir askeri savcı vardı. İdeolojik davranıyordu. Bu da Mustafa Sarıgül ve Bayram Özata’yla işbirliği yaparak, İstanbul’da polisteki o şahitleri alıp Ankara’ya getirdiler. Okan Yalçınkaya şahitlerin ifadelerini aldı. Hatta şahitlerin ifadeleri var mahkemede. Duruşmada dediler ki: ‘Bu savcı da bize baskı yaptı. ‘Eğer polisteki ifadenizi reddederseniz sizi de tutuklarım. 10-15 sene cezaevinde yatarsınız’ dedi. Savcı bizi korkutarak ifade aldı ama şu anda mahkemedeyiz, doğruları söylemek istiyoruz.’ Şahitler mahkemede böyle ifade verdiler.”
“ÇOK İLGİNÇ BİR ŞEYDİR BU”
Köksaloğlu cinayeti üzerindeki sis perdesinin kalkması için yargılamanın yenilenmesi gerektiğini belirten Osman Tüfekçi, “Haksız yere 10 sene cezaevinde yattım. Hem darbe mahkemelerinin verdiği bu kararların yanlış olduğunu ortaya çıkarmak hem de haksız yere aldığım bu cezadan dolayı aklanmak amacıyla davanın yeniden görülmesini istiyorum. Yalancı şahitler tutuldu. Hakkımda yalancı şahitlik yapan Erdoğan Kılıç, ben Mamak Cezaevi’nde yatarken mahkemeye yazı gönderdi. ‘Kesinlikle odur demedim’ diye. Hiçbir aşamada kabulüm yok. Şahitler de ‘bu değildi’ diyor. Ben dedi kesinlikle demedim buna rağmen ceza aldım. Hiçbir aşamada kabulüm yok benim. Ama olayı kabullenenler beraat ediyor. Ben ise olayı reddetmeme rağmen ceza alıyorum. Çok ilginç bir şeydir bu” ifadelerini kullandı.
“KÖKSALOĞLU İÇİN NEDEN EYLEM YAPMIYORLAR?”
Suikasta kurban giden solun önde gelen birçok ismiyle eylemler düzenlendiğini, ancak Köksaloğlu’nun unutulduğunu dile getiren Tüfekçi, “Neden Abdurrahman Köksaloğlu’yla ilgili hiçbir çalışma yapılmıyor? Çünkü çalışma yapılsa Osman Tüfekçi zaten suçsuz. Ortaya çıkacak bu. Suçlu başka birisi. Orada belki Mustafa Sarıgül’ün, Bayram Özata’nın parmağı olacak. Bunlar ortada” dedi.
“CHP’Lİ CÜNEYT CANVER’E MEKTUP GÖNDERDİM”
Mamak Cezaevi’ndeyken gerçeklerin ortaya çıkması için faili meçhulleri araştıran CHP Milletvekili Cüneyt Canver’e birkaç mektup gönderdiğini anlatan Osman Tüfekçi, şöyle devam etti: “O dönemde Cüneyt Canver’e ‘Burada bir haksızlığa kurban ediliyorum. Hiç alakam yokken yalancı şahitlerle tamamen ortadan kaldırılmak, idam edilmek isteniyorum. Benim bu olayımı aydınlatmanızı istiyorum’ diye mektup yazdım. Ama geri dönüş olmadı. Mektupların ona ulaştığını sanmıyorum. Farklı fikirlerde olmamıza rağmen adalet arıyordum. Sarıgül bugün CHP’li diye bunu yapmıyoruz, sadece adalet arıyoruz. Böyle olsaydı CHP’li Canver’e mektup yollamazdım ‘olayı aydınlatın’ diye.”
Erol Metin / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.