'Türbana karşı küfr-ü inadi'
İslam’ın İ’siyle alakası bulunmayan çevrelerin “İslam’da başörtüsü yoktur” inadına en güzel cevabı 12 yıl önce verdi. İşte o yazı:
Vakit gazetesi yazarlarından Merhum Dr. Haluk Nurbaki, 1995 yılında kaleme aldığı yazısında semavi dinlerin hepsinde örtünmenin kesin bir emir olduğunu yazmıştı. İlahi mesajlara karşı umursamazlığın çılgınlık haline geldiğini o günden tespit eden Nurbaki, Türkiye’de başını örtmek isteyenlere onlarca yıldır alenen eziyet edildiğini belirtmişti. Nurbaki, dönemin milletvekillerine de seslenerek örtünmeyi tartışılır hale gelmekten kurtarmaları çağrısında bulunmuştu. İşte Nurbaki’nin günümüze de aynen yansıyan çarpıcı tespitlerde bulunduğu yazısı:
‘Türbana karşı küfr-ü inadi’
Semavî dinlerin hepsinde örtünme emri kesindir. Gerek Hıristiyanlar, gerek Yahudiler bu emre özellikle dindar kesimlerde riayet ederler. Hatta Yahudi dindar kadınlar yanlış bir yorum da olsa saçlarını göstermemek için peruk takarlar.
Bilindiği gibi dünyanın bu döneminde müstehcenlik almış yürümüş, ilahi mesajlara karşı umursamazlık çılgınlık haline gelmiştir. Fakat dünyanın hiçbir ülkesinde örtünenler yadırganmaz, onlara müdahale hiç kimsenin aklından bile geçmez.
Bütün garipliklerin arenası olan bizde ise başını örtmek hala mutlak bir küfr-ü inadî ile engellenmek istenmektedir. 20 yıldır ardı arkası kesilmeden inananlara, Kur'an'a karşı saygısı nedeniyle başını örtenlere alenen eziyet edilmektedir. Allah'ın hikmetine bakın ki küfür cephesi bu tahriklerini artırdıkça başını örtenlerin sayısı akıl almaz bir hızla artmaktadır. Daha önemlisi küfrün cehalet simgesi saydığı türbanlı kızlarımız her okulda birinci gelmektedir.
Bütün imtihanlarda uluslararası fizik olimpiyatlarında mü’minler ön sıraları paylaşmaktadır. Peki bütün bu gelişmeler inanca karşı çıkanların gözünü açmıyor mu? Açmaz, çünkü onlar küfr-ü inadî gayyasında "mağdûbin" damgası yemişlerdir. Yüce dinimizin sonsuz sırları içinde gerçeği bulamayanlar iki damla ile tanıtılmaktadır.
1- Gaflette ve dalalette kalanlar.
2- Nasipsizler ve ilahi gadaba uğrayanlar (mağdûbin).
Hangi özgürlük, hangi insan hakları, hangi laiklik bir insanın kıyafetine üstelik inancına bağlı zorunlu kıyafetine müdahale edebilir? Kendinize göre mazeret aradığınız ve bu tarz bir özgürlüğe karşı çıktığınız zaman özgürlüğü katledersiniz. Zaten insan haklarını çiğneyenler hep mazeret arkasına saklanır. Marksistler tüm özgürlükleri yok ederken mazeretleri pek açıktı: "Toplum yararına…"
Hele son olarak Adana örneği kızımızı konuşturmama ve buna mazeret bulma gerçekten iğrençti.
Böylesine küfr-ü inadî davranışlarınız bütün inananları rencide ediyor. Daha tehlikelisi tahrik ediyor. öfkelendiriyor. Aslında Türk milleti çok sabırlı ve beyefendi bir millettir. Bu asil İslâm kütlesini canından bezdirmeye kimin hakkı var!
Bir yanda alevi kardeşlerimizin tertemiz cemaatleri arasına sızan marksist militanlar, bir yandan da hayatı süresince bu millete ateist fikri aşılamak için uğraşıyor. Muvaffak olamayınca iğrenç hırsını milleti tahrik edip birbirine düşürmek istiyorlar.
Milletin sinesinden elinizi çekin. Ya susun ya da nereye gidecekseniz defolun gidin!
Bize gelince ısrarla türbanı savunmaya devam edeceğiz. Mü'mine kızlarımızın hakkını çiğnetmeyeceğiz. Ve sayımızı arttıracağız. öyle ki küfr-ü inadî marazına yakalanmış olanlar sizin hem sayıca çoğalmanızı hem birinciliklerinizi gördükçe nefesleri daralsın.
Toplumsal bir gerginliğe kadar işin uzamaması için bu türban meselesini ciddi bir yasal teminata almak gerekir.
Meclisteki bütün mü'min milletvekillerini hatta her türlü düşünceye sahip milletvekillerini göreve çağırıyorum. Toplumsal gerginlikleri önlemek için türbanı tartışılır halden yasa ile kurtarmak gerekiyor.
Bu memlekette bir müslümanın inandığı biçimde yaşayabilmesini teminat altına alacak özel bir kanun istemek de ne kadar acı! Fakat ne çare ki küfr-ü inadî cephesi böyle bir yasayı zorunlu ihtiyaç haline getirmektedir.
örneğin başını örtenlerin, namaz kılanların hiçbiri maddi manevi baskıya tabi tutulamayacakları bu nedenle eleştirilmeyecekleri mutlaka rahat edecekleri bir yasa lazım. Aksi takdirde yakın gelecekte toplumsal gerginlikler tırmanır.
Kendi halkının dini inançlarını teminat altına alamamış bir ülkede anayasadan hukuk devletinden bahsedilmesi gerçekten gülünç oluyor.
Evet sevgili milletvekilleri, hepinizi bu ülkede namaz kılanlara, başını örtenlere kesin özgürlük getirecek bir kanun teklifi için göreve çağırıyorum.
6 Ağustos 1995
Kutsal Mücadelem Damla Yayınları
(habervaktim)