Hukuk Öğrencilerinden Anlamlı Talep
Taceddin Dergahı’ndaki okunan bildiride, milli şiirimizin kabul edildiği ilk gün olan 12 Mart 1921'deki gibi TBMM'de tamamının okunarak, ayakta alkışlanması talep edildi.
Grubun etkinliği kendi fakültelerinde yapmak istediği fakat aşırı sol çevrelerin baskısı ve provokasyona alet edebilecekleri endişesiyle Taceddin Dergahı’nın tercih edildiği öğrenildi.
Okunan bildiri şöyle:
“Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
Ol deyince olduranın,
Doksandokuz adı ile…
Bugün burada evliyaullahın huzurunda, bu mübarek mekanda, Çanakkale şehitlerimiz ve İstiklâl marşımızla alâkalı sizlere bir yazı okuyacağız.
Bugün 18 Mart… Millî şairimiz Mehmed Âkif Ersoy’un;
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
…
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Diyerek tarif ettiği, Haçlı ordularının İslâm’ın tek müstakil kalesi ve bütün İslâm âleminin istinatgâhı sırtını dayadığı yer olan Osmanlı’ya hücum ettiği gündür.
Bugün Mehmed Âkif dedemizin İstiklâl Marşımızda;
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet! ' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Diyerek ifade ettiği tek dişi kalmış canavar olan Batının, son Haçlı seferinin, Müslüman Türk milletinin iman dolu göğsüne çarparak yenilgiye uğradığı gündür.
Bugün Şanlı Peygamberimizden günümüze kadar 1400 sene boyunca hür yaşamış bir milletin;
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Diyerek kendi hürriyetine kast eden düşmana en güzel cevabı verdiği gündür.
Bugün, Mehmed Akif Ersoy’un;
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Hitabına kulak verip yüzbinlerce gencecik vatan evladının cepheye koşarak Allah yolunda şahadet şerbetini içtiği gündür.
O vatan evlatları Âsım'ın nesli idi, göğsünü siper etti, şehit düştü ama namusunu çiğnetmedi.
Onların bedeni toprağın altına girip ruhları semaya yükselince, meydan haramzadelere kaldı.
Onlar "Bir hilâl uğruna" tertemiz alınlarından vurulup toprağa düşen bu milletin geleceği olan güneşlerdi.
Onlar Ashab-ı Bedir gibi İslam'ı kuşatıp yok etmeye çalışan küfürü Çanakkale'nin serin sularında boğmuş, tıpkı ecdadları Selahaddin Eyyubi'nin, Kılıçarslan'ın yaptığı gibi Haçlı ordularını, ehli salibi perişan etmişlerdi.
Bu savaş iyi ile kötünün, ruh ile nefsin, Hak ile bâtılın, helâl ile haramın savaşıydı. Şehid olan ecdadımız "Hâbil"in nesliydi, düşman "Kâbil"in soyundan geliyordu. Ve bu harb insanoğlunun dünyaya inmesiyle başlamış ve kıyamete kadar edecek bir savaştı.
Bugün;
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Diyerek Osman Gazi’nin, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kemikleri incinmesin, Medine-i Münevvere’de Şanlı Peygamberimizin ruhaniyeti üzülmesin diye bu cennet vatanı kurtarmaya and içmiş bir neslin bu yolda kendini feda edişinin günüdür.

Bugün;
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
Diyerek Allahu Ekber kelamının minarelerimizden yükselerek ebeden yurt semalarında yankılanması için bütün varlığıyla cepheye koşan bir milletin zaferinin günüdür.
Bugün İstiklâl Marşı şairimiz Mehmed Âkif’in;
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Diyerek anlattığı Çanakkale’de şehadet şerbetini içen 256 bin vatan evladının ruhlarının semaya yükselerek ashab-ı Bedirle, Şanlı Peygamberimizle buluştuğu gündür.
Buradan haykırıyoruz ki; Bu coğrafyayı kanlarıyla sulayarak bize vatan eyleyen aziz şehitlerimize ve İstiklâl Harbinin manevî önderi Mehmed Âkif Ersoy’a vefa borcumuzun yerine getirilmesi için, Millî Marşımızın kabul edildiği ilk günki gibi her sene millet meclisinde gür bir sadâ ile okunup ayakta alkışlanmasını talep etmekteyiz.
Çanakkale Zaferi’nin de içinde bulunduğu İstiklâl Harbimizin en veciz ifadesi olan İstiklâl Marşımız 12 Mart 1921’de bütün milletvekillerinin ayakta alkışlamasıyla okunarak meclisimizce kabul edilmiştir. O gün İstiklâl Marşımız’da ifade olunan manevî kıymetler etrafında birleşen milletimiz, millî birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğu bugün de yine İstiklâl Marşımız etrafında birleşmelidir. İstiklâl marşımız bizim millî kimliğimizdir. İstiklâl Marşımız Müslüman Türk milletinin manevi anayasasıdır ve anayasamızla da korunma altına alınmıştır.
Konuşmamı merhum Mehmed Akif Ersoy’un bizi hala ayakta tutan şu mısraları ile sonlandırmak istiyorum;
Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Bütün şehitlerimiz için el-Fâtiha..”
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.