18 yıl önce bu gün serbestti
Merhum Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından YÖK, 28 Aralık 1989’da öğrenci disiplin yönetmeliğinin yasakla ilgili 7/h fıkrasını kaldırmış ve başörtüsü yeniden serbest bırakılmıştı. Rektörlerin insafına bırakılan uygulamaya bir çok üniversite uyarken, bazı üniversitelerde yasakçı rektörlerin keyfi uygulamaları devam etmişti.
Yasağın bu şekilde de olsa kaldırılmasının yıldönümünde habervaktim’e konuşan akademisyenler ve STK temsilcileri, o günkü düzenlemelerin bu gün de kullanılabileceğini dile getirdi.
“BUGüN DE UYGULANABİLİR”
Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Şefik Dursun, o dönemki yasal düzenlemelerin Merhum Özal’ın gayretleri sonucunda yapıldığını hatırlatarak, “Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nde kılık kıyafetleri ile ilgili bir düzenleme zaten yok. O gün yapılan girişim bugün bile kullanılabilecek düzenlemelerden ibaretti ama biz bugün dahi kullanamayacak kadar zayıfız” dedi.
“YÖNETİCİLERİN TAVIRLARI ETKİLİ OLDU”
Dursun, yasağın kaldırıldığı dönemi şöyle özetledi: “Rektörler geniş yetkilere sahip, istedikleri gibi davranıyorlar. O zaman yasa itibari ile herkesin kendine has yönetim biçimi ortaya çıkıyor. Bu yönetim biçimi ile YÖK baskıcı çıkarsa yasak kalkabiliyordu. Bir kere öğrencileri eğitim hakkından yoksun bırakmak anayasal bir suç. 12 Eylül döneminde bile hapishanelerden gelen talepler üzerine cezaevlerine girip sınav yapardık, bugün izine düştüğümüz duruma bakın. Rektörlerin atanmasında, YÖK’ün tavrı ve rektörlerin kendilerine bağlı vicdani sorumlulukları nedeniyle o gün yasakları uygulamadılar. Yöneticilerin tavırları bu yasakların olmasında ya da olmamasında etkili oldu.”
“REKTÖRLERİN YETKİLERİ AZALTILSIN”
Prof. Dursun, “Yasal hakkımız varken, rektörlerin çok geniş yetkilere sahip olması, istediklerini yapabiliyor olması, hesap sorulamamazlığı işi bu noktaya getirdi” dedi ve ekledi: “Rektörleri biraz yetkilerinden mahrum etmek, sorumluluklarını arttırmak lazım. Kendi işleriyle uğraşsınlar. Akademik seviyelerini arttırmak için çaba sarf etsinler. Bence başından beri sorun yoktu. Sorun dayatmacıların dayatmaları nedeniyle ortaya çıktı. ‘Ben yaptım oldu’ politikası izlendi. Yasada da o boşluk var. O kadar geniş bir yetki alanı ki, neyi sığdırırsanız alıyor.”
“ARTIK BEKLEYEMEYİZ”
“Şimdi biraz daha bekleyelim diye bir politika kimse izlemesin. 6 yıldır durup bekliyoruz” diyen Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Umutlarımız tükenmeye başlıyor. Benim yöneticilerin de ortaya çıkıp, sıkıntılarını açıkça dile getirebilmeli. Başbakan, Cumhurbaşkanı, yasal düzenleme böyleyken çıkıp YÖK Başkanı gibi ifade edebilmeli. Bir insanın eğitim hakkından mahrum edilmesi soruşturma açısından YÖK’e bile sorulmayacak bir suçtur. Yasal haklarımızı kullanamayacaksak böyle bir hukuk düzeninden söz edilebilir mi?”
“HİÇ DEĞİLSE O GüNKü DURUMA DÖNÜLSÜN”
habervaktim’e konuşan Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da, Türkiye’nin hızlı, atılımcı, katılımcı demokratikleşmeyi öne çıkaran ciddi bir değişimi yaşadığını belirterek, “18 yıl önce bu gün kaldırılan yasakçı yaklaşım yerini özgürlükçü bir duruma bırakmıştı. Ama uzun sürmedi, artık yeter. Artık yasakçılık kaldırılsın hiç değilse 18 yıl önceki duruma dönülsün. O gün yapılmıştı bu gün de pekala yapılabilir. Bu esnada geçen ara dönemin, bürokratik oligarşinin, darbe özlemi duyanların baskısı ile YöK’ün başındakilerin kraldan çok kralcı geçinip uyguladıkları zulüm artık son bulabilir. ümitleri yeşertecek, geleceğe dönük demokratik açılımlar yapmanın zamanıdır” ifadelerini kullandı.
(habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.