Batılılaştıkça Batıyoruz, İdam Geri Gelsin
Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen çocuk istismarı ailelerin kâbusu olurken, Amerika ve Batı toplumlarına özgü sapkınlık ve cinayet haberleri, “Türkiye nereye gidiyor?” dedirtiyor.
Türkiye’de işlenen çocuk cinayetleri ve istismar haberleri gittikçe artıyor. Son günlerde işlenen bu cinayetler aileleri yasa boğarken, duyanların ise vicdanlarını dağlıyor. Aileler tedirgin. Çünkü sapık ve katiller, genelde çocukların en yakınındakiler. Komşu veya akraba. Aileler ve minik yavrular hiç umulmadık yerden, akraba veya yakınlarca istismar ediliyor.
İşlenen suç çok büyük olduğu için, sapkın canilerin bazıları duydukları pişmanlık neticesinde intihar ediyor.Gözbebeği yavrularını kaybeden aileler, tarifsiz acılar yaşarken, çoğu tandık veya akraba olan yüz kızartan suçluların aileleri ise toplumun içine çıkamayacak hale geliyor. Yani dram katmerli.Toplum feryat ediyor. Ülkeyi yönetenlerin, siyasetçilerin grup toplantılarında düzeysiz polemiklerle milleti germek yerine, son on yılda hiç azalmadan giderek artan çocuk istismarı ve cinayetlerine karşı temelden çözümler bekliyor. Konu ile ilgili görüş belirten uzmanlar ise, idam cezasının ülke ve milletler için bir tercih değil, öldürülene ait bir hak olduğunu, çünkü birinin haksı yere yaşamını yitirdiğini, diğerinin ise yaşamaya devam ettiğini kaydetti.
Kısas, Öldürülenin Hakkıdır
Konu ile ilgili olarak Milli Gazete’ye konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İlahiyatçı Yusuf Yiğitalp, daha önce var olan idam yasasının siyasi bir nedenle bu kaldırıldığını hatırlatarak, idamın kaldırılması ile ülkemizde suç oranlarında yaşanan hızlı artışa vurgu yaptı. “Bugün Batı ülkelerinde idam var. ABD’de, Avrupa’da belirli suçlar için idam var.” diyen Yiğitalp, “İdam işin temelinde bir zorunluluk. Çünkü ölen bir insanın hakkı, öldüren adamdan hakkını almasıdır. Bu hakkı, maktulün yakınları ancak bağışlayabilir veya infazı isteyebilir. Bu hak, maktulün varisleriyle ilgili bir konudur. Daha önce siyasi bir gerekçe ile kaldırılan idamın tekrar gelmesi bir zarurettir.” diye konuştu.
İlahiyatçı Yusuf Yiğitalp şunları söyledi: “Türkiye’de sadece çocuk ölümlerini dikkate almamak lazım. Her hangi bir nedenden dolayı öldürülen insanlar için de bu idam kanununun uygulanması lazım. Ölen çocuk da olsa, büyük de olsa bir cana kıyılmıştır. Ölen neticede dünyaya veda etmiştir. Ama suçlu, bir süre yatıp çıkıyor, yaşıyor ve aynı suçu bir daha işliyor. Ceza caydırıcı olmalı. Özellikle bir insanın hayatına kasten öldürmüşse onun da kısas edilmesi gerekir. Ayrıca bu tür cinayet haberlerinin, televizyonlarda verilmesi, aslında cinayete teşvik manası da taşıyor. Adam cinayeti nasıl yapacağını televizyonda görüyor. Bu konuyu maalesef, RTÜK neden engellemiyor, bunu anlamış değilim. Bu manada da bir kanun, düzenleme ve uygulama gerekli.” Cinayetlerin temelden çözümü için de Yiğitalp maneviyatçı eğitim ve akil insanlar formülünü önerdi: “Doğru, özüne uygun, maneviyatçı bir eğitim şarttır. Eğitim dışında, akil insanlarımızın eksikliği de önemli bir etken. Adam kötü niyetli ama şu akil adama danışayım diyor. O da, “Yapma evladım” diye uyarıyor. Akil insanlarımızın yerini televizyon aldı. Böylece insanlar bir boşluğa düştüler.”
Esra Işıktekiner Özdemir: Müebbet Yetersiz
Çocuk cinayetlerini ve nedenlerini gazetemize değerlendiren Psikolog Esra Işıktekiner Özdemir, bu olayları yapan kişilerin ruhsal sağlıklarının bozuk olduğunu ve aynı zamanda çok tehlikeli olduklarını söyledi. İstismarı ve cinayetleri işleyen kişilerin çocukluklarında travma geçirdiklerini beliren Özdemir,“Çocuk istismarı yapan kişilere psikolojide pedofili deniliyor. Pedofili, ruhsal bir bozukluktur ve bu insanlar sağlıklı insan değillerdir.
Aynı zamanda bu insanlar tehlikelidir. Yaptıkları çocuk istismarından sonra cinayet işlemelerinin arkasında yatan sebep ise, duydukları pişmanlık ve açığa çıkma korkusudur. Bu çirkin işlemi yaptıktan sonra pişman olurlar ve ortada kanıt bırakmamak için cinayete başvururlar. Bu pişmanlık duygusu geçtikten sonra ise, tekrardan bu dürtünün kurbanı olurlar ve aynı çirkinliği tekrar yaparlar. Bu hastalığın tedavisi oldukça zordur. Genellikle de bu şahıslar, vicdan azabı duyabilecek türde iseler intihar ederler” dedi. Cinayetler için “Genellikle pedofilinin sebebi, bu şahısların kendi çocukluklarında yaşadıkları tecavüz ve buna benzer olaydan sonra yaşadıkları travmadan kaynaklanıyor” diyen Özdemir, ceza konusunda ise şu an ki ağırlaştırılmış müebbet yaptırımlarını yeterli olmadığına dikkat çekti.
TWİTTER’DA #cocukkatilleriasılsın
Twitter’de açılan #çocukkatilleriasılsın” etiketi birkaç günden beri Türkiye’nin gündeminde birinci sırada yer alıyor. Twitter kullanıcıları, çocuk istismarı ve ardından da katledenlerin yakalanıp hapse atılmasını, müebbet denmesine karşın 10-15 yıl sonra dışarı çıkıp tekrar çocuklarımızı katletmesine büyük tepki gösteriyor. İşte Twitter gündeminden birkaç örnek:
@Esmanne“Çocuk katillerinin bu dünyada yeri yok”, @Ogrenci“İdam geri gelsin, çocuk katilleri asılsın”, @MustafaDogan“Laik materyalist eğitimden vazgeçilsin”, @HulyaYılmaz“Medyanın toplumumuzun genetiğiyle oynamasına dur denilsin”, @LeventDuru “Kısasta sizin için hayat vardır. Ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız” Kısasa Kısas.”
Milli Gazete
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.