Taşeron Çocukları Kullanılıyor!
Turbay, ülkemizde taşeronlaşmanın sömürü sistemi haline dönüştüğünü belirterek, çalışanların ücretlerinin çok düşük olduğunu, bunun ailevi sorunlara neden olduğunu kaydetti.
KİRALIK EYLEMCİ OLUYORLAR
“Karı koca taşeronda çalışan bir çift bile bugün evini zor geçindiriyor” diyen Turbay, bu durumda aile sistemini devam ettirmenin de zorlaştığını vurgulayarak, kimi çocukların bu yüzden ideolojik grupların eline düştüğünü, kiralık eylemci olduklarını anlattı. Mürsel Turbay “Bugün gerçekleşen eylemlerde kiralık eylemciler var. Para karşılığında marjinal gruplar bu çocukların, işsizlerin eline pankartı veriyor ve eylem yaptırıyor. Bunu yapan çocuklara bakın bunların hiçbir tanesi düzgün ailenin çocukları değildir. İdeolojik olarak çocukları kullanıyorlar” dedi.
BEBEK’TEN ZAP’A AĞIT YAKIYORLAR!
Turbay, çocukları dağa kaçırılan anaların eylemlerine müdahale eden Diyarbakır Belediyesi’ne de tepki göstererek, şunları söyledi: “BDP milletvekillerine bakın hiçbirinin çocuğu dağda değildir, en iyi okullarda okuyorlardır ancak 14 yaşındaki çocuğu dağa kaçırabiliyorlar. Diyarbakır Belediyesi çocuklara piknik vaat ediyor ve çocukların kaçırılması için ön ayak oluyorlar. BDP’liler İstanbul Bebek’ten boğazı seyredip Hakkari Zap suyuna ağıt yakan insanlardır. Anaların çocuklarının dönmesi için mücadele etmeleri durumunda o çocuklar gelirler. Oradaki halkın Diyarbakır Belediyesi’ne karşı direnmesi lazım. Anaları ağlatmak belediyecilik değildir, belediyelerin anaların göz yaşını dindirmesi gerekli.”
Yerel Yönetimler Hizmet Kolu’nun yetkili sendikası bu yıl da değişmedi. 2014 yılı yetki tespit sürecinde ipi göğüsleyen sendika son 8 yılda olduğu gibi yine Bem-Bir-Sen oldu. Geçen yılki tespit rakamlarına göre üye sayısını 2014 yılında 4 bin artırarak yüzde 7,3 oranında büyüme sağlayan Bem Bir Sen, 2014 yılı yetki tespit sürecini 61 BİN 97 üye sayısı ile birinci olarak tamamladı. Bem-Bir-Sen en yakın rakibi Tüm-Bel-Sen’e 33 bin üye fark attı.
Böylelikle genel yetkide hiç aralıksız 9. yılına ulaşmış olan Bem Bir Sen’in Genel Başkanı Mürsel Turbay, Ankara’nın etkili yerel gazetesi Habervaktim’in sorularını cevapladı. Turbay, ülkemizde taşeronlaşmanın sömürü sistemi haline dönüştüğünü belirterek, çalışanların ücretlerinin çok düşük olduğunu, bunun ailevi sorunlara neden olduğunu kaydetti.
“TÜRKİYE GENELİNDE ÇIĞIR AÇAN BİR SENDİKAYIZ”
-Bem-Bir-Sen olarak yerel yönetimler hizmet kolunda 2014 yılının da yetkili sendikası oldunuz.
Evet, çok şükür. Bize en yakın sendikaya 33 bin üye fark attık ama Kamu-Sen ve Kesk’e üye iki sendikadan 18 bin 170 fazla üyemiz var. Yani her ikisinin toplamından daha fazla üyeye sahibiz. Sendikacılıkta Türkiye genelinde gerçekten çığır açan bir sendikayız.
-Son derece istikrarlı bir büyümeniz var.
Bem-Bir-Sen’in büyüme grafiğine baktığımızda basamak gibi her yıl büyüyen bir sendika. Memur-Sen’in hükümetle 2006 yılında yapmış olduğu mutabakat metni var. O zaman Çalışma Bakanımız Mehmet Ali Şahin’le yapmış olduğumuz görüşmeler sonucu çok önemli kazanımlar elde ettik, biz bunu bir milat olarak kabul ederiz.
-Milat derken?..
Bakın 18 yıl boyunca sosyal denge sözleşmeleriyle çalışanlarımıza hep ek ödemeler sağladık. Bu sözleşmeler için mücadele verdik, mahkemelerle uğraştık, ILO’ya (Uluslararası Çalışma Örgütü) kadar gittik ve ILO bizim haklılığımızı tescilledi. Uluslararası ilk kazanımımız burada başladı. Biz bu uygulamayı bütün belediyelerde devam ettirdik.
İLTİFAT GÖRMEYEN MARİFET ZAYİDİR
-61 bin 97 üyeniz var. Çalışanların sizi tercih etmesinin nedeni nedir?
Türkiye’de yetkili olduğumuz bütün belediyelerde illaki bir kazanım elde ettik, memurlarımızın daha iyi hizmet etmesi için uğraştık. Marifet iltifata tabiidir iltifat görmeyen marifet zayidir. Çalışanlarımızın daha huzurlu daha iyi bir belediyecilik yapabilmesi için uğraştık. Memurlarımız rahat görev yapsın ki gelen insan daha iyi hizmet görsün, bu belediyelerde çok önemlidir. Belediyelere gülerek giren kişinin belediyeden gülerek çıkması lazım. Üretimi arttırmak gerekir, verimliliği arttırmak gerekli. Bunu yaparken de hukuki olmasına şeffaf olmasına dikkat edilmeli. Belediye memurları diğer memurlardan daha farklıdır.
KİMSEYİ DIŞLAMADIK
-Çalışanlar adına ne gibi somut kazanımlar elde edildi, bunlardan bahsedir misiniz?
Hükümetle imzaladığımız sözleşmenin dışında sosyal denge sözleşmesiyle belediye çalışanları için ücretler aldık.
-Kimi sendikaların belli bir ideoloji içinde olduğu, üyelerini bu doğrultuda yönlendirmeye çalıştıkları biliniyor. Sizin için bunu söylemek güç. Farkınızdan biri de bu olmalı?
İnsanların inancından dolayı, renginden dolayı, ırkından dolayı, kısacası düşüncesinden dolayı dışlamadık bundan sonra da dışlamayacağız. Biz herkesi kucaklamak istedik, herkesi kucakladık. Bu duruşumuz bizi tercih nedenlerinden biridir.
İDEAL BELEDİYECİLİK BUDUR
-Ülkemizdeki sendikacılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bana göre Türkiye’de 3 çeşit belediyecilik vardır. Birincisi sosyal belediyecilik. ikincisi tüccar belediyecilik. Üçüncüsü ise yönetici ve organize edici belediyeciliktir. Bir yere bakıyorsunuz sosyal belediyecilik ilkesini benimsiyor, bir yere bakıyorsunuz kamunun yararı için elinden geleni yapıyor. Bunların ikisinin de yanlış olduğunu düşünüyorum. Belediyelerin insanları tembelliğe alıştırmaması lazım, sosyal belediyecilik bunu yapıyor. Diğeri tamamıyla kara dayalı hep para para para düşüncesi vardır, buda yanlıştır. En iyi belediyecilik bana göre yönetici ve organize edici belediyeciliktir. Her ikisinden de hizmetleri yapabilme şansına sahipsiniz.
TAŞERONLAŞMA SÖMÜRÜ SİSTEMİ HALİNE DÖNÜŞTÜ
-Taşeron konusu var gündemde. Bu konuyla alakalı bir çalışmanız, Hükümet’e bir öneriniz var mı?
Taşeronlaşmada maalesef ülkemizde çok ciddi ve büyük sorun var. Bana göre taşeronlaşma bir sömürü sistemi haline dönüşmüş durumda. Taşeronlaşma umulduğu gibi gerçekleşmedi amaç bu değildi. Aslında hizmet alınması çok güzel fakat kuralları belirlenmeli, mevcut kurallar eksik ve yanlış durumda.
-Ücretleri de çok düşük?
Maalesef öyle. Karı koca taşeronda çalışan bir çift şu anda evini zor geçindiriyor.
-Ailevi sorunlar doğurmaz mı bu?
Aile sistemini devam ettirmek de zorlaşıyor bu sistemle. Başbakan diyor ki 3 tane çocuk şimdi 4’e, 5’e çıkardı. Doğru ben destekliyorum bu durumu ancak bu taşeron sistemiyle çalışanların çocuk bakması çok zor. Çocuk yetiştirmek artık çok zor, anneler çalışıyor genelde ve çocuklara bakıcılar bakıyor, çocuklar dengeli bir şekilde yetişemiyor. Nesilleri iyi yetiştirmek çok önemli, iyi nesiller toplumun temel yapı taşlarındandır.
KİRALIK EYLEMCİ OLUYORLAR
-Bu çocuklar kötü ortamlara sürüklenebilir?
Bakın bir şey söyleyeyim size. Bugün gerçekleşen eylemlerde kiralık eylemciler var. Para karşılığında marjinal gruplar çocukların ve işsizlerin eline pankartı veriyor ve eylem yaptırtıyor. Bunu yapan çocuklara bakın bunların hiçbir tanesi düzgün ailenin çocukları değildir. İdeolojik olarak çocukları kullanıyorlar.
-Gündemde olduğu için sormak istiyorum, dağa çıkarılan/kaçırılan çocukların anaları eylemler yapıyorlar, çocuklarını geri istiyorlar ve belediye başkanının o analara tavrı. Neler söyleyeceksiniz?
BDP milletvekillerine bakın hiçbirinin çocuğu dağda değildir, en iyi okullarda okuyorlardır ancak 14 yaşındaki çocuğu dağa kaçırabiliyorlar. Diyarbakır Belediyesi çocuklara piknik vaat ediyor ve çocukların kaçırılması için ön ayak oluyorlar. BDP’liler İstanbul Bebek’ten boğazı seyredip Hakkari Zap Suyun’a ağıt yakan insanlardır. Anaların çocuklarının dönmesi için mücadele etmeleri durumunda o çocuklar gelirler. Oradaki halkın Diyarbakır Belediyesi’ne karşı direnmesi lazım. Anaları ağlatmak belediyecilik değildir, belediyelerin anaların göz yaşını dindirmesi gerekli.
KADRO ZOR, ÖZLÜK HAKLARI İYİLEŞTİRİLECEK
-Taşeron işçiler konusu yarım kalmıştı..
Evet. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Faruk Çelik’le taşeron işçiler üzerine görüşmemiz oldu. Bu işçilerin kadroya alınması zaman zaman dile geliyor ancak çok zor görünüyor. Ancak çalışanların özlük haklarında düzenlemeler yapılacak. Havuz siteminin oluşturulması düşünülüyor, artık çalışanın kaderi patronun iki dudağı arasında olmayacak, çıkarken tazminatlarını alabilecekler. Çalışanlar emekli olurken yine tazminatlarını alacaklar. Şu an ki sisteme göre alamıyorlar. İzin kullanabilecekler ve sendikaya üye olmalarının önleri açılacak. Bir anda istenilenler gerçekleşmese de düzenlemeler olacak. İnşallah bunlar lafta kalmaz Bakanımız Faruk Çelik’e de acil şifalar diliyorum.
İNSAN HAYATI MAALESEF TÜRKİYE’DE UCUZ
-İşçilerin çalışma şartları konusunda bir çok şikayet var. Soma’da yaşanan faciadan sonra tepkiler daha çok arttı. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
İnsan hayatı Türkiye’de maalesef biraz ucuz, insan hayatının değerli olması gerekir. İşverenler daha fazla para kazanmak uğruna insanları değersizleştirmemeli. Emek kutsaldır, alın teri kutsaldır. Tabiî ki ülkemizin kalkınması için hepimizin çalışması lazım. İş güvenliği çok önemli her türlü önlem alınmalı. Nereden olursa olsun iş güvenliğini yerine getirmeyen kurumlar kapatılmalıdır. İş güvenliği tedbirini almayan, kafasına kaskını takmayan, gerekeli kurallara uymayan kişinin de çalıştırılmaması lazım. Şili’de bir madenci 69 gün sonra göçükten çıkabiliyorsa Türkiye’de de çıkabilir. Çalışanlar için her türlü önlem alınmalı prim ve para için insanların hayatı tehlikeye atılmamalı. Kazadan önce 28 Mart’ta ben Soma’da bulunan maden ocağına gittim, kazadan sonra da gittim. Mahkemede olan bir konu olduğu için bir şey diyemeyeceğim ama oradaki mühendislerden ve çalışanlardan edindiğim bilgilere göre bir yerlerde eksiklikler, yanlışlıklar vardı. Bu yanlışlıklar biran önce düzeltilmesi gerekli. Kimin ihmali varsa hesabı sorulması lazım. Ve burada yanlış yapanlara yasalar dahilinde en yüksek ceza verilmeli. Çünkü bu çağda 301 kişinin madenin altında can vermesi büyük bir faciadır. Hükümeti Soma’daki çalışmalarından dolayı kutluyorum çok etkili yardımlarda bulundu. Benim aldığım bilgilere göre 60 milyon TL ile buradaki insanların yaraları hükümet tarafından sarıldı. En azından geride kalan aileler sahipsiz kalmadı.
CEMAAT KENDİ TÜZÜKLERİ ÇERÇEVESİNDE ÇALIŞMALI
-Paralel yapı tartışması sürüyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde bu yapıya mensup kişilerin tasfiye sürecinin başladığı yönünde açıklamalar geliyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Devleti siyasetçilerin yönetmesi gerekir. Cemiyet, cemaat, vakıf ve dernekler kendi tüzükleri çerçevesinde çalışmalı. Dünyayı tabiri caizse cadı kazanı gibi kaynatan kuruluşlarla Türkiye’de bulunan cemaat ve cemiyetlerin ilişki kurmaması gereklidir. Devlette atamaları tayinleri neticede hükümet yapar ama burada yapılan bir yanlışlık var. İnsanların dinlenmesi ve mahremiyetlerine girilmesi ne gelenek göreneklerimizde ne inancımızda hiçbir şekilde böyle bir anlayış yer almaz. Ama bu kavganın kazananı olmaz. Türkiye’de her 10 yılda bir değişik gruplar tarafından kavga ortamı oluşturuluyor. Türkiye’de yaşayan herkesin kardeşane ilişkiler içerisinde yaşaması gerekir. Osmanlı’da da bazı kurumlarda da böyle durumlar yaşanmıştır. Ülkeyi yöneten iradenin tek olması lazım. Paralel yapının derdi öğrenci yetiştirmekse bu öğrencileri siyasi ve ideolojik yerlere kanalize etmeden çalışmaları gerekirdi. Tabi yaptıklarının kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum. Ülkeye ekonomik olarak çok büyük zarar verdiler. Sadece belediyede değil başka işlerlerinde de insanlar birbirinden şüphe etmeye başlamıştır. Belediyede ve diğer kurumlarda bulunan paralelciler kendilerini çok iyi kamufle ediyorlar. Kimisi de bir başkasına çok kolay şekilde iftirada bulunmuştur. Dolayısıyla toplum içinde bir cadı kazanının, fitne kazanının kaynamasına neden olmuşlardır. Birlik ve beraberliğin yeniden oluşması için herkesin kardeşçe hareket etmesi gereklidir. Ne kadar birlikte olursak o kadar güçlü oluruz.
Habervaktim Gazetesi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.