Uyuşturucuyu Denetimde Boşluk Var
Bonzai adlı ölümcül kimyasal, ülke genelinde olduğu gibi Ankara’da da gençlerin yaşamını tehdit ediyor. Kısa bir süre önce Bonzai nedeniyle ölen M.D.’nin ardından Pursaklar’da yaşayan anne-babaların tedirginliği iyice arttı. Pursaklar’da yaşayan eski bağımlı Y.M., “İlçe meydanında her türlü bonzai bulunuyor” bilgisini verirken, Bonzai dahil, her türlü uyuşturucu maddesini kullanan ve şu an eroin bağımlısı olan 20 yaşındaki Emre C., Habervaktim’e çarpıcı ifşaatlarda bulundu. Emre C., torbacıların uyuşturucuyu çok kolay sattığını, denetim ve mücadelede büyük boşluk bulunduğunu söyledi.
Uyuşturucunun yoğun olarak kullanıldığı adreslerden biri olan Ankara Şentepe semtinde oturan Emre ile babasının aktardığı bilgiler, ailelere, duyarlı STK’lara, ilgili kurumlara ve bugüne kadar gerekli düzenlemeler için harekete geçmeyen milletvekillerine yol gösterecek nitelikte. İlk olarak eroin bağımlısı Emre C.’nin dikkat çekici açıklamalarını paylaşalım:
ADIM ADIM BATAKLIK
-Bu illete başlaman nasıl oldu?
İlk arkadaş ortamında başladım.
-Ne içtin?
Esrardı. Belirli birkaç arkadaşım vardı. Onlar işte ‘şurada arkadaşlar var, biraz orada vakit geçirelim’ dediler.
“BUGÜN DE BİR ÇILGINLIK YAPALIM!”
-Ve oralara gidip gelmeye başladın?
Evet. Böyle yeni ortamlara falan girmeye başladım. Ergenliğin vermiş olduğu bir şeyle ‘bugün de bir çılgınlık yapalım, bugün diskoya gidelim, bugün pavyona gidelim… Böyle böyle alkolü çoğalttık. Pavyondan sonra yeni arkadaşlarla tanışınca baktık onlar esrar içiyor. İlk defa yanlarına gittiğin zaman ‘ya al bir defa içelim, bir şey olmaz’ falan dediler. Böyle uzatılır. Bir içersin o ilk içme zaten sana haz veriyor. Biraz daha böyle kendini ağa, paşa hissediyorsun. O anki sıkıntılarını alıyor. O yüzden onu seviyorsun. Bu arkadaşların yanına gitmeyi sıklaştırıyorsun. Normalde o sırada bağımlı falan değilsin. Ama kendin istiyorsun.

-Esrarla başladın işe?
Evet, esrarla başladık. Belli bir müddetten sonra hani bunun da dozajı çoğalıyor.
POŞETİNE FİŞEK DERİZ
-Nasıl yani, kesmiyor mu?
Kesmiyor. Mesela biz esrarın bir poşetine ‘fişek’ deriz. Bu bir fişek bir kişiye normalde yeter. Zamanla 4-5 fişek esrar ancak… Yani çok ufak kafa yapıyor. Haz vermiyor artık. Zevk almıyorsun. Ondan sonra torbacılara, satan arkadaşlara ‘Daha farklı bir şey var mı? Artık bu kafa yapmıyor’ diyorsun. ‘Bizim arkadaşlar Bonzai, Jamaika falan içiyorlar’ diyor. Bir deneyelim diyorsun.
-Sonra Bonzai’ye mi geçtin?
Jamaika, Bonzai zaten aynı. Esrara başlayınca bulunduğun şehrin en ünlü torbacıları, en iyi mal alabileceğin yerleri öğreniyorsun. Artık oralardan almaya başlıyorsun.
-Bonzai adlı illet sana zarar vermedi mi? İşte son günlerde haberlerde görüyoruz bir sürü insan ölüyor?
İçtim, üç saat boyunca şöyle durdum, kaskatı kesildim (Öylece durarak, bize gösteriyor).
KİLİTLENDİM, KİMSE KALDIRAMADI
-Bedenin tutuldu galiba?
Kilitlendim, üç saat kilitlendim. Kimse kaldıramadı. Felç de olabilirdim. Belli bir süre sonra bıraktım. Ben yine şükrediyorum. Bir arkadaşım daha vardı. O daha kötü oldu. Böyle ağzından salyalar akmaya başladı, kilitlendi falan. ‘Çocuk ölecek’ dedik yani. Hastaneye götürmeye çalıştık, yolda artık kendine gelmeye başladı. Sonra vazgeçtik. Şimdi hastaneye gideceğiz daha çok sorun olacak.
- Bonzai’den ölümler nasıl oluyor, arkadaşlarından kaybettiğin oldu mu?
Aldıktan 4-5 saniye sonra kafa yapıyor. Beynin böyle sıkıştırılmış gibi, bir çınlama sesi… Oturduğun yerden halüsinasyon falan görüyorsun. Seni mutlu ediyor. Kalp atış hızın daha fazla artıyor. Nefesin daralıyor. O sırada kalbin fazla hızlanması öldürüyor. Genellikle zaten ilk kullananlarda ölümler oluyor.
-Arkadaşlarından, tanıdıklarından ölen oldu mu?
Hatırlamıyorum.
-Uyuşturucu kullanımı sonra kademe kademe yükseliyor mu?
Bonzai, Jamaki, esrardan sonra Extacy’ye başlıyorsun. Artık bunları karıştırarak içiyorsun. Artık hiçbirisi kesmiyor. Hapların sayısını yükseltiyorsun. Yine yetmiyor. Uyuşturucunun içinde olduğun için ‘yeni madde geliyor, çok güçlü’ duyumunu alıyorsun. Kullanalım diyorsun. Yani önce esrardan başlanılır. Eroine direkt başlayamazsın. Çünkü eroinin çok zararlı bir şey olduğunu haberlerden falan duyduğun için o sırada korkuyorsun. Ama esrar zaten seni eroine götürüyor.
-Peki bunun sonu nereye varıyor, o kesmiyor, bu kesmiyor, doz hep yükseliyor?
En son nokta eroin.
-Genceciksin, 20 yaşındasın. Senin sonun ne olacak?
Ölüm ya da cezaevi. İkisinden birisi.
-Tedavi olunmuyor mu?
Son noktaya yani eroine geldiğin zaman kurtulman biraz değil, çok fazla zor. Hem de çok zor.
“TORBACILARA GÖZ AÇTIRILMAMALI”
-Bu konuda devletin de tedavi için size yardımcı olması lazım?
Devletin önce uyuşturucuyu ortadan kaldırması ve bu kadar göz açtırmaması lazım. Böyle polisin yanına giderek, işte ‘abi mal aldım gidiyorum’ dememem lazım ya! Bunu dememem lazım.
-Satıcılara yönelik baskıyı arttırması mı gerekiyor?
Baskıyı arttırması lazım. Sokaklarda dolaşan ekiplerin daha uyanık olması lazım.
-Torbacılar uyuşturucuyu kolay satıyor mu?
Çok basit. Nasıl buradan bir çikolata alıyorsam oradan da aynı şekilde madde alıyor. Herkes alabiliyor. Şu an mesela seni tanımıyor diye sana vermeyecek değil. Sana da verir.
-Yeteri derecede denetim yok o zaman?
Denetim yok.
-Bu hususta yetkililere bir çağrın var mı?
Devletin bu torbacılara böyle göz açtırmaması lazım. Uyuşturucuyu ulaşılamaz kılsınlar. Böyle olduğu zaman ‘bulamıyorum, en iyisi bırakmak’ diyecek. Artık tedaviye yönelecek.
“YA HIRSIZLIK YAPACAKSIN…”
-Bugün eroin içtin mi?
İçtim. İçmeseydim zaten şu an burada konuşuyor olamazdım.
-Ne halde olacaktın?
Kriz geldiği zaman bağımlı olan birisini burada kilitleseniz de duramaz.
-Her gün içiyor musun?
Her gün almak zorundayım.
-Kriz geldiğinde farklı bir insan mı oluyorsun?
Krize girdiği anda hiçbir şey görmez. Şimdi ben neden buna son nokta diyorum; eroinde kriz var, yoksunluk var. Ve de onu sürekli almak zorunda. Ama diğer maddelerde böyle şey çok fazla yok. Normal bir insanın haline dönmek için içiyorsun.
-İçtikten sonra pişmanlık duyuyor musun?
Zaten her içtikten sonra bırakma isteği geliyor. Kurtulmaya çalışıyorsun olmuyor. Çalışamıyorsun da. Çünkü günlük bir madde arayışındasın.
-Bu arada açıktan liseye devam ediyorsun değil mi?
Evet ama beynim hasarlı olduğu için bir şeye konsantre olamıyorum. Bugün öğrendiğin şeyi yarın hatırlamıyorsun. Şu an bu konuştuklarımızı yarın hatırlayacak mıyım bilmiyorum yani.
-Peki diyelim paran da yok, bugün eroin içemedin ne yapacaksın?
Ya hırsızlık yapacaksın ya da evden falan alacaksın. Evdekileri bunaltacaksın. ‘Verin, ortalığı dağıtacağım’ deyip öyle alacaksın.
-O gün içmen lazım yani?
Bir şekilde bulup içeceğim. Başka çaresi yok.
-E çalışmıyorsun, borç da alamıyorsun. Yani iş hırsızlığa falan mı gidiyor?
Bu uyuşturucuya başladıktan sonra belli bir süre sonra aile para vermiyor. Arkadaşlarından borç ala ala artık arkadaşların da borç vermiyor. Ne yapacaksın? Ya hırsızlık yapacaksın, gasp, ev işi, araba işi, kömürlük ne bulursan artık…
-Uyuşturucu, eroin illeti diğer suçların da önünü açıyor?
Uyuşturucu ortadan kalksın eminim suç oranı yüzde 50 düşecektir.
-Aile ilişkileri nasıl etkileniyor bu durumdan?
Aile belli bir yerden sonra işte sana para vere vere, hastaneye yatırıyor, tedavi olmaya çalışıyorsun, hiçbir faydası olmuyor. Tekrar çıkıp içiyorsun, onları bunaltıyorsun, huzursuzluk… Artık aile seni istemiyor.
-İstemiyor derken?
Git diyor ya! ‘Git gelme artık. İstemiyoruz seni’ diyor.
-Seni siliyor yani?
Siliyor. Eğer daha da başına bela olursan seni polise de haber verebiliyor.
-Onlar için de acı bir durumdur. Evladını kaybediyorsun?
İki yabancıdan daha kötü olursun. Bildiğin düşman oluyorsun. Eroine başlayana kadar ailem hiçbir madde içtiğimi bilmiyordu. Öyle bir yoksunluk yaşamıyordum. Bugün illa esrar içeceğim diye bir şey yok yani.
-Eroin son safha?
Evet.
-Ailenin etraftan gizleme durumu oluyor mu?
Tabii. Çocuğunuz eroin bağımlısı olup da çevreden dışlanmak ister misiniz?
“YANLIŞ TEDAVİ UYGULANIYOR”
-Tedaviyi devlet hastanelerinde mi gördün?
İki kere tedavi gördüm. Birini Ankara Numune Hastenesi’nde, diğerini de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gördüm.
-Hiç sonuç vermedi mi?
Hastanelerde ilaçları kafalarına göre veriyorlar. Suboxone diye bir ilaç var. Bu sefer bu ilaca bağımlı oluyorsun.
-O zaman Türkiye’de tedavi süreci düzgün yürütülmüyor?
Aynen öyle. Bir de yanlış tedavi uygulanıyor. Yine de Gazi Üniversitesi Hastanesi’nin tedavi yöntemi Numune Hastanesi’ne göre daha iyi.
-Peki hiç mi düzelmedin?
Yok. Aynen madde kullanmaya devam ettim. Gazi Hastanesi’nde 28 gün Suboxone tedavisi gördüm ve çıktıktan sonra da o ilacı kullanmaya devam ettim. Suboxone da bağımlılık yapıyor. Bu ilacı da belli bir yerde kesmen lazım ve kestiğinde tekrar krize giriyorsun. Bunu için tekrar hastaneye yatmak zorunda kalıyorsun ve yine çektiğin acıları bir daha yaşamaya devam ediyorsun.
Hastaneden çıktıktan 3 buçuk ay sonra tekrar eroine başladım. Çünkü bu sefer de Suboxone krizi yaşıyordum. Bu krizi atlatmak için de mecburen eroin kullanmaya devam ettim.
-Çözümü ne?
Çözümü benim gözümde çip. Çip dediğimiz olay da İstanbul’da iki hastane tek yapıyor. Vücudu kesiyorlar, misket gibi cihazı yerleştirip dikiyorlar. O çip takıldıktan sonra içsen de istifra ediyorsun, içemiyorsun ve de canın istemiyor artık. İçesin gelmiyor. Eski hayatına yeniden dönüyorsun. Ya diyorsun ki ne güzel bir şeymiş. Krizle dolaşmak yok… Takılan arkadaşlar anlattı.
-Sen faydalanamadın değil mi?
Faydalanmadım. 2 buçuk ay geçtikten sonra o çip artık erimeye başlıyor. Kontrol altına alman için bir iki seneyi geçmesi lazım. Yeni bir çip taktırmamız lazım. Tedavi merkezlerinin sayısı arttırılmalı. İmkanlar tam olarak sağlanamıyor.
Kaynak: Habervaktim gazetesi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.