Dünyanın tüm yoksullarına adanan şiir

Dünyanın tüm yoksullarına adanan şiir
Bugün 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü. Değerli şairimiz Cahit Koytak'ın, "yoksullardan biri olmanın onurunu taşıdığı" için dünyanın tüm yoksullarına adadığı "Önden Yırtılan Gömlek" adlı şiirini biz de tüm mustazaflara, sömürülenlere, emekç

ÖNDEN YIRTILAN GÖMLEK 

 
İktidar, yol üzerinde bulduğun şu tekeş ayakkabı, 

En belalı sınavıdır, Tanrı'nın. 

Gözünü açıp da, çalıların, dikenlerin arasında 

Onun yitik eşini, adaleti de bulup giymezsen öteki ayağına, 

Yandın, ey Kral, yandın ey Başkan, yandın ey petrol şeyhi! 

Bu durumda, seke seke gitmektense, 

Cehenneme kadar yalınayak koş daha iyi! 

Ve siz, benim yoksul, benim aziz dostlarım, kardeşlerim, 

Siz, yüksek oktanlı refah ve demokrasi için kanları petrole katılanlar 

Bakın, "Uygarlık ve barış" diyor bu Kuzeyliler, 

"Özgürlük ve refah" diyor Romalı Kayzer, 

Halkın, celladını kendisinin seçmesi falan feşmekân… 

Söyleyen onlar olunca, on sefer düşünüyorum, ben, 

Kırk sefer düşünüyorum ve yalan diyorum, 

'Hakikat olsa da', yalan! 

Peki, ya sen ne diyorsun, kardeşim Moritanya? 

Peki sen ne diyorsun Fas, sen ne diyorsun Cezayir, 

Sen ne diyorsun Mısır, sen Libya, sen Ürdün, 

Sen Katar, sen Yemen, sen Sükutî Arabistan? 

Onların senin ağzının kenarına iliştirmek istedikleri 

Bu kirli karanfiller, bu, barut ve üre kokan yapay süs çiçekleri, 

Sömürgeli muhbirlerin sonunu hatırlatmıyor mu sana? 

Hani şu önce tüyleri dolar rengine boyanıverip av tazılarının, polis köpeklerinin arasına katılan 

Sonra, ya sınır tanımayan oburluklarından 

Ya da rahimlerinde döllenen şeytanın büyüklüğünden karınlarını taşıyamaz hale gelince 

Şakaklarına seksen sentlik bir kurşun sıkılan yahut ipe çekilen 

Şu zavallı, çaputsu hainlerin sonunu, hatırlatmıyor mu sana, 

Ne dersin, sen yoksul Darfurlu, yoksul Nouakhottlu, 

Yoksul Bağdatlı, yoksul Felluceli, Yoksul Beyrutlu? 

Peki, ya siz Ekselansları, ya siz Majesteleri, 

Sizler ne buyururdunuz? Özgürlük, eşitlik, tarz-ı şûravî? 

A evet, evet, sizler omuz silkiyorsunuz, 

Susma hakkınızı kullanıyorsunuz, doğal olarak… 

Pekâla… Pekâla… Sizler susmaya devam buyurun! 

Şu kovulmuş melekle fiskoslarınıza yani, 

İyidir, iyidir, kaht-ı ricalden iyi, fitneden iyi, ölümden iyi! 

Sürdürün sabır kürlerinizi, dua kürlerinizi, uyku kürlerinizi sizler, 

Ben kalkıp Bağdat'a gideceğim, Filistin'e gideceğim 

Mezarından kaldırmaya İnsanlığı; 

Ama Romalı Lejyonerlerin yaptığı gibi 

Kefenini, altın dişlerini, iç organlarını soymak için değil, hayır, 

Önden yırtılmış günah gömleğini, 

Şu kapkara vicdanını söküp göğsünden, 

Kürsüsünün önüne atmak için, Yargıçlar Yargıcının. 

Tabii, Roma'nın korkunç cinayetleri, 

Roma'nın ve Siyon'un efelikleri karşısında 

Tam da ölülerden bekleneceği gibi 

Sustuğu, susmayı seçtiği için, 

O 'İnsanlık' dediğimiz tabansız hortlak 

Utançtan ve korkudan yerin yedi kat 

Dibine tüymemişse, doğal olarak… 

 
Cahit Koytak / 10 Aralık 2006

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.