“Oyun Havaları” Pavyonlaştı

“Oyun Havaları” Pavyonlaştı
Son dönemde hızla yayılan ve ahlaksızlıkta birbirleri ile yarışan sözde “Ankara Oyun Havaları”, kültürümüzdeki yozlaşma ve gerçek değerlerimize sahip çıkılmamasının bir sonucu olarak gösteriliyor.
Ankara Kulübü Derneği Başkanı Dr. Metin Özaslan “Ankara’ya ne verdikte ne istiyoruz” dedi.
 
Kültürümüzde yaşanan yozlaşmanın yansıdığı alanlardan bir tanesi de Türk gelenek, görenek, aile yapısına uygun olmayan “Ankara Oyun Havaları”. Habervaktim olarak bu yozlaşmayı mercek altına aldık. 
 
Yaz aylarıyla birlikte mahalle aralarında yapılan düğünlerden kulak tırmalayıcı ve rahatsız edici müzikler yükselmeye başladı. Bunun yanında Ankara’da gece gündüz oyun havaları çalan radyo sayısında da bir artış sözkonusu. 
 
“ERYAMANDAN ELVANDAN, DOLANDA GEL SİNCANDAN, ABOOOO VAROL” 
 
Türk aile yapısına uygun olmayan sözlerle harmanlanarak yeni nesle oyun havamız şeklinde sunulan bu müzikleri hem de Ankaralı olmayan kişiler icra ediyor. Ankara kültürü; “Eryamandan Elvandan, Dolanda Gel Sincandan, Aboooo Varol”  şeklindeki sözlerle bağdaştırılarak kültürel mirasımız olan oyun havaları yanlış şekilde halkımıza aktarılıyor.
 
İNSANIMIZIN YAZILMAYAN ROMANI TÜRKÜLERDE SAKLIDIR
 
Oysa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ifadesiyle Türk insanının yazılmayan romanı türkülerde saklı… Nasıl ki içerisinde toplumsal acıları, sevinçleri, isyanları barındıran türkülerimiz, halaylarımız, zeybeklerimiz ve horonlarımız birer halk müziği eseri ise ‘Ankara Oyun Havaları’ da bu kültürün bir parçası fakat dejenere edilmeksizin, yozlaştırılmadan ve toplumsal ahlakı zedeleyici bir araç olarak kullanılmadan orijinaline sadık kalınarak icra edildiğinde.
 
GERÇEK DEĞERLERİMİZ YETERİNCE BİLİNMİYOR
 
İspanya’nın flamenkosu, Küba’nın salsası, Arjantin’in tangosu, Brezilya’nın sambası dünyaca tanınırken Ankara’nın misketi, Ege’nin çökertmesi ne yazık ki kendi neslimiz tarafından dahi bilinmiyor.
İşte Ankara Oyun Havaları ile sadece müzik alanında gözlenen fakat genel olarak toplumun her kesimine yansıyan bu yozlaşmayı Habervaktim olarak başta Seymenlik olmak üzere Ankara ve değerlerine sahip çıkmaya çalışan, 1932 yılında kurulmuş Ankara Kulübü Derneği Başkanı Dr. Metin Özaslan ile konuştuk.
 
ÖZASLAN’DAN ÇARPICI TESPİTLER
 
-Son dönemde Ankara Havaları adı altında çıkan albümler, mahalle aralarında yapılan düğünlerde ortaya çıkan kişiler Ankara’yı ve Ankara kültürünü temsil ediyor mu?
 
Hayır, temsil etmiyor. Fakat Ankara’nın 3’te 1’i Ankaralı, diğer kısım ise civardaki Orta Anadolu illerinden gelenlerden oluşuyor. Eskiden Ankara’nın ilçesi olan Yozgat, Çorum, Çankırı gibi illerden…
 
Aslında bunların birçoğu Kastamonuludur, Çorumludur, Yozgatlıdır. Ankaralı çok azdır içlerinde. Bir de bu müzik Orta Anadolu müziğinin karmasıdır, Orta Anadolu arabeskidir. Ankara’daki en altta en tabanda gelişen müzik türüdür.
 
Orta Anadolu Ankara’nın hinterlandıdır. Bir Çorumlu ben Ankaralıyım derken haklı. Çünkü bende Çorumluyum. Fakat piyasalaşmış, pavyonlaşmış, darbukalaşmış, kaşıklaşmış bir müzik var ortada. 
 
İŞTE ANKARA’NIN GELENEKSEL MÜZİĞİ
-Ankara’nın kendi müziği yok mu, o nasıldır?
 
Ankara’nın kendi müziğinde kaşık, ritim sazlar, darbukalar yoktur. Ankara geleneksel müziği bu değildir. Ağır, kostak kostak bir yapısı vardır. Hüdayda çift sesli polifonik bir armoniye sahiptir. Fakat piyasa sanatçıları bu müzik tavırlarını bilmezler ve tamamen piyasalaştıran, düzleştiren bir yapı ortaya çıkar.
 
Aslında Ankara’nın yozlaşmış kültürü noktasında hep sivrisineklerle uğraştık. Fakat bataklığı doğru tespit edemedik. 
 
ANKARALI TURGUT’TAN OPERA MI BEKLİYORUZ?
-Bu nokta çok önemli, açar mısınız biraz lütfen? 
 
Bakın bugün Ankara’yı; “Ben böyle sanatın içine tükürürüm” diyen bir anlayış idare ediyor. İbni Sina der ki; “Sanat, bilim itibar görmediği yerden göçer, gider.” Ankara sanatta içi boşalan bir şehirdir. Dolayısıyla meydan boşaltılınca, gerçek sanata değer verilmeyince bu görüntü ortaya çıkar. Aynı zamanda bir sosyolog olarak söylüyorum bu idare anlayışıyla insanlara, topluma ne verildi de ne bekleniyor? Onlar Ankara’ya tutunmaya çalışan insanlar. Ankaralı Turgut’tan opera mı bekliyoruz?
-Meydan onlara mı terk edildi yani?..
 
Öyle tabi. Ankaralı Turgutlar, Ankaralı Namıklar belki yetenekli kişiler fakat eğitim olmadığı için, sokakta yetiştikleri için kendilerine göre bir tarz geliştirdiler ve süreç böyle gelişti. Yani meydan boş bırakılınca onlar tarafından dolduruldu. Ben kabahatin Ankara’yı yöneten zihniyette olduğunu düşünüyorum. Çünkü Ankara’yı yöneten zihniyet sanat anlamında Ankara’nın içini boşaltmış kültür damarlarını kurutmuştur.
 
KEDİYE SEYMEN ELBİSESİ GİYDİRMEK SEVİYESİZLİĞİN DANİSKASIDIR
 
-Son yerel seçimlerde “Ankara’nın Bağları” adlı parçanın Melih Gökçek tarafından seçim şarkısı olarak kullanılması söz konusu olmuştu. Bu Ankara’nın tanıtımı mıdır? Yoksa sanatın siyasete malzeme edilmesi midir?
 
Ankara birbirine hemşeri olan Orta Anadolu insanının ortak kültürünü yansıtan bir şehirdir. Fakat artık türküler bile siyasete popüler malzeme yapılmaktadır. Fakat bunlar yapılırken filin zücaciye dükkanına girdiği gibi yapılıyor. Hatta Seymenlikle dalga geçer gibi yapılıyor. En son Ankara kedisinin üzerine Seymen elbisesi giydirildi. Ankaralılar buna tepki gösterdi, hepsi toplandı. Kedi de bizim kedimizdir. Fakat kediye Seymen elbisesi giydirmek seviyesizliğin daniskasıdır. Ankaralıyla Ankara kültürü ve değerleriyle dalga geçmenin daniskasıdır. Hâlbuki bize sorulsa o kadar güzel projeler ve düşüncelerimiz var. Hem de bütün Ankaralı o yaptı bilecek. Fakat bu yapılmıyor.
 
KENDİ KENDİMİZE AHKAM KESİYORUZ
 
-Ankara’da yerel olarak sadece oyun havası çalan radyolar da var hatta bu yozlaşmadan rahatsız olduklarını bile ifade ediyorlar. Medyanın bu konudaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Müzik toplumun genel estetik, kültür düzeyinin bir yansımasıdır. İyi müziği, edebiyatı geliştirmek istiyorsanız topluma ona göre hizmetler sunarsınız. Dolayısıyla hem yozlaştırıp hem de bundan şikayetçi olmak tam bir çelişkidir. Aslında ilk sanat kurumları Ankara’da kurulmuş, hocalar, talebeler burada yetişip Türkiye’ye yayılmıştı. Fakat artık Ankara bu özelliğini kaybetti. Ankara dünyaya kapanmış uluslar arası organizasyonlara ev sahipliği yapamıyor. Dünya başkenti olmak derdi ise hiç yok. Diğer taraftan Ankara kırsal kesimden hızla göç almaya devam ediyor. Ekonomik verilere baktığımızda ise Ankara son 25-30 yıldır mütemadiyen gerileyen içe kapanmış bir şehir. Şimdi bu şehirde yokluk çok, yoksulluk çok daha bir bayram öncesinde hiçbir belediye işportayla mücadele dahi edemiyor. Yani gelen insanlara doğru düzgün bir iş, aş verememişsiniz sonra Çankaya’dan oturup bu ne biçim müzik diyerek kendi kendimize ahkam kesiyoruz.
 
“ANKARA’NIN DİKMENİ” DE NE ÖYLE?
 
-Aslında yaşanan bu yozlaşmanın bir adım ötesine geçildi. Ankara’nın Dikmeni adında bir dizi yapıldı ve orada Ankaralı yoz, görgüsüz, taşralı olarak gösterilirken İstabullu medeni olarak gösteriliyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
 
Hayır, aslında İstanbul bırakın senfoni müziğini popüler müziğin merkezidir. Ankara’ya oryantalist bir İstanbul bakışı var. Bu bakış doğuya batının bakışının bir benzeridir. Bu dizi de onun bir yansıması. Halbuki İstanbul’daki sanatın altyapısı da Ankara’dır. İstanbul popüler kültürün merkezidir. Ankara ise yüksek sanatın merkeziydi fakat biz bunu yanlış yönetimden dolayı kaybettik. İşte Ankara’nın bir talihsizliği de bu. Yani yönetiminden sanatına kadar Ankara’ya tepeden İstanbul’daki yalılardan bakan ve burayı taşra gören bir zihniyet var.
 
NELER YAPILMALI
-Ankara’nın imajını, kültürünü kurtarmak için neler yapılabilir?
 
Ankara başkenttir ve Türkiye’nin vitrinidir. Dolayısıyla devlet desteğiyle Ankara’nın değerleri ortaya çıkartılmalı, ayağa kaldırılmalı. Ankara’nın önemli günleri 27 Aralık, 13 Ekim yaşatılmalı. Uluslar arası festivaller yapılmalı. Japonların Samuray kültürü var, Amerikalıların inek çobanı kovboy kültürü var ve tüm dünya biliyor. Bizim bir Seymen kültürümüz var. Seymenlik yeniçerinin eskisidir, ülkenin bağımsızlığını temsil eder. Fakat bunun tanıtımı için çaba sarf edilmiyor.
 
ANKARA KALESİ
-Öncelik ne olmalı size göre?
 
Önce kaleden başlanmalı. Kale Ankara’nın omurgasıdır. Ben dünyada çok şehir gezdim. Böyle bir kale kente sahip olan şehir görmedim. Fakat yıllardır mezbele olarak kaldı. Yangın çıkıyor söndürülemiyor, turist geliyor tuvalet yok. Sahipsizlikten dolayı adeta insanların gitmeye çekinir olduğu bir hale geldi. Bizim kalemiz varken bizim paramızla başka yerlere yapay kaleler yapılıyor bugün.
 
AHİLİĞİN ÖNEMİ BİLİNMİYOR
 
Ankara bir ahi şehridir ve ahi ifadesi Türk demektir. Türkün dürüst ticaret erbabıdır, Türkün ahlak tarafıdır, Türkün kılıcı, kalemidir ahilik. Çalışkan bir şehirdir Ankara. İnsanlar üretmiş, akşam zaviyelere kazancını getirmiş, ihtiyacı olan almıştır. Kalanı hastalara, düşkünlere, muhtaçlara dağıtılmıştır. İşte böyle bir anlayış ve inancın başkentidir Ankara.
 
SEYMENLER DÜĞÜNLERE GİTMEZ LAKİN BUGÜN… 
 
Ankara, Ankara’nın değerlerini bilmeyen bir zihniyet tarafından yönetiliyor. Ankara’yı artık birilerinin sahiplenmesi lazım. Bir Ankaralı duyarlılığı oluşturulmalı. Biz bunun için çalışıyoruz. Ankara Seymen kültüründe Seymenler düğünlere gitmez. Fakat bugün artık sırf düğünler için Seymen ekipleri oluşturulduğunu görüyoruz. Onlar köçek ekipleridir. Seymenlik aslında bir sivil inisiyatif gücüdür, gönüllü yapılanmadır, Anadolu eridir. Her birinin mesleği vardır. Zorunluluk durumunda bir araya gelirler ve harekete geçerler. Seymen alayı basit bir karşılama değildir. Büyük bir galeyandır. Adeta devlet kurma geleneğidir. Türkler de devlet kurma profesörüdür. Bizler bugün hamasetini yaparken doğrusunu bilmiyoruz.
 
-Bu işlerin dünyada nasıl yapıldığı konusundaki yorumunuz nedir?
 
Bakın ben doktoramı Nottingham Üniversitesi’nde yaptım. Onlara sorduğumda Robin Hood’un bir eşkıya olduğunu söylediler. Fakat dünya bir kahraman olarak biliyor. Yine Japonlar Samuray geleneğini dünyaya pazarlıyor. İki defa uzun zaman Japonya’da kaldım. Onların kılıçları bizim Türk kılıçlarının yanından bile geçemez. Fakat biz enerjimizi başka şeylerde harcıyoruz. Elimizin altında böylesi derin ve köklü bir kültür var. Değerini bilelim ve sahip çıkalım.
 
K.Bahaeddin Carda / Habervaktim

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum