İşte Başkent’in En Büyük Sorunu
Nüfusu gittikçe artan başkent Ankara’da trafik günden güne daha büyük bir sorun olma yolunda ilerliyor.
Ankara'nın hızla gelişmesi, büyümesi ve şehir yönetiminin bu dinamizme yetişememesi trafik sorunu gibi önemli bir sorunu ortaya çıkarıyor. Yerel seçimlerden önce yapılan anketlerde Ankaralı, ‘Ankara’nın en büyük sorunu nedir’ sorusuna yarıdan fazla bir çoğunlukla ‘ulaşım’ şeklinde cevap veriyor.
İşe gidiş-çıkış saatlerinde ya da eğitim-öğretim zamanlarında daha da artan yoğunluk artık günün her saatinde Ankara trafiğinde gözlenebiliyor. Artık araç sahibinden yayasına, metroyu kullananından otobüs, dolmuşla seyahat edenine kadar hemen tüm Ankaralının çilesi haline gelen trafik sorununu Habervaktim olarak bir dosya halinde yetkilileriyle birlikte mercek altına aldık.
DOĞRU-İŞLEVSEL BİR TRAFİK PLANI YOK
Ankara’da ulaşım konusunda bir kördüğüm oluşmuş durumda ve bu kördüğüm ancak çok uzun vadeli atılımlarla çözülebilecek bir hale gelmiş görünüyor. Gazi Üniversitesi’nin yürüttüğü ‘Ulaşım Ana Planı’ çalışması devam ederken, daha önce hazırlanıp hedefleri tutturulamayan Ankara 2015 Ulaşım Ana Planı öylece masada duruyor.
Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim, Ankara’da son 15-20 yıldır ulaşım probleminin özel araç sahipliği üzerinden katlı kavşaklar, yol genişletme çalışmalarıyla çözülmeye çalışıldığını fakat dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin özel araç sahipliğine dayalı ulaşım sistemini reddettiğini belirtti.
Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı ve Şehir Plancısı Dr. Metin Özaslan da Ankara'nın temel sorunlarının başında tüm alanlarda plansızlığın geldiğini ifade ederek şunları söyledi: "Ankara, kısa, orta ve uzun vadeli planlar yerine günlük kararlarla yönetilen bir şehir durumunda."
ANKARA’NIN EN BÜYÜK PROBLEMİ PLANSIZLIK
Ulaşım, şehir plancılarının, inşaat, ulaşım, altyapı mühendislerinin birlikte çalışması ve şehrin eğitim, sağlık, konut alanlarıyla birlikte belirli bir plan dahilinde ele alınması gereken kompleks bir konu iken Ankara’nın plansız bir şekilde ilerlediği hatta var olan planlara dahi uymadığı bir gerçek.
Ankara’nın en büyük probleminin plansızlık olduğunu belirten Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim, Büyükşehir Belediyesi’nin 2015 Ulaşım Planı kararlarının yarıdan fazlasını gerçekleştiremediğini, aynı şekilde 2007’de yapılan ‘2023 Başkent Nazım İmar Planı’nın üzerinde şimdiye kadar Büyükşehir Belediyesi tarafından 400’e yakın değişiklik yapıldığını ifade etti.
Bunun sebebinin ise işleyen piyasa mekanizması olduğunu anlatan Sevim şöyle devam etti: “Yatırımcı geliyor, belediye başkanına diyor ki; ‘benim şöyle bir yatırımım var ve şöyle bir araziye ihtiyacım var, şurayı da aldım. Burayı benim yatırımıma uygun imar durumuna getirin.’ Mesela Eskişehir yolunun son 10 yılda yapısını incelediğimizde planda olmadan günübirlik plan tadilatlarıyla bir sürü AVM’ler türüyor. Böylece bir tarafta imar tadilatları gerçekleşirken diğer tarafta ulaşıma günübirlik çözümler getiriliyor.”
TRAFİK SORUNUNUN TEMEL NEDENİ PLANSIZLIK ve YÖNETİM
Hazırlanacağı duyurulan Ulaşım Ana Planının yapılmasının ana nedeninin 2012 yılı sonunda 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile ulaşım ana planlarının hazırlanması, düzenli aralıklarla güncellenmesi ve yenilenmesinin zorunlu kılınması olduğunu ifade eden Şehir Plancısı Dr. Metin Özaslan; "TBMM Başkent Ankara’nın Ulaşım Ana Planının hazırlanmasını yasal bir gereklilik olarak kanunlaştırmıştır. Bu gelişmeler bize, Ulaşım Ana Planının Ankaralıların ihtiyacından ziyade, sanki yasanın gereğini yerine getirmek izlenimini vermektedir. Sanki durum bir yasak savmadır." dedi.
Ankara'nın trafik sorununun temel nedeninin plansızlık, kamu yararından ziyade rant amaçlı yönetim olduğunu belirten bir diğer isim Şehir Plancısı Dr. Metin Özaslan "Bir yerde trafik tıkanıyor, hemen oraya battı çıktılar yapılıyor, ardından devamı olan hat tıkanıyor, bu sefer oraya yapılıyor. Gündelik palyatif çözümler nedeniyle şehir otoyola döndü, kent içi trafik kazaları arttı ve hayat zorlaştı. Plan yönetimi sınırlar, disipline eder. Ancak yönetenlerin böyle bir derdi yok" şeklinde konuştu.
ULAŞIM ANA PLANI DAHA ORTAYA ÇIKMADAN DELİNİYOR
Bir yıldan fazla bir süredir Gazi Üniversitesi’nin 50’ye yakın akademisyenle yürüttüğü çok ciddi bir çalışma olan Ulaşım Ana Planı’nın ciddiliğine yönelik yerel yönetim karar almıyor.
Ulaşım Ana Planı yapılırken tartışmalı Ankara Bulvarı, ODTÜ yolunun açıldığını, hava alanı metrosunun meclisten kararının çıktığını, Anadolu Bulvarı’nda, Konya yolunda şerit genişletmesinin yapıldığını, garın arkasında YHT gar projesinin başlatıldığını ifade eden Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim; “Bir taraftan kamu kaynağıyla belediyenin hazırlattığı Ulaşım Ana Planı üzerinde çalışılırken, diğer taraftan bu projelerle plan daha ortaya çıkmadan deliniyor. Normalde olması gereken projelerin bir sene boyunca bekletilmesi ve plana entegre edilip edilmeyeceğinin tartışılmasıdır. Bir boyacıya bile duvarı boya dediğinde arkasından sen başka renge boyarsan bu boya olmaz.” şeklinde konuştu.
SORUN ÖZEL ARAÇ SAHİPLİĞİYLE, KARA ULAŞIMI YÖNTEMİYLE ÇÖZÜLMEZ
İşte bu plansızlıkla Ankara ulaşımı bir çıkmaza girmiş durumda. Bu çıkmaz ise en hızlı ve basit yöntemlerle yani şerit, kavşak sayısını artırılarak çözülmeye çalışılıyor.
Bu konuda Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim; “Ulaşım sorununun nasıl çözülmeyeceğini biliyoruz. Bu sorun bütün dünyanın mutabakata vardığı şekliyle özel araç sahipliğiyle, kara ulaşımı yöntemiyle çözülmez. Ulaşım sorunu, raylı sistemin de içinde olduğu konut, sağlık, eğitim, kamu alanlarıyla birlikte topyekun ele alınarak çözülebilir. Şu anda bu anlayıştan çok uzağız.” şeklinde konuştu.
KENT MERKEZLERİNDE ARABAYA İHTİYACINIZ YOK
Kızılay, Sıhhıye, Ulus gibi merkezi yerlere araçla giriş çıkışların gittikçe daha da zorlaştığı artık açık bir gerçek. Fakat doğru olan merkezi yerlere araçla girip çıkmak mı?
Batı’da bütün gelişmiş şehirlerdeki merkezlere araçların girmediğini ya da sınırlı bir şekilde girdiğini, Ankara’da ise kent merkezinin inanılmaz bir trafik yükünün bulunduğunu belirten Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim bu konudaki sorularımızı şöyle cevapladı; “Bunun çözümü kesinlikle yok. Çünkü merkezde kent dokusu oturmuş vaziyette olduğu için yıkıp yeniden yapma şansınız da yok. Ama gelişmiş ülkelerde olduğu gibi toplu ulaşım teşvik edilip kent merkezine araç girişi yasaklanabilir ve buralar yayaya göre düzenlenebilir. Kent merkezleri aslında alışverişinizi yaptığınız, kafelerinde oturduğunuz yani sosyalleştiğiniz alanlardır. Burada aslında arabaya ihtiyacınız yok. Örneğin Kızılay Ankara’nın kuzeyi ile güneyini bağlayan Çankaya’dan Keçiören’e geçtiğiniz bir aks olmamalıdır. Şu an Atatürk Bulvarı’nın saatlik araç geçiş kapasitesi 700 iken saatlik 1200 araçla kapasitesinin çok üstünde hizmet veriyor. Anlayacağınız bu şekilde trafik sorununu çözmenin ihtimali yok.”
MERKEZLER ARAÇLAR İÇİN DEĞİL İNSANLAR İÇİN OLMALI
Görüşlerine başvurduğumuz Şehir Plancısı Dr. Metin Özaslan da Ankara’da merkezi yerlere araçla girilip çıkıldığını, hatta ana bulvarlara park da yapılabildiğini, tüm bunların neticesinde bir trafik keşmekeşi ve terörü yaşandığını, halbuki çağdaş şehirlerde merkezlerin araçlar için değil insanlar, kentliler için olduğunu, araçla şehir merkezine girmek isteyenler için caydırıcı politikalar uygulanması ve şehir merkezine toplu taşıma (metro, tramvay, otobüs vb.) ile girmenin özendirilerek bu amaca dönük bir altyapıyı hazırlamak gerektiğini belirtti.
BİR BAŞKENT POLİTİKANIZ OLACAK
Ankara'nın ulaşım sorununun doğru, etkin ve uygulanabilir bir plandan geçtiği artık herkes tarafından kabul ediliyor.
Bunun için “5 P” anlayışının kent yönetiminde çok önemli olduğunu, bunların ise; Politika, Plan, Program, Proje ve Para olduğunu belirten Şehir Plancısı Dr. Metin Özaslan 5 P'yi şöyle açıyor: "Önce bir başkent Politikanız olacak yani başkente ilişkin hayalleriniz ve vizyonunuz. Peşi sıra bu politikayı ulaşılabilir hedefler çerçevesinde Planlayacaksınız. Yaptığınız planı entegre bir anlayışla birbirine uyumlu operasyonel, uygulama Programlarına dönüştüreceksiniz; Ulaşım Programı, İçme Suyu Programı, Kalkınma Programı, Sosyal Gelişme Programı, Kültürel Gelişme Programı gibi… Daha sonra her bir program içinde kente, sorunlara ve gelişme hedeflerine uyumlu Projeleriniz olacak. Son aşamada da bu projelerin finansmanını sağlayıp, iyi bir örgütlenme anlayışı ile tüm süreçler şeffaf olacak şekilde uygulamaya koyacaksınız. Ancak Ankara böyle bir anlayışın çok gerisinde. Bu nedenle de sadece ulaşımda değil, her alanda kan kaybediyor, geriliyor. Ankara bırakın bir dünya başkenti olma iddiasını, mevcut rantçı anlayış soncunda Anadolu’daki birçok şehrin bile gerisine düştü."
YAPILAN TRAFİK UYGULAMALARI HALKIN DEĞİL SERMAYENİN ÇIKARINA
Trafik sorununa neden olan tabloyu net ifade eden Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Emre Sevim ise; "Ortada eleştirisini yapmak zorunda olduğumuz bir gerçek var ki, sermaye dünyası içerisinde hareket ediyoruz. Otomotiv kapitalizm dediğimiz düzenin en temel taşıyıcılarından biri. Hayatımızda yaptığımız en temel masraflar ev ve arabadır. Ev uzun vadeli bir yatırım olduğu için araba daha kısa vadeli çabuk elde edilebilir bir yatırımdır. Bunun yanında otomotiv sanayisinin yan sanayisi, petrol sanayisi oluşur. Diğer taraftan yapılan köprüler ve yollarla inşaat sektörü oluşur. Bütün bu yapılan trafik uygulamaları ne yazık ki halkın çıkarına değil sermayenin çıkarına hizmet eden ve onları besleyen uygulamalar." şeklinde konuşuyor.
Ankara batı koridoru yol durumuna ilişkin görsel: 
Ankara’da problemli bir gelişen batı koridoru sözkonusu. Bu gelişim koridorunda Batıkent’ten çıkan Gimat’ta biten bir Batı Bulvarı, İstanbul Yolu, Ankara Bulvarı, Sabancı Bulvarı, Eskişehir Yolu ve ODTÜ tünelle tamamlanacak olan bir yol var. Bu yolların arasında 300 m, 1300 m, 1600 m gibi mesafeler var yani bu yollar birbirine çok yakın. Belediyenin aradığı çözümde daha fazla yol yapmak olduğu için bir süre sonra bu yollar birbiriyle birleşecek ve araziye komple asfalt dökülecek sonucuna varılıyor. Bu yollardan Batı Bulvarı GİMAT’ta bir toptancı sitesine, ODTÜ yolu ise Çukurambar’da sürekli tıkalı olan bir yere çıkıyor. Bunlar kısa vadede günü kurtaracak çözümler. Fakat köklü çözümler değil.
Bahaeddin Carda / Habervaktim Gazetesi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.