Akit Yazarı’ndan Yahudi Cemaati’ne Cevap

Akit Yazarı’ndan Yahudi Cemaati’ne Cevap
Akit yazarı Faruk Köse, ABD’deki Yahudi Cemaati’nin şikayetini “Taltif etselerdi üzülürdüm; şikâyet etmişler, şeref duydum” şeklinde değerlendirdi.

Konuyla ilgili Habervaktim’e konuşan Köse, şunları kaydetti:

"Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail"in Gazze'de masum insanları, çocuk-büyük, yaşlı-genç, kadın-erkek, asker-sivil ayrımı gözetmeden katletmesi karşısında suskun kalıp seyreden Siyonist odaklar, bu "vahşete seyirci kalınmaması"nı istedim diye beni Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şikâyet etmişler.

Katliam yapmayı meşru görenlerin, "katliama karşı çıkın" dedim diye beni şikâyet edebiliyor olması, o yazıyı yazmakta ne kadar isabet ettiğimin en bariz delilidir işte.

Türkiye'deki yahudi cemaati Türkiye toplumunun bir parçası değil mi? Tüm Türkiye ayağa kalkmış, İsrail'in Gazze katliamına karşı çıkarken, "bu toplumun bir parçası olan yahudi cemaati"nin de aynı tepkiyi göstermesini, "mazlumların katledilmesi"ne karşı çıkmasını istemenin neyi yanlış?

ABD merkezli "Anti-Defamation League (ADL)" adlı kuruluş, "Türkiye'de artan Yahudi karşıtlığından kaygılıyız" demiş. E, ne bekliyorlardı, merak ediyorum doğrusu. Gazze'de masum müslüman kardeşlerimizi katlederlerken gülücük mü gönderecektik? Öpüp başımıza mı koyacaktık?

Nefret istemeyinin, önce kendisi nefret gerektiren eylemlerden kaçınması, sevgiyi haketmesi lazım değil mi?

ADL Başkanı Abraham Foxman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a demiş ki:

"Gazze'de yaşananlardan Türkiye'deki Yahudileri sorumlu tutan gazete yazıları yayınlanmakta. Yeni Akit yazarı Faruk Köse'nin Türkiye Hahambaşı'sına hitaben yazdığı İsrail adına özür dilenmesi yazısında kullandığı, '500 yıldır buradasınız bizim sırtımızdan zenginleştiniz' gibi ifadeler ve yine aynı gazetenin başyazısında Şalom Gazetesine yönelik suçlayıcı cümleler kullanılmakta."

Şimdi burada açıkça yazıyorum. O yazının tek kelimesini bile geri almıyorum. Çünkü ne yazdığımı çok iyi biliyorum. Kurduğum bütün cümleleri iyice düşünüp tartarak yazdım.

Türkiye toplumu içinde yaşayan her topluluk, her cemaat, her unsur, bu toplumun "ortak sevinçler"iyle sevinmeli, "ortak üzüntüler"ini paylaşmalı. "Masum insanların hunharca katledilmesini kınamak" niçin zor geliyor? Katil, yahudi diye, katile sükût eden ve zımnen destek verenlerin, ızdırabını kaleme alanlara "niçin şikâyetçi oluyorsun" kabilinden eleştiri postalamasını insani ve ahlâki bulmuyorum.

Hahambaşı'na "İsrail'in katliamını kına" dedim diye beni "yahudi düşmanlığı" ile suçlayan ADL, Erdoğan'a yazdığı mektupta, “sizden Türk Yahudilerini günah keçisi haline getiren bu anti-semitik yazıları açık bir dille kınamanızı ....rica ediyoruz" demiş.

Yahudinin melanetlerini kına diyeni suçlayacaksın, ama vahşet karşısında acısını haykırandan, hâlâ seni sevmesini bekleyecek ve Başbakan'dan, bunu kınamasını isteyeceksin! Yahudi mantığı bu mu yani?

Benim için önemli olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu talebe verdiği cevaptır.

Sayın Erdoğan, özetle "İsrail karşıtı yazılar fikir özgürlüğünün gereği" demiş.

Erdoğan'ın alkışlanacak cevabı şöyle:

"Her düşüncenin özgürce tartışıldığı bu özgür, çok sesli medya ortamında İsrail’e yönelik eleştirilere de bu gözle bakmak gerekir. Eleştirileri anti-Semitizm bahanesiyle engellemek bölgede demokrasinin kökleşmesine de engel olur."

Şimdi gelelim meselenin esas önemli noktasına.

Hani, Siyonist kuruluş benden şikâyetçi olmuş ya, inanın, bundan şeref duydum. Zira, eğer benden memnun olsalardı, taltif etselerdi, işte o zaman üzülür, "bende ne yanlışlık var" diye kafayı bozardım. Siyonistin taltifine mazhar olmak bana eza verirdi. Bilâkis şikâyeti, "şerefli bir duruş" gösterdiğimin en büyük kanıtıdır.”

Habervaktim.com / ÖZEL

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum