AYM bu soruya cevap verebilir mi?

AYM bu soruya cevap verebilir mi?
MAZLUMDER Genel Başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Sayın Mahkeme, ‘hak ihlali ve kamu düzeninin bozulması’ konusunda hangi somut olayları, tespit etmiştir ki, buna dayanarak evham ve hayali korkularla, binlerce gencin temel bi

Anayasa Mahkemesi’nin, başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakan anayasa değişikliklerini iptal eden kararına ilişkin gerekçeli kararına tepkiler büyüyor. Kakarı TBMM’nin yetkilerine tam müdahale olarak niletendiren MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, yaptığı açıklamada önemli tespitlerde bulundu. 

İşte gerekçeli kararın en çarpıcı analizi:

“Anayasa Mahkemesinin, gerekçeli kararında 1982 anayasasının 4.maddesinin sınırı gibi muğlâk/esnek bir kayıtla, meclisin yasama yetkisine kayıt konulmuş ve hatta bu yetkisi elinden alınmıştır. Karşı oy yazısında üye Sacit Adalı’nın haklı olarak belirttiği gibi, bundan sonra yapılacak tüm anayasa değişiklikleri, demokrasi, laiklik, sosyallik kavramları içine girebilir şekilde yorumlanabilecek, yasama kurumu hiçbir anayasa değişikliği yapamayacak, hatta teklif dahi edemeyecek duruma gelmiştir.” 

“Bu durum ise, açıkça yasama organının/meclisin, Anayasa Mahkemesinin vesayeti altına alınmasıdır, meclisin çalışamaz duruma getirilmesidir, sağlıklı bir işleyişi sağlamak için konulmuş olan kuvvetler ayrılığı ilkesine de açıkça aykırıdır.”

“Karşı oy yazısında Haşim Kılıç’ın da vurguladığı gibi, 1982 Anayasası 148. maddesi ve buna göre verilmiş Anayasa Mahkemesi kararları ortada iken, meclisin anayasa değişikliklerini, Anayasa Mahkemesinin ancak usulden inceleme yetkisi olmasına rağmen, Mahkeme bu kararı ile 148. maddeye ek yaparak, şekil şartı koymuş ve yetkisini aşmıştır. Hâlbuki Anayasa Mahkemesi, anayasal sınırları aşarak denetim yaparsa, denetlenen otoriteden farkı kalmaz.”

“Bu durum ile Anayasa Mahkemesi kendisini meclisin yerine koymuş ve yetkisini aşmış olmaktadır. Laikliğin, toplumsal hayatı ve değişkenliğini kuşatır şekilde, evrensel hukukun kazanımları ve laikliğin beşiği olan batıdaki şekliyle, tüm inançlara karşı eşit mesafede, hakem konumundaki bir devlet algısı olarak yorumlanması ve bu yorumun yetkisi Meclise aittir. İdeolojik ve katı bir laiklik tanımı ve bize özgü koşullar bahanesi ile Anayasa Mahkemesinin yetkisini, zorlama bir şekilde aşarak verdiği karar açıkça hukuka ve evrensel normlara aykırıdır.”

“Yaklaşık 20-30 yıldan beri devam eden ve halkın yüzde 70 ini aşkın kahir ekseriyetinin yasağın kalkması konusunda uzlaştığı bir konuda, hala Anayasa Mahkemesinin ‘başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açtığı’ hususundan bahsetmesini anlamak mümkün değildir. Bu uzun süreç içinde, somut verilerle çalışması gereken Sayın Mahkeme, ‘hak ihlali ve kamu düzeninin bozulması’ konusunda hangi somut olayları, tespit etmiştir ki, buna dayanarak evham ve hayali korkularla, binlerce gencin temel bir hakkını sınırlandırma yetkisini kendisinde bulabilmiştir. Hayali ihtimaller ile temel haklar sınırlanabilir mi? Bu mantığa göre başı örtülü olmayanlar da, bu halleri ile başka bir yaşam tarzını temsil etmektedirler ve dindar vatandaşlar için baskı unsuru oluşturuyorlar denilebilir. Demokrasi çoğulculuk ve tahammül rejimidir, kendisinden farklı olanı ötekileştirme ve silikleştirme rejimi değildir. Olasılıklar ile temel haklara ilişkin kısıtlama yapılması ve eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez bir durumdur.”

“Gerekçe kendi içinde çelişkilerle doludur. Bir yerde laikliği din özgürlüğünü koruyan anlayış olarak işaret ederken bir başka yerinde dini amaçla giyilen giysilerin baskı unsuru olduğunu beyan edip, laiklik insanca yaşama yöntemidir diyor. Kısmi özgürlük getiren yasa teklifini bile dayatma diye nitelerken yıllardır devam eden yasakçılık dayatmasını ve toplumun mağduriyetini görmüyor. Yasama yargının üzerinde olamaz derken yargının yasama üzerinde olduğunu ilan ediyor. Esastan inceleyemeyeceği bir yasayı 148. maddeye eklenti yaparak anayasayı çiğniyor. Gerekçe, yasa teklifinin eşitliğe değil eşitsizliğe hizmet ettiğini söyleyerek bir hukuk garabeti daha sergiliyor.”

“Kamusal alan, devletin kaskatı ideolojisi ile hâkim olduğu ve bütün çeşitliliği sildiği bir alan olamaz. Bilakis, uygar toplumlarda, kamusal alan, kamunun göründüğü, toplumun tüm çeşitliliği ile görünürlük kazandığı alandır. Toplumun kullandığı alanlarda, insanların hangi kıyafet ile bulunacaklarını da uygar toplumlarda kanun değil, bireylerin, gelenek, görenek, kültür ve inançları belirler. Kanun perdesi altında insanların kılık kıyafetlerine dokunmak, baskıcı, çağdışı anlayışların ürünü olabilir.”

“Dünyadaki, özgürlüklerin önünün açıldığı genel gidişin ve Türkiye’deki toplum ufkunun çok gerisinde kalan, Anayasa Mahkemesinin başörtüsü ile ilgili düzenlemeyi iptal konusundaki kararı, hukuk tarihine ibretle geçecek bir karardır. Yetki aşımını içinde taşıyan, meclisin yetkilerini gasp eden, olasılıklar ile temel hakları kısıtlayan, hukuk dışı, keyfi bir karardır.”

Engin Kaşdaş-habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.