PKK Fakültede
Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden Ankara Üniversitesi, son haftalarda yine marjinal sol ve terör eylemleriyle gündemde. Güvenlik nedeniyle isimlerini veremediğimiz öğrenciler, AÜ Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’yle ilgili Habervaktim’e şok bilgiler aktardı.
Öğrencilerin aktardığı bilgilere göre, DTCF marjinal sol örgütler ile bölücü terör örgütü PKK’nın yuvası haline gelmiş durumda; astıkları astık kestikleri kestik. Sopalarını, bıçaklarını okulda saklayabiliyorlar. Milliyetçi-muhafazakar öğrenciler büyük baskı altında. Fakültenin bu hale gelmesinde kimi öğretim üyelerinin aynı yöndeki meyli etkili oluyor.
ARKALARINDA BAZI ÖĞRETİM ÜYELERİ VAR
Öğrenciler, “Marjinal sol örgüt üyeleri, PKK yandaşları ve okulun bazı hocaları, milliyetçi ve muhafazakâr öğrencilere ağır baskı uyguluyor. Saldırıyorlar, okula sokmuyorlar, hakaret ediyorlar, hocalar dersten bırakıyor… Çıkarttıkları olaylarda kullandıkları silah, bıçak ve sopaları okulda saklıyorlar. Bazı illegal eylemlerde hocalar bile yer alıyor. PKK’lı öğrenciler, ‘terör eylemlerine devam etmek için örgüt tarafından özellikle buraya yollandık’ diyor. Dersleri özel güvenlik güçlerinin eşliğinde işliyoruz” dediler.
‘’BAŞÖRTÜLÜYE FARKLI GÖZLE BAKILIYOR’’
“Okulda başörtülüyseniz ve muhafazakarsanız size farklı gözlerle bakılır” diyen öğrenciler, “Profesör hocanın birisi senenin başında başörtülü bir arkadaşımız Evrim Teorisi’ne inanmadığı için onu açıkça teşhir etmiş ve rencide girişiminde bulunmuştur” dedi.
DTCF öğrencilerinin Habervaktim’e yaptığı açıklamalar şöyle:
- DTCF’de neden sürekli olaylar yaşanıyor. Bu olayların perde arkasında kimler var? Bu gruplar üniversitede nasıl bir yapılanma içindeler?
PKK sempatizanı olan öğrenciler ve marjinal sol gruplar, milliyetçi ve muhafazakar yaşantıyı benimsemiş insanlara baskı uygulamaya çalışıyorlar. Bunun yanında okulda terör eylemlerine de devam ediyorlar. PKK’lı öğrenciler bizzat, ‘örgüt tarafından özellikle buraya yollandık’ diyorlar. Zaten okulumuzda dağda yetişip bizzat buraya gelen kişilerde var. Vakti geldiğinde isimlerini de verebiliriz. Bu kişiler iyi biliniyor aslında. Kendi kimliklerini gizlemiyorlar. Ankara sorumlusu ya da üniversite sorumlusu olduklarını açıkça söylüyorlar. Çalışma tarzlarına bakarsak bu kişilerin yapacağı eylemler direkt dağdan ya da KCK şehir yapılanmasının il başkanlarından bölge başkanlarından gelen emirler. Genellikle Türkiye’nin kritik süreçlere girdiği zamanlarda oluyor. Örneğin son olarak ülkemizde yaşananlarda ilk olarak üniversiteler karışıyor. İlk fırsatta üniversiteler bu işin içine dahil ediliyor.
ÖCALAN PROPAGANDASI YAPILIYOR
- Abdullah Öcalan’ın propagandası okullarda yapılıyor mu?
PKK örgütünün nevruzlarda yaptığı gösterilerde Abdullah Öcalan’ın mektubu okunuyor, Abdullah Öcalan’ın posterleri açılıyor. Sözde Kürdistan’ın bayrakları asılıyor.
-Bazı kişilerin direkt örgüt tarafından üniversiteye gönderildiğini söylüyorsunuz. Peki diğer öğrenciler nasıl örgüte katılıyorlar?
Doğu insanı muhafazakardır. Belli bir örf, adet geleneğine sahip insanlar. Kendi topraklarını bırakıp Ankara gibi büyük bir şehre geldiklerinde kendilerine sığınacak yer arıyorlar. Bu gibi örgütlerin kucağına çok kolay düşebiliyorlar. Maddiyatı kötü olan, manevi problemleri olan, kendini burada yalnız hisseden kişiler var. Bakıyorsunuz ki doğudaki yaşam ile Ankara’daki yaşam çok farklı. Ankara, çok büyük bir şehir ve burada hayat hızlı.
- Okuldaki örgütler ortalığı karıştırdığı zaman hocaların nasıl bir tepkisi oluyor?
Okuldaki boykot ve protestolara Profesör ve Doçentler tarafından destek veren hocalar mevcut. Yani bizzat olayın içene karışan hocalarda var. Adam profesör ama olay çıktığı zaman eline sopasını alıp aşağı inebiliyor. Böyle şeyler yaşanıyor. Önceden daha çok yaşanıyordu; ancak Berkin Elvan’ın ölmesinden sonra okulun protesto edilmesi, sınıfların boşaltılması, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi bunları da destekleyen hocaların da elini çok kısıtlamış durumda. Artık hocalara da büyük bir baskı uygulanır durumda.
SOPALARINI OKULDA SAKLAYABİLİYORLAR
- Okuldaki olayların ardından öğrencilerin ellerinde sopalar, satırlar görüyoruz. Bu öğrenciler o aletleri nereden tedarik ediyor?
Okulumuzdaki orta bahçede çardak diye tabir ettiğimiz kulübe tarzı bir yer var. PKK, son yıllarda bu çardağın içinden diğer sol grupları kovmuş durumda. Bu kişiler silahlarını, sopalarını, kesici aletlerini vs birçok kavga aletlerini böyle yerlerde muhafaza ediyor. Biz buna önceden de şahit olduk. Geçtiğimiz günlerde çıkan kavgalarda şahit olduklarımız. TGB üyelerinin ellerinde sopalar, PKK diye tabir edilen grubun ellerinde sallamalar, satırlar, bıçaklar şimdi bunlar nereden geldi sorusu çıkıyor. Bunlar zaten okuldaydı. Okul gerilince bunlar bir anda ortaya çıktı sadece.
- Peki olaylar sonrasında kavgaya karışan öğrenciler okula nasıl giriyorlar. Tekrar bir tartışma çıkmıyor mu?
Bizler yıllarca çevik kuvvet tarafından derslere girdik. Şimdi güvenliklerle derse giriyoruz. Bu durumlar yıllardır olan bir şey. En son kavgada TGB üyesi öğrenciler okula giremiyorlar. Çünkü gelecekleri takdirde onlara büyük bir baskı uygulanacaktır ve daha kötü sonuçlar oluşabilir. Bana sorsalar bende gelmeyin derim.
AŞIRI SOL VE KÜRT MİLLİYETÇİSİ AKADEMİSYERLER
- Okuldaki muhafazakar öğrencilere baskı uygulandığını söylediniz. Örnek verebilir misiniz?
Antropoloji, Sosyoloji, Felsefe gibi bazı bölümlerde sol ve Kürt milliyetçisi akademisyenler ön planda. Yani milliyetçi ve muhafazakâr yaşamı benimsemiş insanlar üzerinde hocalar ve sol örgütler tarafından çok büyük bir baskı var. Sınavlarda baskı var. Derslerde baskı var. Başka şekilde baskılar var. Kapalı öğrenciler baskıya maruz kalıyor. Size basit bir örnek vereceğim, daha bu senenin başında Hindoloji bölümünde bir hoca hem de Profesör, kapalı bir öğrenciye evrim teorisine inanmadığı için sınıfta teşhir ve rencide ediyor. Kapalı öğrencilerin şundan birkaç sene öncesine kadar okula girmeleri yasaktı. Okulda başka gruplarda örneğin TGB, ardından kendini komünist diye tabir eden insanlar ve belli başlı sol gruplar kapalı öğrenciler üzerinde illaki baskı yapıyorlar. Ki okulun orta bahçe diye tabir edilen yerde kapalı insan genelde göremeyiz; çünkü gerek bakışlarla gerek sözlerde gerekse fili şekilde bu baskılar yaşatılıyor. Geçen sene hiçbir gruba üye olmayan kişiler okulda nevruz kutlaması yaptı. Bu nevruza katılan öğrencilere tehditler yapıldı. Derslerinden çıkarıldı. Özellikle bu kişilerin hiçbir siyasi bir grupla bağlantısı olmadığı halde bunlar yapılıyor. Yani buradaki amaç marjinal sol örgütler üzerinden ve terör örgütü üzerinden okuldaki öğrencilere bir baskı oluşturmak söz konusudur. Bu eylemleri yapan bu okuldaki öğrenci kılıklı insanlar bu kişilerde gücünü illaki okuldaki akademisyenlerden alıyorlar. Çünkü bu öğrenciler nasıl ki içerideki gruplar tarafından baskı görüyorlarsa akademisyenler tarafından da bu baskıya maruz kalıyorlar.
- Hocalar, görüşünde olmayan birini ya da kapalı bir öğrenciyi dersten bıraktığı oluyor mu?
Hocaların dersten bırakırım muhabbeti direkt olmaz. Mesela ben size kendi örneğimi vereyim. Ben geçen sene Diyarbakırlı bir hocadan ders aldım. Ve çok iyi bildiğim bir sınavdan 21 aldım. Ve ben hocanın odasına gidip neden 21 aldığımı sorduğumda hoca bana Diyarbakırlı olduğunu söyledi. Benim muhafazakar ve milliyetçiliğimden ötürü bu şekilde vurmaya çalıştı.
BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLER TEHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR
-Üniversitelerde başörtüsü yasağı kaldırıldı. Peki o gruplar neden başörtüsüne karşı çıkıyor? Karşı olmalarını neye dayandırıyorlar?
Türkiye’nin daha önceki mevcut statükosunun hala üniversiteler gibi yerde sürüyor olmasından kaynaklanıyor. Yani bugün bu insanlar başörtülü kişilere baskı yaptıklarında arkalarına laiklik, insan hakları, aydınlanma gibi evrensel kavramlar alarak yapıyorlar. Yani bunu direkt ideoloji şeklinde yapmıyorlar. Yani o insanlar, kapalı öğrencilerin kendilerine bir tehdit olduğunu savunuyorlar.
- Son olarak ne söylemek istersiniz?
Türkiye değişiyor. Türkiye’nin sadece devlet bazında değişmemesi gerekiyor. Yeni statüko dedikleri değişimin topluma ve üniversitelere sirayet etmeleri gerekiyor. Artık üniversitelerdeki bu olaylara müdahale edilmesi şart.
Kaynak: Habervaktim gazetesi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.