Çocuk Yaşta Evliliğe Kur'an Ve Sünnet Ne Diyor?
islamvemedya.com’un sorularını yanıtlayan Dr. Fatih Orum, “Tek hüküm kaynağımız Kur’ân ve Rasûlullah’ın ondan hareketle ortaya koyduğu söz ve uygulamalarda küçüklerin evlendirilmesinin meşruiyetine dair herhangi bir delil bulmak mümkün değildir.” dedi.
“Allah’ın ayetleri pervasız bir şekilde ele alınıyor.”
Bazı internet sitelerinde, ayet ve hadisler delil gösterilerek dinen erken yaşta evlilikte bir mahsur bulunmadığı yönündeki ilginç yorumlar hakkında Orum şöyle şunları söyledi:
“Öncelikle şunu mutlaka belirtmeliyiz. Kuran’a söyletemeyeceğiniz hiçbir şey yoktur. Evet, her görüşü, her düşünceyi Kur’an’la temellendirebilirsiniz. Kur’an’ı, onun gösterdiği usulle değil de kendi kurgularınıza göre anlamayı seçerseniz bunu rahatlıkla yapabilirsiniz. Bağlantıları koparır, bütünlüğü yok ederseniz, Kuran her düşünceye temel olarak kullanılabilir. Esasında bu, her metin için geçerlidir. Önce kafanızda kurgular sonra da bu kurguya uyan bir kelime ya da ifade ararsınız, bulduğunuzda da –ki kesin bulursunuz- size yöneltilen bir soruyu Kuran’la temellendirmiş olursunuz! Aynı durum Sünnet için de söz konusudur.
Küçüklerin evlendirilmesinin meşruiyeti bağlamında dile getirilen ayet ve hadisler hususunda biz bunu çok açık görüyoruz. Ayetler öylesine pervasız bir şekilde ele alınıyor ki; neredeyse Allah’ın dininde, beşikteki bir çocuğun nikah akdine konu olabileceği Allah’a söyletilmiş oluyor. Bunun bir örneğini vermek istiyorum. Talak suresinin 4.âyetinde, Yüce Allah, kocası tarafından boşanan kadınların yeni bir nikah akdi için beklemeleri gereken süreye (iddet) dair açıklamalar yaparken, artık menopoza girmiş yani ileri yaş sebebiyle artık âdet görmemeye başlamış kadınlarla, çeşitli sebeplerle düzenli bir âdet siklusu olmayan kadınların bekleyeceği sürenin üç ay olacağını hükme bağlamıştır. Bakara suresinin 228. âyetinde, düzenli bir âdet döngüsü olan ve âdetten de kesilmemiş kadınların üç kur’ (âdet siklusu) beklemeleri hükme bağlanınca, Talak suresinin 4. âyetinde bunun dışındakilerin durumu düzenlenmiştir. İşte surenin 4. ayetinde “hayız görmeyenler” şeklinde ifade edilen bu kişilerle kastedilenin “henüz büluğa ermeyen küçük kız çocukları” olduğu söylenebilmiş, “Allah henüz büluğa ermediği için âdet görmeyen küçüklerin, kocaları tarafından boşandığında beklemeleri gereken süreyi Kuran’da düzenlediğine göre demek ki küçükler evlendirilebilir” denmiştir. Yani düşünün bir kere, iddiaya göre Yüce Allah şöyle diyormuş bu ayette: “Ey Müslümanlar, henüz büluğa ermemiş bir kız çocuğu kocası tarafından boşanırsa, o kızın bir başkasıyla evlenebilmesi için üç ay bekleyin, sonra talibi çıkarsa tekrar evlendirebilirsiniz”
“Ayetler arasındaki irtibatı koparıp zihinlerdeki kurgulara göre Kur’an ve sünnetten delil üretiliyor.”
Tüm kainatı mükemmel şekilde yaratan ve dinini “fıtrat” olarak tanımlayan bir yaratıcı, henüz büluğa ermemiş bir küçük kızın evlendirilmesine cevaz verip, boşanması halinde yapması gerekenleri düzenleyen âyet indirir mi? Hele bu yaratıcı, Kitabında; Nisa suresinin 6. âyetinde “nikah çağı” diye bir kavramdan bahsediyorken bu mümkün olabilir mi? Bunun mümkün olabilmesinin tek yolu, ayetler arası irtibatı kopartıp zihinlerdeki kurgulara göre Kur’an’dan delil arayışına girmektir.
Benzer durum Sünnet bağlamında da yaşanmıştır. Âişe validemizin henüz küçük bir çocuk iken Rasûlullah’la evlendiği söylenebilmiştir. Hiç kimse onun gerçek yaşını tespit etmekle uğraşmamıştır. İnsanlığa örnek olacak nebi’nin, bir küçükle evlenebileceği tahayyül edilebilmiş ve bu hayal savunulmaya çalışılmıştır.”
“Rüşt çağını reddedenler din adına fetva verenler değil; kendi kurgularındaki dinin dindarlarıdır.”
Kur’an’da evlilik için bir rüşt çağı belirlendiğini ifade eden Orum, “Kişi, reşit olmadan evlenemez, evlendirilemez. Aksini iddia eden, insanlık adına söylenebilecek en çirkin şeylerden birini söylemiş, Kur’an’a ve Rasulullah’ın uygulamalarına karşı çıkmış olur. Bunu kim söyler ve kim yaparsa, Kuran, Sünnet ve fıtrat gereği kınanmayı ve reddedilmeyi hak etmiş olur. Buna din adına fetva verenler, Allah’ın dininin değil kendi kurgularındaki dinin dindarlarıdırlar.” dedi.
“Erken yaşta evlilik, toplumsal bir rahatsızlıktır.”
Erken yaşta evlilik uygulamasının İslam ile ortaya çıktığı şeklindeki değerlendirmeleri reddeden Orum, konuya dair şunları söyledi:
“Bu uygulama, tarih ve coğrafyayla mukayyed değildir. Yani şunu demek istiyorum: Bu uygulama İslamiyet öncesinde de vardı. Hem de her toplumda. Mesela Yahudi kültürüne ve bu kültürü oluşturan Yahudi fıkhına baktığımızda, velileri tarafından küçüklerin evlendirilebildiğini ve bunun fıkhının detaylı bir şekilde oluşturulduğunu görüyoruz. Esasında bu, küçüklerin evlendirilmesine dair İslam toplumundaki uygulamanın temellerini tespit aşamasında bir başlangıç bile olabilir. Yani bu bize ait olmayan ama bize başkalarından bulaşmış bir hastalık olabilir. Bu hastalık geçmişte olduğu gibi günümüzde de sadece Türkiye’de değil tüm Müslüman ülkelerde yaygındır. Bunu toplumsal bir rahatsızlık olarak görürsek halledebiliriz. Ama bunu, dinle temellendirmeye kalkar ve bu uygulamanın en güçlü dinamiğinin dini referanslar olduğunu söylersek bu sorunu sadece geçiştirir ama hiçbir zaman kökten çözemeyiz. Yok demeliyiz, inkar etmeliyiz, var diyen ve uygulayanların alenen dine muhalif davrandıklarını söyleyebilmeliyiz.”
islamvemedya.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.