Sözde 8 Mart Kadınlar Günü’ydü Ama…

Sözde 8 Mart Kadınlar Günü’ydü Ama…
Onlar o günü düşünecek durumda bile değildi. Oğulları, damatları, kocaları, torunları cephede savaşan Türkmen kadınlar, 8 Mart gününü sadece kirayı nasıl ödeyeceklerini düşünerek geçirdiler.

Hatay’ın Yayladağı ilçesinde kalan Türkmen ailelerle ilgili bazı yardımları yerine ulaştırmak için yola düşüyoruz. Bu Türkmen Dağı mücahitlerine destek için her daim ellerinden gelen katkıyı sunan ve hatta Esed yanlıları tarafından yer yer tehdit alan yardım gönüllülerinin gideceğini haber alınca ben de nicedir evde hazır bekleyen poşetleri alıp yanlarına ilişiyorum. Bismillah deyip yola çıkıyoruz.

r1-042.jpg

Gördüğünüz gibi garip bir sınır Suriye sınırımız. Kel Dağ bizim, dağın dibinde yer alan Yayladağ da bizim ancak dağın yamacı olan Keseb Suriye’nin. “İki teneke altına satıldı oralar” diyor yöre halkı.

kadinnn.jpg

Yukarıda görülen tek göz odalı evde ağırlıyorlar bizi çilekar ev sahiplerimiz.

Bu tek göz odada evladını, damadını, torunlarını, kocalarını, babalarını ve ağabeylerini bekleyen dedeler, nineler, kaynanalar, anneler ve çocuklar yaşıyorlar. 20’den fazla nüfus.

Üzerlerinde ki kıyafetler ise çoğunlukla hayır sahiplerinden gelenler.

Bu tek göz odanın kirası aylık 250 lira.

Kocası bir aydır cepheden dönemeyen ev sahibemiz olan kadıncağız mecburen küpesini satarak kirasını ödemek zorunda kalıyor.

Her gece Türkmen Dağı’nı almak ve mücahitleri yok etmek için Keseb’te konuşlanan ve ağır silah kullanan rejim güçlerinin top ve silah seslerini işiterek uykusuz geceler geçiriyorlar.

Sadece bir gün önce saat 11’e kadar 17 şehit vermiş Türkmen tugayları. O günlük şehit sayısı 30’dan fazla. 50 civarı da esir verilmiş Esed rejiminin katil güçlerine. Onları da peşinen şehit sayıyor etrafımızdakiler. Çünkü rejim güçlerinin eline geçenlere esirlere neler yaptığına dair videolar elden ele geziyor ve sır da değil. Önce feci işkenceler sonrada kanlı bir infaz.

Bizi konukseverlikle karşılayan ev sahiplerimiz imkansızlığın çaresizliği ile kıvranırken rahatsızlık vermeyelim diyerek bahçeye çıkıyoruz.

Bahçeyi çeviren briket duvara ilişiyoruz, komşudan ödünç aldıkları plastik sandalyeleri getirip buyur ediyorlar. Sandalyeler yine de sayı olarak yetersiz kalıyor. İçeri başında namaz takkesi, elinde teşbihi ile nur yüzlü bir adam giriyor.

Oğlu ve yeğenleri mücahit komutanlarından olan Halil amca bu gelen kişi. Daha içeri girerken ayak kısmında bir gariplik görüyorum. Yanımıza geldiğinde ise amcanın bildiğimiz ev içi terlikle –terlik demeye bin şahit ister- gezdiğini görüp yerin dibine giriyorum. Ayağımdakileri o dakika çıkarmak geliyor içimden ama misafir olarak bunu yaparak ev sahibimize rahatsızlık vermek istemiyorum.

Halil amca 73 yaşında ve imkansızlıklar içinde ama hem şahsiyetli hem de izzeti nefis sahibi.

“Gel ayakkabı verelim” diyen derneklere gitmiyor, “gel yardım kolisi verelim” diyenlere de gitmiyor. “Onlar cephedeki mücahitlerin hayrına geliyor, tüm ailelere verilecekse bize de gönderilsin ama ben tek alıp gidemem” diyor.

Çocuklardan fotoğraf çekilmek istemeyen birisine “fotoğrafı babana götüreceğiz” diyor yanımda ki ağabey. Çocuk bir sevinçle geliyor.

Yanımızda ki kısıtlı miktar kıyafetleri teslim ediyoruz.

Esed rejimi pek çok ajan ve yerli işbirlikçileri ile burada da mücahitlerin izini sürmek ve hatta bazılarını kaçırma kapasitesine sahip. Nitekim emniyet güçleri de bu konuda aşırır hassas davranıyorlar. Bizler de o yüzden mümkün mertebe az fotoğraf çekiyoruz.

Ailesinin erkeklerinden eli silah tutan herkes cephede olan Halil amcayı da bu yüzden yüzünü göstererek değil sadece ayaklarından fotoğraflıyoruz. Zaten onca imkansızlığın içinde bu kadar şahsiyetli davranan ulu bir çınarı da afişe etmek ona en büyük saygısızlık olacak diye düşünüyoruz.

r2-037.jpg

Türkmenler en çok adı var kendisi yok Türkmen meclisinden şikayetçiler. Türkiye’de ki okullara kaydolan öğrencilerden 20’den fazla defa “para ödenecek” diye kimlik fotokopileri alınmış ancak öğrencilere tek kuruş ödeme yapılmamış. Mehmet Şandır da ilgisizliği sebep gösterilerek en büyük tepki gösterilen isimlerden birisi oluyor. Şandır geçmişi sebebiyle bölge insanıyla akraba olan bir isim. Dolayısıyla ona gösterilen tepki birazda “herkesi anladık ta sen nasıl yaparsın” cinsinden bir tepki.

Yayladağı kampında sular günde kısa bir süre akıyor günlerdir ancak hiç kimse kamp ile ilgili olumsuz konuşmak istemiyor. “Türkmen Dağını ayakta tutan bu kamptır” diyor mücahit komutanlardan birisi.

Birçok yaralı mücahit ambulansların yolları kesilip hastaneye gitmeleri engellendiği için şehit olmuşlar. Daha da can yakıcı olan ise bunu yapanların bir de Türkmen mücahitleri terörist olarak gösteren haberlerle nefreti körüklemeleri. Aynı düşüncede ki bazı hastane personelleri de yaralı getirilen mücahitleri fotoğraflayarak “IŞİD militanları geldi” şeklinde ki haberlerle Türkiye’yi zora düşürme çabasına ortak oluyorlar. Çekilen fotoğraflar anında ulusal basında ki yerli işbirlikçilere ulaştırılıp manşetten duyuruluyor. 

Dönüş öncesi bir şeyler yiyelim derken girdiğimiz mekana ellerinde karanfillerle kadınlar giriyorlar. Kadınlar günü diyerek kadınlara karanfil dağıtıyorlar.

İsimsiz mücahit karısı tek göz oda ev kirası için küpesini satmış ne gam.

Habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.