Çözüm Sürecinden Ne Haber?
Dolmabahçe’de terör örgütü tarafı ile Hükümet tarafı ortak açıklama yapıp,
Bir mutabakattan söz etmişlerdi!
Bir çağrı yapılmıştı!
Sonra Nevruz’da teröristbaşı Öcalan’ın mektubu okutulmuştu.
Orda da bir çağrı vardı!
Neydi o çağrı?
Silah bırakma çağrısı mıydı neydi?
Ne haber o çağrı ve yerine getirilip getirilmediğinden?
Bu arada bir heyetten söz ediliyordu.
İmralı Heyeti oluşturuluyor; taraflar “bizden şu, sizden şu olsun” paylaşımı yapıyordu.
Sürecin Koordinatörü Başbakan Yardımcısı heyetin kaç kişiden oluşacağını bile açıklamıştı.
Ne oldu o çağrılara?
Ne oldu o heyete?
Ne oldu da bıçak gibi kesildi, gündemden düşürüldü bunlar?
AK Parti ve iktidara yakın medya organları son dönemde ağızlarından düşürmedikleri; yatıp kalkıp tekrar ettikleri; “şöyle önemli böyle önemli” deyip durdukları “çözüm süreci”ni birkaç haftadan beri neden hiç ağızlarına almıyorlar?
Ne oldu da bıçak gibi kesildi?
Medyaya ne oldu?
Süreç yazarlarına ne oldu?
Hiç çözüm süreci yazmıyorlar artık?
Neden?
“Çözüm süreci”nin iyi gitmediğini, daha ziyade bölücü terör örgütüne hizmet ettiğini söyleyeni geçtik, mırıldananı bile hemen hedef tahtasına oturtup, koro halinde saldırıya geçen medya organlarına ne oldu; neden bıçak gibi kestiler “çözüm süreci” haberlerini?
Neden?
En son heyet oluşturuluyordu?
İmralı’ya gidecek, devletle-terör çevreleri arasında gözlemcilik yapacaklardı.
Bebek katili Apo’yu “devrimci lider” gören Kadir İnanır gibi artistler pazarlanıyordu bu heyet için.
O da kasıla kasıla “göreve hazırım” mesajları veriyordu.
Aynı merkezden talimat alınmışçasına o da sustu bir anda?
Neden?
Çok ama çok önemli değil miydi, bu çözüm süreci?
Türkiye için varlık-yokluk meselesi değil miydi?
Böyle denilmiyor muydu son iki üç yıldır?
Bu kadar “önemli”, bu derece “hayati” bir mesele ne oldu da bir anda gündemden çekildi?
***
Ben söyleyeyim:
En başından bu yana dilimiz döndüğünce yaptığımız “uyarılar”da maalesef haklı çıktık.
Yapmayın etmeyin, süreç terör örgütü ve siyasi uzantılarını meşrulaştırıyor;
Bölücü terör örgütünün silah milah bırakacağı yok, aksine oluşan boşluktan faydalanıp teröristine terörist, keleşine keleş, mermisine mermi, dolarına dolar katıyor deyip durduk.
Gelinen noktada oluşan tablo aynen böyle oldu.
PKK bugün öylece yerinde duruyor ve dünden daha güçlü, daha özgüvenli.
Siyasi uzantıları bugün çok ama çok daha pervasızlar, güçlüler, tarihlerinde belki de ilk defa yüzde 10 barajını aşıp TBMM’ye girecekler.
Ne oldu da böyle oldu?
Elindeki silahtan, dağdaki teröristin hiçbir taviz vermeyen terör çevreleri, ne oldu da güçlendiler?
Milletçe silah, terör sevdalısı mıyız ki?
Hayır!
Ama maalesef bu süreçle terörist, terörist gibi gösterilmeyip sevimli hale getirildi, kahramanlaştırıldı.
Kürt kökenli kardeşlerimizde “PKK’nın, silahın sayesinde kazandıkça kazanıyoruz” düşüncesinin oluşmasına hizmet edildi.
***
Batı’da özellikle halk bunu gördü.
Tepkiler yükselmeye başladı.
Oylar kimileri için düşüşe, kimileri için yükselişe geçti.
***
Yukarıda yönelttiğim tüm soruların cevabı, 7 Haziran tarihinde gizli.
Bu malum genel seçimlerin yapılacağı tarih.
“Çözüm sürecinin kime hizmet ettiği ve bu hizmetin asıl kimden ne götüreceği”nin sorgulaması maalesef seçimlerin yaklaşmasıyla yapılmaya başlandı.
Ve ulaşılan sonuç panikletti; çözüm süreci bıçak gibi kesilerek, gündemden düşürülüverdi.
Mevlüt Ustaoğlu / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.