Ekmek Bayat Yoksulluk Taze

Ekmek Bayat Yoksulluk Taze
Adil bir paylaşımın olmadığı ülkemizde; kimi insanlar lüks ve şatafat içerisinde gününü gün ederken; ülkemizin yoksul insanları fırın önlerinde bayat ekmek kuyruğu bekliyor.

 Kimi Doğu’dan, kimi Karadeniz’den, kimi iç Anadolu’dan kısacası Anadolu’nun bağrından İstanbul’a geçim sıkıntıları nedeniyle kopup gelmişler.  Her birinin ayrı bir hikâyesi olmasına rağmen tek ortak yönleri yoksulluk! Anadolu analarına sorduk, neden bayat ekmek alıyorsunuz? Biz dinlerken içimiz cız etti; siz okurken ağlar mısınız bilmeyiz. İşte Türkiye’nin; gözümüzün içine giren; fakat kimsenin görmek istemediği, gerçek yüzü ve gündemi… Bayat ekmek kuyrukları ve yoksul insanların hayat hikâyeleri. İşte size, “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” sözünü doğrulayan ülkemizden kesitler.

Adil bir paylaşımın olmadığı ülkemizde; kimi insanlar lüks ve şatafat içerisinde gününü gün ederken, insanımızın büyük bir kısmı ise fakr-u zaruret içerisinde yaşamaya devam ediyor. Bazısı ekmek soğuyunca burun kıvırırken; kimi insanımız ise fırıncıların bakkallardan akşamdan kalma bayat ekmek getirmesi için kuyrukta bekliyor. İşte Türkiye’nin; gözümüzün içine giren, fakat kimsenin görmek istemediği, gerçek yüzü ve gündemi. İşte size yaşamın içinden, gerçeğin ta kendisi hayat hikâyeleri. İşte size “Bu taksimi Kurt yapmaz kuzulara şah olsa” sözünü doğrulayan ülkemizden kesitler. Kimi Doğu’dan, kimi Karadeniz’den, kim iç Anadolu’dan kısacası Anadolu’nun bağrından İstanbul’a geçim sıkıntıları nedeniyle kopup gelmişler. Her birinin ayrı bir hikâyesi olmasına rağmen tek ortak noktaları yoksulluk. Hemen hepsi birbirini tanıyor ve her gün Fırıncı Fevzi Yücel’in bakkallardan ellerinde akşamdan kalma bayat ekmekle dönmesini sabırsızlıkla bekliyorlar. Aralarında adaletli bir bölüşümleri var, ülkemizde olmayan. Gelen ekmekleri adaletli bir şekilde pay ediyorlar. Daha yaşlı ve işi olanlara öncelik veriyorlar. Eğer ekmek yetmezse ya bir daha ki seferi bekliyorlar ya da başka fırınlara gidiyorlar. Bu Anadolu analarıyla yüreğimiz cız ederek konuştuk. Ortaya Türkiye’de daha binlerce örneği olan bir trajedi çıktı…

Mecburum Bayat Ekmek Yemeye

Güngören’de bulunan Başak Ekmek Fırını’na girdiğimizde bayat ekmek beklediğini öğrendiğimiz, ismini vermek istemeyen vakarlı Anadolu anasına soruyoruz; neden bayat ekmek alıyorsunuz? Nasıl almayayım deyip iç çekerek anlatıyor: “Allah (C.C.) verdi on bir çocuğum var. Dört tanesi okula gidiyor. Biri çok küçük iki de evli var. Çalışanım bir eşim. Bodrum katta yaşıyoruz. Ah oğlum ah! Para yetmiyor. Mercimek nedir ki olmuş beş lira. Patates desen öyle, üç liraya alıyorsun. Bunlar fakir yemeği. Mercimek, patates de yiyemezsek ne yiyeceğiz. Allah (C.C.) bizi utandırmasın eşim bayat ekmek aldığımı bilmiyor; onu da mahcup etmek istemiyorum. Ona taze ekmek alıyorum. Biz bayat ekmek yiyoruz. Bir oğlum evli o da bodrum katta yaşıyor kirada, hiçbir şeyleri yok.  iki torunum var onlar da hasta, nem varsa onlara veriyorum; o sabiler de benim elime bakıyor. Senin anlayacağın evlat, ne edeyim mecburum bayat ekmek yemeye” diyor duygulu gözlerle.

“Oğlum bizi rezil etmeyesin”

Sonra yaşlı bir kadın içeri giriyor. Yaşça diğerlerinden daha büyük olduğu için ilk sırayı Şenel Dağ anaya verdiklerini öğreniyoruz. Onun da eşi Edibe Erkan gibi yatalak. Konuşamayan ve gezemeyen eşinin çocuk gibi tüm hizmetini o görüyor. Altını değiştirip yemeğini yediriyor. Altı çocuk yetiştirip evlendirmiş. Şenel anaya soruyoruz, çocukların yardım etmiyor mu?  İç çekerek anlatıyor: “ Ah evladım; altı çocuğum var, hepsi evlendi kendi hayatlarını kurdu, kendilerini zar zor geçindiriyorlar. Herkesin sıkıntısı kendine yetiyor senin anlayacağın.onlar da bana yardım edemiyor. Allah’tan (C.C.) başımı sokacağım bir evim vardı. Eşimi bakıyorum diye devlet 700 lira bakım parası veriyor, onunla geçiniyorum. Allah (C.C.) razı olsun fırıncı oğlum günde 2-3 ekmek veriyor geçinip gidiyoruz işte” diyor ve sanki suçluymuş gibi, utanması gereken kendisiymiş gibi mahcup bir şekilde: “Oğlum bizi rezil etmeyesin” diyor. Adaletli paylaşımın olmadığı ülkemizde sen niye rezil olasın Şenel ana diyoruz biz de kendisine.

Ben de isterim taze ekmek yemeyi ama!!!

Biraz sonra fırına bayat ekmek almak için başka bir kadın geliyor. Adının Edibe Erkan olduğunu söylüyor. Edibe ana, eşinin 15 sene önce bir kaza sonucu sakat kaldığını ve altı çocuğunun olduğunu ifade ediyor ve ekliyor, “Altı çocuğum var ikisi çalışıyor; onlarda üç kuruş para alıyor. Bodrum katta yaşıyoruz. Evim kira, faturalar var. Zar zor geçiniyoruz. Bende isterim taze ekmek yemeyi ama geçim sıkıntısı mecburen bayat ekmek alıyorum” sözleri dökülüyor ağzından mahcup bir şekilde

Fırıncıdan Allah Razı Olsun

Fırıncının bakkallardan dönmesini dört gözle bekleyen bir başka Anadolu anası Döndü Budak’a soruyoruz; neden bayat ekmek alıyorsun diye? Onun da hikâyesini dinliyoruz. Budak ailesi de bodrum katta yaşıyor ve Döndü Budak’ın da altı çocuğu var. Eşi 60 yaşında ve çalışamıyor. Emekliliği yok. Oğullarından birini evlendirdi, kirada geçinemeyince “O da başıma kaldı” diyor, Budak. Aynı evde yaşıyorlar. Döndü ana “Allah (C.C.) razı olsun Fevzi evladım para almadan bize ekmek veriyor. Burada olmayınca başka fırınlara da gidiyoruz; onlardan da Allah (C.C.) razı olsun, onlar da 25 kuruşa veriyorlar, bayat ekmeği” diyor.

Kredi ödemek için bayat ekmek yiyoruz

Son olarak genç bir bayan giriyor fırının kapısından içeri, elinde çocuğuyla mahcup, çekiniyor konuşmak istemiyor. İsmini yazmayın diyor. Ona da soruyoruz bildiğimiz halde nedir sizi bayat etmek yemeye mahkûm eden. Üç çocuğu olduğunu öğrendiğimiz anne cevap veriyor: “Tek çalışanım eşim. Kirada oturuyorduk. Başımızı sokacak bir ev alalım dedik. Krediyle giriş kat bir ev aldık. Ben çocuklara baktığımdan çalışamıyorum, eşim tek çalışıyor. Krediyi zor ödüyoruz. Günde en az 5-6 ekmek yiyoruz. Normal ekmek alsam beş lira vereceğim. Allah razı olsun fırıncı abi bize yardımcı oluyor.”

Günde Elli Altmış Kişiye Bayat Ekmek Dağıtıyorum

Daha sonra her gün bakkallardan daha fazla ekmek getirsin diye dua ettikleri, yolunu dört gözle bekledikleri Fırıncı Fevzi Yücel elinde bir kasa ekmekle giriyor fırından içeri. Fevzi Yücel’e soruyoruz. Çok mu bayat ekmek isteyen? “Evet diyor. Ben esnafım halkın içindeyim, öyle insanlarla karşılaşıyorum ki. Hakikaten çok fakir insanımız var. Her gün elli altmış kişiye bayat ekmek veriyorum. Bakkallarda akşamdan iade kalıyor; fırında da kalan oluyor. Fakir fukaraya dağıtıyorum. Keşke daha fazla imkân olsa da versem” o arada kadınlar araya giriyor. “Allah razı olsun Fevzi evladımızdan onu da bir evlat biliyoruz. Her namazımızda ona da dua ediyoruz.” Fırıncı Fevzi mahcup bir edayla: “Olur mu asıl sizden Allah (C.C.) razı olsun” karşılığını veriyor. Bu trajediyi gören ve taze ekmek almak için fırına gelen vatandaşlar ise utana sıkına taze ekmek istiyorlar. Ama o kadar çok ki bayat ekmek alan insan diyor fırıncı Fevzi hangi birine versin insanlarda…. Utan Türkiye… Silkelen Türkiye… Kendine gel Türkiye…

Bayat Ekmek Sektör Olmuş

Olayın vahametini görünce kısa bir araştırma yaptık ve trajedinin boylarının çok daha büyük olduğunu gördük. İstanbul’da bayat ekmek bir sektör olmuş. Özellikle varoş bölgelerde hemen her fırından bayat ekmek talebi var. Fırıncı Fevzi her ne kadar bedava ekmek verse de sorduğumuz diğer fırınlarda 25 kuruştan 40 kuruşa kadar bayat ekmek bulmak mümkün. O fırınlara da soruyoruz. Sizden bayat ekmek isteyen var mı?  “O kadar çok ki” diyor hepsi. Bazen bayat ekmek olmuyor. Yani olsa belki taze ekmek kadar satılır diyor fırıncılar.

Milli Gazete

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
18 Yorum