O Kararı Osmanlı Değil İttihatçılar Almış
Ömür Gedik Hürriyet’teki yazısında, “1910’da Osmanlı köpekleri katledince İstanbul depremi oldu” şeklinde bir yazı kaleme almıştı.
Oysa 1910’daki köpek katli olayının başkahramanının Osmanlı değil, İttihat ve Terakki zihniyeti olduğu anlaşıldı.
Kuşlar için bile vakıf kuran Osmanlı, köpeklere karşı da insaflı ve sevecendi.
İstanbul’daki 80 bin köpeğin kayalık olan Hayırsız Ada’ya sürülmeleri Sultan 2. Mahmud ve Abdülaziz Han zamânında gündeme geldi ancak bu isimler bu öneriyi reddetti.
Daha sonra yani 1910’da İttihat ve Terakki zamanında 80 bin köpeğin sözkonusu adaya sürgün kararı alındı ve bu gerçekleştirildi.
Köpekler orada aç susuz kaldı, birbirlerini parçaladı, uğultuları şehre kadar duyuldu, ta ki açlıktan ölene kadar.
İşte, tarihçilerin anlatımıyla 1910 köpek sürgünü olayı:
“Osmanlı döneminde köpekler, özellikle İstanbul’da ayrı bir yere sâhiptiler. Sokaklarda rahatça dolaşırlar, beslenme sorunları olmazdı. Bu yabancı kaynaklarda da ifade edilmiştir. 19. asıra gelindiğinde köpeklerin sayıca çok olması ve kuduz tehlikesine karşı tedbir alınması gerekti. 1800’lerin başında sayıları 60 bini bulmuştu. Sultan 2. Mahmud ve Abdülaziz Han zamanında Hayırsız Ada’ya sürülmeleri gündeme geldi. Her ikisinde de yaşanan felâketlerden dolayı geri adım atıldı. Zîrâ halk, bu sürgüne karşıydı ve köpeklerin âhının kimseyi iflâh etmeyeceğine inanıyordu.
II. Abdülhamid Han döneminde ise köpekler en rahat dönemlerinden birini yaşadılar. Pâdişah, kuduz hastalığı ile mücadele için dünyanın üçüncü Kuduz Enstitüsünü İstanbul’da kurdurdu. Ancak bu uzun sürmedi. 1910 yılında İttihat Terakki zamanında sürgün karârı alındı. Hem şehirleşme hem de daha Avrupalı görünme kaygısı bu karârı aldırdı. Köpekler birkaç gün içinde toplandı; kafeslerle tıkıldı; mavnalara yüklenerek Hayırsız Ada’ya götürüldüler.
Marmara’da bulunan Hayırsız Ada sadece bir kayaydı. Yiyecek içecek yoktu. 80 bin köpek bu adada ölüme terk edildi. Adaya bırakılan köpekler bir süre sonra açlıktan birbirlerini parçalamaya başladılar. Acı acı ulumaları İstanbul sahillerine kadar ulaşmaktaydı. Bir süre sonra ise sesler kesildi. Çünkü açlığa ve susuzluğa dayanamayarak öldüler. Hayvanların feryâdı o kadar tesirliydi ki bu sesleri duyanlar, ölene kadar unutamadılar.
Yâni köpek itlâfı, Osmanlı Padişahlarının değil, İttihâtçıların eseridir. Zâten kuşlar için bile vakıf kuran ecdâdımız, köpeklere karşı bu kadar zâlim olamaz.”
Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.