Yalancının akreditasyonu buraya kadar!

Yalancının akreditasyonu buraya kadar!
Gazetelerinin husumetini kişisel muhaliflikleriyle birleştirip güya “habercilik” yapan kimi gazetecileri Başbakanlığın akredite etmemesi kartelin tepkisine yol açtı. Aynı gazeteler, Genelkurmay’ın üstelik yalan da yazmayan yayın kurul

GENELKURMAY YAPINCA SES YOK, BAŞBAKANLIK YAPINCA MANŞET 
Ankara basınının kartel ayağında bir gelenek vardır. Muhafazakâr partileri, liderleri takip etmede mümkün olan en rijit solcu, hatta mezhepsel duyarlılığı olan isimler görevlendirilir. Millî Selamet Partisi’nden başlayıp devam eden çizgideki partilere hep bu tercihle yaklaşmıştır basın yayın organları. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi zaman zaman bu sıkıntıları yaşadılar. Sol partilere ise özel bir atama gerekmez zaten gazetecilerin büyük bir bölümü bu partilerin tabiî müttefiğidir. Zamanı gelince bu bağlılık, uzun yıllar Hürriyet gazetesinde CHP muhabirliği yapan Şaban Sevinç’in CHP kontenjanından RTÜK’e üye atanmasında görüldüğü gibi ödüllendirilir.  

SAĞA ŞAŞI BAKAN GAZETECİLER  
En geniş tabiriyle “sağ kesim”i takip eden gazeteciler ise bırakın izledikleri partiyi olumlamayı, tarafsız davranmayı o partiye adeta şedit bir muhalif gibi davranırlar. Hürriyet’ten Turan Yılmaz, Hasan Tüfekçi, Akşam’dan Ali Ekber Ertürk, Evrensel’den Sultan Özer Star TV’den Fatma Çözen bu paradigmaya uygun bir biçimde “AKP’yi izliyorlardı.” Özellikle Yılmaz ve Ertürk ta Refah Partisi zamanından beri izledikleri bu çevrede en ufak bir “yakınlaşıp tarafsızlaşma” eğilimi göstermeden sürekli “çakan” haberlere imza attılar; Refah’a, Fazilet’e, Saadet’e ve nihayet AK Parti’ye. Refah Partisi kapatma davasındaki gazete kupürlerinin büyük bir bölümü özellikle bu iki isme ait haberlerden oluşuyordu. Fazilet Partisi ile AK Parti kapatma davalarında da Başsavcılar bu tip gazetecilerin haberleri ile doldurdular iddianamelerini. Suçlanan parti yetkilileri ise mahkemede bu haberlerin büyük bölümünün zamanında yalanlandığını dile getirdiler. Şimdi Başbakanlığın akredite etmediği bu iki isim ve diğerleri de sık sık Başbakanlık Basın Merkezi’nin yalanlama gönderdiği haberlere imza atıyorlardı.  

GENELKURMAY’A TIK YOK  
Başbakanlıktan veto yiyince “basın özgürlüğünü” hatırlayan kartel gazeteleri karara ateş püskürüyor. Oysa 28 Şubat’tan bu yana inatla sürdürülen İslâmî camiaya yakın görünen gazetelere yönelik akreditasyon uygulamasına ise birkaç cılız ses dışında bu cenahtan itiraz eden olmamıştı. Hele bugün Milliyet gazetesinin yaptığı gibi olayı manşete taşımayı asla düşünmemişlerdi. Oysa Başbakanlık en azından sık sık yalan haber yapanları akreditasyon dışı tutarken; Genelkurmay ise hakkında yalan haber yapmayanları yasaklayıp, bizzat TSK tarafından tekzip edilenleri ise akredite kapsamında tutuyor.  

(Salih Matur – habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.