Üstad'la Özal Arasında Müthiş Diyalog

Üstad'la Özal Arasında Müthiş Diyalog
Üstadın öğrencilerinden duayen gazeteci Yalçın Turgut Balaban, kuruluş aşamasında Anavatan Partisi’nin isim babasının Necip Fazıl Kısakürek olduğunu anlattı.

Vahdet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yener Dönmez’e konuşan Yal­çın Tur­gut, Üs­ta­d’ın Tur­gut Özal ve  ku­ru­cu­su ol­du­ğu Ana­va­tan Par­ti­si üze­rin­de­ki çok faz­la bi­lin­me­yen et­ki­si­ni an­lat­tı.

Turgut’un verdiği bilgiye göre; 12 Ey­lül dar­be­si­nin ar­dın­dan si­ya­se­tin nor­mal­leş­me­si sü­re­cin­de ku­ru­lan ve Tür­ki­ye­’ye önem­li kat­kı­lar­da bu­lu­nan ‘A­na­va­tan Par­ti­si­’nin is­mi bizzat Üstad tarafından verilmiş.

İS­Mİ ‘A­NA­VA­TA­N’ OLA­CAK!

Yal­çın Tur­gut Ba­la­ban, bu bil­gi­yi şöy­le özet­le­di: “Tur­gut Öza­l’­ın, 12 Ey­lül ön­ce­sin­de de Üs­tadla hu­ku­ku var­dı. O’­na da­nı­şır­dı. ANA­P’­ı kur­ma­dan ön­ce par­ti kur­ma fik­ri­ni Üs­ta­da açı­yor. Üs­tad, ön­ce­le­ri kar­şı çık­sa da Öza­l’­ın ıs­rar­cı ol­du­ğu­nu gö­rün­ce onu ya­nı­na ça­ğı­rı­yor. ‘Yaz!’ di­yor; ‘İs­mi ‘A­na­va­ta­n’ ola­ca­k… şu şu il­ke­le­ri ba­rın­dı­ra­ca­k… şun­lar zin­har ya­pıl­ma­ya­ca­k… şun­lar mut­la­ka ya­pı­la­ca­k…­’ Özal, Çan­ka­ya­’ya çı­kıp par­ti­nin ba­şın­dan çe­kil­di­ği gü­ne ka­dar Üs­ta­dın bu tel­kin­le­ri­ne ba­şın­dan so­nu­na ka­dar sı­kı sı­kı­ya ria­yet et­ti­.”

untitled-2-099.jpg

ÜS­TAD, AB­DUL­LAH GÜ­L’­Ü DE ET­Kİ­LE­Dİ

Üs­ta­dın Özal gi­bi Cum­hur­baş­kan­lı­ğı kol­tu­ğu­na otur­muş bir di­ğer si­ya­si olan Ab­dul­lah Gü­l’­ün üze­rin­de de et­ki­si bu­lun­du­ğu­nu kay­de­den Yal­çın Tur­gut, “Gül, Mil­li Türk Ta­le­be Bir­li­ği men­su­bu idi­… MTTB ise, Üs­ta­dın her zer­re­sin­de eme­ği bu­lu­nan bir ku­ru­m… “Üs­ta­dım ben gel­dim, se­ni me­rak et­ti­m” gi­bi bir yön­tem­den zi­ya­de ürü­nü­müz­le, işi­miz­le, ‘Bü­yük Do­ğu bağ­lı­sı­yız, şu­ra­dan şu­ra­ya gel­di­k’ di­ye­rek ka­pı­sı­nı ça­lı­yor­duk. Biz Üs­ta­da el­li met­re uzak­tay­dık, sü­rek­li ge­li­şi­ni gi­di­şi­ni gö­rü­yor­duk fa­kat Üs­tad biz­den ha­ber­siz­di. Son­ra­sın­da ta­bi ken­di­mi­zi tak­dim et­tik ve de­fa­lar­ca gö­rüş­me­ler vu­ku bul­du­” de­di.

untitled-1-195.jpg

NE­CİP FA­ZI­L’­LA BU­LUŞ­MA...

Yal­çın Tur­gut, Üs­tadla ilk ta­ri­hi bu­luş­ma­la­rı­nı ise şöy­le an­lat­tı: “Sa­lih Mir­za­be­yoğ­lu bi­li­yor­su­nuz üs­ta­dın çiz­gi­sin­de Bü­yük Do­ğu­cu­dur. Biz bü­yük ürün­ler koy­mu­şuz or­ta­ya, ken­di­si­ne el­li met­re ka­dar ya­kı­nız ama biz­den ha­be­ri yok. Vel­ha­sıl bir gün bak­tım böy­le ol­mu­yor. ‘A­kın­cı Gü­ç’ der­gi­si­ni çı­ka­rı­yo­ruz. Çık­mış sa­yı­lar­dan bir ta­kım yap­tır­dım. Bü­yük Do­ğu­’nun ida­re­ha­ne­si­ni ara­dım, ‘ge­le­ce­ğiz ran­de­vu ta­lep edi­yo­ru­z’ de­dim. Fa­lan­ca sa­at­te ‘ge­le­bi­lir­si­ni­z’ şek­lin­de ce­vap gel­di. Ben de ver­dim der­gi­le­ri genç­le­rin kol­tu­kal­tı­na gön­der­dim. Ço­cuk­lar gel­di­ler “Ver­dik der­gi­le­ri, faz­la vak­ti yok­tu, An­ka­ra­’ya gi­de­cek­ti­” de­di­ler. An­ka­ra dö­nü­şü bir te­le­fon gel­di, Üs­ta­dın oğul­la­rın­dan bi­ri­si ‘Ba­bam cu­mar­te­si ak­şa­mı siz­le­ri ye­me­ğe bek­li­yo­r’ Ar­ka­daş­la­ra ha­be­ri ver­dim, ‘Üs­tad bi­zi ye­me­ğe bek­li­yo­r’ de­dim, bü­yük bir he­ye­can ol­du. Sa­lih, ben ve dört ar­ka­daş da­ha, al­tı ki­şi git­ti­k… Üs­tad ve oğul­la­rı kar­şı­la­dı­lar bi­zi­… Eli­ni öp­tü­k… Bu­lut­la­rın üze­rin­de­yiz ne ye­di­ği­mi­zi da­hi bil­mi­yo­ru­z… Vel­ha­sıl ko­nuş­tuk dert­leş­tik. Bi­zi övü­yor za­ten ye­ni der­gi/ra­por ka­pa­ğın­da “Ne­cip Fa­zıl ve ye­ni dost­la­rı­” di­ye yaz­ma­ya baş­la­dı. Me­se­la o ra­por­lar­da “ya­zı­ha­ne­me me­şa­le gi­bi dört ta­ne genç gel­di ve ba­na der­gi­le­ri­ni tak­dim et­ti­ler ve uzan­dım oku­dum da­ha ön­ce böy­le bir bağ­lı­lık ol­ma­dı müt­hi­ş” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı Göl­ge ve Akın­cı Güç der­gi­le­ri­miz içi­n…­”

Üstad’tan Mirzabeyoğlu’na büyük övgü;
“BİR BULDUĞUM VE PİR BULDUĞUM GENÇ...”

Yal­çın Tur­gut, Üs­tad Ne­cip Fa­zı­l’­ın mü­te­fek­kir Sa­lih Mir­za­be­yoğ­lu­’na olan sev­gi ve iti­ma­dı­nı da şöy­le ifa­de et­ti: “Göl­ge ve Akın­cı Güç der­gi­le­ri­ni çı­ka­rı­yor­duk. Üs­tad bir ra­po­ru­nun so­nun­da ‘bun­dan son­ra on­lar be­ni ta­kip et­me­ye­cek ben on­la­rın ar­ka­sın­dan ko­şa­ca­ğı­m’ yaz­dı­… Bu duy­gu bi­zim için müt­hiş­ti­… ‘…­hüs­ran­la evi­me ka­pan­dı­ğım bir an­da, ila­hi zu­hur ola­rak bek­le­di­ğim, bir bul­du­ğum ve pir bul­du­ğum gen­ç…­’ de­di­… Sa­li­h’­i an­la­tı­yor... Akın­cı Gü­ç’­te bir ma­ni­fes­to ya­yım­la­yıp ‘a­na kay­na­ğı­mı­za rü­cu edi­yo­ru­z’ di­ye der­gi­yi ka­pat­tık ve kad­ro ola­rak Bü­yük Do­ğu­’ya da­hil ol­duk. Tür­ki­ye ça­pın­da bir ya­pı­lan­ma ve gün­lük ga­ze­te dü­şün­ce­miz var­dı an­cak üs­ta­dın ra­hat­sız­lı­ğı, aka­bin­de ve­fa­tı, der­ken ol­ma­dı­…”

Vahdet Gazetesi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum