Demokrat Parti, liderini seçiyor

Demokrat Parti, liderini seçiyor
Demokrat Parti (DP), 9. Olağan Büyük Kongresi başladı. Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda toplanan ve iki gün sürecek olan kongrenin ilk gününde genel başkanlık seçimi yapılacak.

Kongrede oy kullanacak delegeler ve partililer sabah saatlerinden itibaren salondaki yerlerini aldı. Kongre salonunun dışında ve içinde Genel Başkan Süleyman Soylu'nun resimleri asıldı.

Kongre'nin Divan Başkanlığı'na eski Antalya Belediye Başkanı Hasan Subaşı getirildi. Hasan Subaşı, Divan Başkanlığı'na seçilmesinden sonra yaptığı konuşmada, parti içi demokrasinin yerleşmesinin önemine işaret ederek, bunun DP'yi iktidara taşıyacağını söyledi.

Genel Başkan Süleyman Soylu'nun yanı sıra Refaiddin Şahin, Nevval Sevindi ve Ramazan Yazgan'ın da genel başkanlık için aday olmsı bekleniyor.

KONGREDEN NOTLAR: 

DP Kongresine Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İstanbul Büykşehir Belediyesi eski Başkanı Ali Müfit Gürtuna, AK Parti İstanbul Milletvekili Güldal Akşit, Aydın Menderes, Esat Kıratlıoğlu gibi DYP'nin eski mensupları da katıldı. 

Kongrede Neval Sevindi'nin bir grup taraftarının, Süleyman Soylu'yu ısılkla protesto ettiği gözlendi.

Sağlık bakanı Akdağ, Soylu'nun konuşmasının ardından salondan ayrıldı. Partililerin sık sık 'Başkan Soylu' şeklinde slogan attıkları gözlendi. 

Soylu'nun konuşmasının büyük bir bölümünü İslami motiflerle süslemesi dikkat çekti.  

Süleyman Soylu, iç siyasetten dış politikaya, ekonomiden demokrasiye kadar Türk siyasetinin tartışılan konularında önemli mesajlar verdi. 11 aydır Anadolu'yu karış karış gezdiklerini belirten Soylu, halkın DP iktitarı özlemi içinde olduğunu iddia etti. Kısa bir süre öncesine kadar DP'nin geleceği ile ilgili herkesin kafasında soru işaretleri bulunduğunu kaydeden Soylu, bugün ise umudun adresi haline gelditklkerini söyledi. Soylu, "Allahı'ma şükürler olsun ki 11 ay önce yapığımız kongrede geleceğe ait bir ümit vardı, ama bir taraftan da endişe vardı. Acaba bu partinin hali ne olacak, acaba bu milletin meselelerine çözüm üretebilecek mi? diye. Bugün ise bu milletin arzusunu seslendiriyoruz. Ey milletim sahipsiz, çaresiz değilsin." dedi.

DT'yi demokrasinin ve Anadolu insanının temsilcisi olarak nitelendiren Soylu şöyle konuşut: "DP Bilge Kağandır, Alpraslandır, Osmangazi'dir. Malhun Hatundur, Şeyh Edebalidir, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş, Selahidini Eyyübidir. Kanuni Süleyman, fetihlerin fatihi Sultan Mehmettir, Yavuzdur. Buram buram kokan Anadoludur. Semerkantır. Atatürktür, Başvekil Menderestir. Bu ülekinin bağımsızlık ve özgünrlük mücadelesine baş koyan Galip Hoca, Celal Bayardır. Kıbrıs'ı Türkiye'ye hediye eden partidir. Ezanın Türkçe'ye çevrilmesi üzerinden siyaset yapmayan partidir. DP, Türkiye'de yarınların iktidarıdır." 

Soylu yaklaşık bir buçuk saat süren konuşmasında ağırlıklı olarak iktidara yüklendi. İçeride sorunlarını çözmüş, dışarıda ise lider bir Türkiye olmasını arzuladıklarını belirten Soylu, 2002'den beri tek başına iktidar olan bir hükümetin işbaşında olduğunu, ancak böyle önemli bir şansı iktidarın değerlendiremediğini savundu. DP'nin tek başına iktidar olduğunda Türkiye'ye 40 Türiye daha ilave ettiğini, büyük bir atılıma koştuğunu anlatan Soylu, Özallı yılları da şöyle anlattı: "Rahmetli Özalla birlikte bir değişim yaşandı. Dünyayı yakalamaya çalıştık. Atatürk'ün hedef gösetdiği muassır medeniyetler sevisyesine ulaşmak için çalıştık. Peki bu iktidar döneminde hangi sorunumuz çözüldü. Özgünrlük noktasında neredeyiz şimd? Gurur diyabileceğimiz bir tablo var mı? Peki bu huzurun neresindeyiz? Önümüzde koca rakamlar var. İhriacat rakamları şu kadar diye. Ama önümüzde bir rakam daha var. 70 milyon insanın üçte biri yoksul. Peki bu ülkedre huzur var mı? Ülekinin üçte birinde kan ve barut var. 30 bin insanımızı kaybettik. Ülkenin başbakanına Diyarbakır'a Van'a gelemesiz denebiliyor."

Başbakanın yaptığı hatanın arkasından, 'tek millet, tek bayrak ve tek vatan' demeye başladığını ileri süren Soylu, "Bu memlekette bayrak da vatan da millet de bir olmuştur. Sıkıştığında değerler üzerinden siyaset yapılmaz." eleştirisini yöneltti. AK Parti'nin 22 Temmuz'da 'durmak yok, yola devam' sloganı ile yola çıktığını hatırlatan Soylu, "Evet, durmak yok hırsızlığa, işsizliğe, hastane önlerinde çocuklarını karton kutularda almalara devam. Bu milletin bize ihtiyaç var. Bu ülke mısır, buğday ithal ediyor. Bu topraklar ne güne duruyor. Ne zaman ki DP'yi hile ve zulüm ile uzaklaştırdılar. O zaman bu millet ne huzur gördü, ne refah gördü. Halk, bizi bekliyor. Çünkü, çıkış buradır, gelecek yarınlar buradadır." dedi.

Ülkede ciddi bir ekonomik krizin olduğunu, ancak hüktümetin bunu görmezlikten geldiğini iddia eden Soylu sözlerini şöyle sürdürdü: "Memlekitmizde ciddi bir ekonomik kırılganlık var. Büyümek ve zenginlik bütün ülkelerin boğuştuğu bir meseledir. Türkiye bu iktidar dönemide bu ekonomik iklimden yararlanamdı. Türkiye'nin en büyük tekstil fabrikaları, iş yerleri kapanıyor, esnaf kepenk indirmek zorunhda kaldı. Bu ülkede insanların yüzde 80'ni borç ile yaşıyor. İşsisizlik had safhada. Her 100 üniverteli gençten 40'ı işsizler ordusuna katılıyor. Bu sene yüzde 2 civarlarında bir büyüme var. Etrafındaki imkanları kullanamayan, ürütemeyen bir Türkiye var. Biz, özgür bir Türkiye istiyoruz. Demokratik ve zengin bir Türkiye istiyoruz. Krize karşı bir önlem alınmamıştır. Türkiye ekonimisi son yılların en büyük girdabında. Esnaf , siftah yapamanın sıkıntısı yaşıyor. Bir ton buğday satıyor beş torba gübre alamıyor. ABD, Japonya AB ülkeleri ekonomik önlemler almaktadır. Ama Türkiye'de sadece vergiler 18 aya bölündü bir de kara para aklamak için yasa hazırlandı."

Dış politika konusunda da hükümete yüklenen Soylu, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli yeterince değerlendiremediğini iddia etti. Soylu, Türkiye'nin Asya'da, Kafkasya'da, Ortaortadoğu'da Hazar Havzası ile gelişen AB arasında enerji ve barış köprüsü olmak zorunda olduğunu kaydetti. 

Türkiye'nin yıllardır sürdürdüğü terörle mücadeleye de değinen Soylu, bu dönemde PKK ve DTP'ye karşılık ülkenin Barzani'nin kucağına itildiğini savundu. Bu durumun büyük bir devlet olan Türkiye'ye yakışmadığını ifade eden Soylu, kendilerinin iktirarda olması halinde Barzani'nin bugün o topraklarda olamayacağını iddia etti. Terörle mücadelede özellikle son zamanlarda birlik ve beraberlikten yoksun bir görüntünün sergilendiğini dile getiren Soylu, "Aktütün saldırısından sonra neden cumhurbaşkanı, başbakan genelkurmay başkanı aynı fotoğraf karesinde görmedik? Neden bundan imtina ettiniz? Bu millet askerinden bir şey esirgemez. Neden devletin demir yumruğunu indirmediniz PKK'nın üzerine?Biftçiye gelince Kasımpaşalısın da Barzani'ye gelince neden suskun kedi oldunuz?" diye konuştu.

Soylu, "Eğer DT iktidar olsaydı, Maliye ve Milli Savuma bakanlarının yanısıra saldıran haberi olmayan kuvvet komutanını da görevden alırdı." dedi. Soylu'nun Kıbrıs, Irak ve AB ile ilgili bazı görüşleri de özetle şöyle:

KIBRIS

Kıbrıs', DP döneminde Londra ve Zürih anlaşmaları ile İngiltere'nin kursağından aldık. Uzun mücadeleler verildi. Hepsi Kıbrıs konusunda dik durdular. Çünkü milli bir davaydı. AK parti döneminde bir sorun olarak önümüze kondu. Çözümsüzlük. çözüm değil dediler. Kazan kazan dediler. Baktık ki Kıbrıs'ta sadece Rumlar kazanmış. İzolasyonları tanıyın diye ensemsize dayıyorlar. İki konfederasyon dışında bir şart kabul edilmemelidir. AB'ye girmediği sürece kimseyi orada konuşturmamalıdır.

IRAK

400 sene bizim topraklarımız oldu. Hz. Hüseyin, İmamı Azam, Şeyh Abdulkadir Geylani'nin türbesi var orada. Ama bugün burada ABD, İngiltere var. Bir tek Türkiye yok.

AVRUPA BİRLİĞİ

Türkiye'yi Gümrük Birliği'ne sokan bir partinin genel başkanı olarak konuşuyorum. AK parti AB'yi mundar etmiştir. Hırvatistan 2009'da AB'ye giriyor. ama AKP yüzünden bu ülke mahçup ve mağdur edilmiştir. Türkiye'nin özgürlükleri konusunda mahrum edilmeledir.

DP Genel Başkan adayı Şahin: Önemli olan salondan değil, sandıktan çıkmaktır  

Genel başkan adaylarından Refaettin Şahin de, partinin oyunun 1.6'ya kadar gerilediğini ileri sürdü. Kendisinin bir ikbal arayışı içerisinde olmadığını, partiyi ayağa kaldırmak için yarışa soyunduğunu söyleyen Şahin, kendilerinin zamanında 'mahzenden iktidar' çıkardığını söyledi.

Soylu'nun Parti'yi Mehmet Ağar'dan yüzde 4.5 oy ile aldığını belirten Şahin, şimdi ise 1.6'ya gerilediğini kaydetti. Partinin o zaman 11 milyon YTL parası olduğunu, şimdi ise 3 milyona düştüğünü dile getiren Şahin, partinin geliri olmadığını, bu paranın da kısa süre sonra biteceğini ifade etti. Şahin, il başkanlarının Soylu'yu desteklemesinin nedeninin genel idare kuruluna girmek olduğunu söyledi. Bu mantıkla bu salondan çıkılabileceğini, ancak sandıktan çıkılamayacağını söyleyen Şahin, konuşmasına başlamadan önce bir süre divan başkanı ile 'ses' polemiği yaşadı. Mikrofonun sesisin, Soylu'nun konuşmasının ardından kısıldığını savunan Şahin, divan başkanının mikrofonunu istedi. Kriz, mikrofonun sesisin açılmasıyla aşıldı. Genel Başkan Soylu'nun Demirel'i haftada iki kez ziyaret ettiğin söylediğini, ancak 10 ayda 3 kere gittiğini belirterek, "Genel Başkan yalancı" dedi. Bu sözler salonda yuhalandı. Şahin ile delegeler arasında sert tartışmalar yaşandı. Şahin, delegelerin büyük bir kısmı tarafından yuhalandı. 

Şahin'in ardından söz alan adaylardan Nevval Sevindi ise Süleyman Soylu'nun Çiller sevgisinden korktuğunu söyledi. Bu yüzden Soylu'nun sürekli olarak Çiller aleyhine konuştuğunu iddia eden Sevindi, konuşma süresinin sınırlandırılmasına da tepki gösterdi.

Önder Karayılan / habervaktim.com-CİHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.