Tazminatı, beni ihraç edenler ödesin!

Tazminatı, beni ihraç edenler ödesin!
Darbecilerin yargılanmasını için iddianame hazırladıktan sonra meslekten ihraç edilen eski Savcı Sacit Kayasu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) devlete verdiği 40 bin Euro'luk cezayı devletin değil de, kendisini meslek ihraç edenlerin ödemesin

Kayasu, "Çünkü devlet bunu öderse, senin sırtından ödemiş oluyor, benim sırtımdan ödenmiş oluyor, vergilerden ödeniyor bu. Keşke öyle olmasa. Bu işi yapanlar ödese! " dedi.

AİHM'nin kendisini haklı bulduğu kararı değerlendiren Sacit Kayasu, mahkemenin devlete verdiği cezanın vatandaşların cebinden çıktığını ifade etti. "Keşke bu tazminatı devlet değil de bu işi yapanlar ödese! " diyen Kayasu, sözlerini şöyle sürdürdü; "Çünkü devlet bunu öderse, senin sırtından ödemiş oluyor, benim sırtımdan ödenmiş oluyor, vergilerden ödeniyor bu. Keşke öyle olmasa. Bu işi yapanlar ödese, bugüne kadar yapılmadı. İnşallah bundan sonra yapılır ve kimse kanunsuz işler yapmaz. Bizim gayemiz; haksızlığa, kanunsuzluğa 'dur' demek değil mi? Devlet bunlara 'sen bu cezayı öde de akıllan bakalım, aklına estiği gibi iş yapma' diyecek. Bunu demediği müddetçe onlar yapmaya devam edecek. Yani nasıl darbeciler yargılanmazsa darbe yapmaya devam ediyorlar. Bunlar da yanlış işleri yapmaya devam edecek. Bir devlet memuru işini yaparken on defa düşünmeli, bir kere yapmalı. Bu şekilde mahkumiyet olursa, bu cezayı o ödeyecek. Bunu ödemek kolay mı? 40 bin Euro az para mı? Bir devlet memurunu bu parayı ödemeye mahkum ettiğinizi düşünün, bir daha böyle bir şey yapar mı?"

İhraç edileceğini hiç düşünmediğini belirten Kayasu, "Başıma birçok şey geleceğini düşündüm de ihraç edileceğimi düşünmedim. 'En fazla yerimi değiştirirler' diye düşündüm. Savcının görevi iddianame yazmaksa ben görevimi yaptım." diye konuştu.

AİHM'ye vatandaş sıfatıyla şikayette bulunduğunu söyleyen Kayasu, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında iki konuyu ele alıyor. Birincisi, vatandaş olarak şikayette bulunduğum için bana ceza veriliyor. Diyor ki İnsan Hakları Mahkemesi; 'kardeşim sen ne yapıyorsun? vatandaş anayasal hakkını kullanıyor. Anayasa'nın 36. maddesinde 'şikayet etmek vatandaşlık hakkıdır diyorsun. Bu adam da savcı olmasa da vatandaş olsaydı ceza verecek miydin? vermeyecektin.' 12 Eylül dönemine ilişkin yüzlerce binlerce vatandaş AİHM'ye dilekçe verdi, ne oldu? takipsizlik kararı verildi. Benim kararımda da en kötü ihtimalle böyle yapılması gerektiğini söylüyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Aslında AİHM, 'takipsizlik karanını da veremezsin' diyor. Niye? savcı olarak bu kişi iddianame hazırlayıp dava açtıysa o davayı da göreceksin. Yani adam hem darbe yapsın, ondan sora oraya 'beni yargılayamazsın' diye yazsın. Sen de onu yargılayama. AİHM bunu hukuka aykırı olarak görüyor. Karar, 'sen diyor, savcıya cezayı vermekle diğer savcıları da yıldırıyorsun, korkutuyorsun' diyor. 'Onları ihraç ettim seni de ihraç ederim' mantığıyla savcılar üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığını söylüyor." ifadelerini kullandı.

"ŞEMDİNLİ VE ERGENEKON SAVCILARININ ÖNÜNÜ AÇTIM"

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararının emsal teşkil edip etmeyeceğine yönelik soruya Karasu, "Elbette emsal teşkil eder. Artık bundan sonra savcıların hiçbir mazereti yok. Çünkü; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı Anayasa'dan üstün, herkesi bağlar. Yani savcılar herhangi bir dava açmaya kalktığında ve bakanlık ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu böyle bir işlem yaparsa savcılar hemen AİHM'ye giderler ve benim dava gibi 8-10 sene sürmez. Anında cevabını alırlar. 

Şemdinli eski Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın durumunun kendisinin durumuyla aynı olduğunu söyleyen Kayasu, "Bildiğim kadarıyla Sarıkaya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemis'ne başvurdu. Zaten bir yerde ben onların önünü açtım. Yani gerek Şemdinli Savcısı'nın, gerek Ergenekon Savcısı'nın.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.