'Muzaffer Tekin'in evi evliya evi gibi'
Gelen giden eksik olmaz. Yer içer giderler. Hatta öyle ki insanlar birçoğu birbirini tanımaz. Tanışanlar birbirine kaş göz işaretiyle tanımadıklarının kim olduğunu sorarlar" şeklinde açıklamada bulundu.
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampusu'ndeki duruşma salonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen Ergenekon davasının bugünkü oturumu tutuklu sanıklardan Mete Yalazangil'in savunması ile devam etti. Mete Yalazangil'in savunmasının ardından avukatı Saim Tuğrul "Müvekkilim hakkında hiçbir maddi delil bulunmaksızın, sadece iddianamede kurulan cümlelerle suç isnadında bulunulmuştur. Muzaffer Tekin'e bağlı olarak silahlı kanat sorumlusu olduğu ileri sürülüyor. Oysa hiçbir sivil toplum örgütüne, derneğe vs. üye olmamıştır. Sadece bir dönem Doğru Yol Partisi Kadıköy ilçe teşkilatında genel sekreterlik yapmıştır. Ele geçirilen hiçbir silah, bomba, fitil veya bıçak yoktur. Ama silahlı örgütten bahsediliyor." diye konuştu.
Daha sonra Yalazangil'in çapraz sorgusuna geçildi. Çapraz sorguda ilk soru Savcı Mehmet Ali Şengül'den geldi. Aydın Yüksek ile tanışmasını anlatması istenmesi üzerine Yalazangil, "Yurdagül Çağman'ın işyerine gittik. Sayka Güvenlik kuruluş aşamasındaydı. Bu iş yeri için lazım olan bazı malzemeleri almak için Yurdakul Çağman'ın sahibi bulunduğu mağazaya giderek alışveriş yaptık. Bu alışveriş sırasında Aydın Yüksek'i bir sohbet ortamında tanıdım. Güvenlik şirketinin kuruluş aşamasında kendisinin polislikten ayrıldığını belirterek yardımcı olabileceğini söylemişti. Daha sonraki zamanlarda beni telefonla arayarak 'Polislikten ayrılan Aydın' diye kendini tanıttı. Ben hatırlayamamıştım. Ama yine de sorununu dinledim. Dolandırıldığını belirterek 'Muzaffer Tekin'i tanıyor musun? Beni görüştürebilir misin?' dedi. Ben de görüştürdüm." şeklinde konuştu.
Savcının "Siz özel kuvvetlerde işi olan herkesin işini halleder misiniz?" sorusu üzerine Yalazangil, "Hayır, hayır. Ben tahsilâtçı değilim. Benim kariyerim belli." cevabını verdi. Savcının, "Aydın Yüksek'in Muzaffer Tekin'e iletmek üzere size verdiği CD'yi açıp baktınız mı? İçinde ne vardı?" sorusu üzerine Yalazangil, "Bende bir CD kabı vardı. İçeriğini bilmiyorum." şeklinde cevap verdi.
"TEKİN'İN OFİSİNE GELENLER BİRBİRİNİ TANIMAZ"
Savcı Pekgüzel'in soruları üzerine Yalazangil, "Muzaffer Tekin'in ofisi evliya evi gibidir. Gelen giden eksik olmaz. Yer içer giderler. Hatta öyle ki insanlar birçoğu birbirini tanımaz. Tanışanlar birbirine kaş göz işaretiyle tanımadıklarının kim olduğunu sorarlar." cevabını verdi.
Savcının, Akın Birdal'ın vurulması olayı ile ilgili sorduğu, "Türk İntikam Tugayı (TİT) üyeliği ile mi suçlandınız?" sorusu üzerine Yalazangil, "İlk kez Ergenekon örgütü ile suçlandım. Demirkol'un ifadesinde ben geçiyorum. Ancak TİT üyesi olmakla suçlanmadım. " şeklinde konuştu.
Üye hakim Hasan Hüseyin Özse'nin, "Aydın Yüksek'in nasıl dolandırıldığı konusunu biliyor musunuz?" şeklindeki sorusu üzerine , Afrika'da Muzaffer Şenocak ile alışveriş yaptıklarını uçak biletleriyle elden nakit para verdiğini anlattığını ifade etti.
Üye Hakim'in "Bir polis memurunun bu kadar parayı nereden bulduğunu sordun mu? Size bu kadar dolandırılmış olması normal geliyor mu?" sorusu üzerine Yalazangil, "Normal değil efendim" cevabını verdi.
Tutuklu sanık Muzaffer Tekin, gözaltında bulunduğu sırada Yalazangil tarafından yazıhanesine bırakıldığı ve içerisinden "Ergenekon Lobi" belgesinin çıktığı öne sürülen CD'nin kendisine gösterildiğini ancak, bu CD hakkında bilgisinin olmadığını, evinde bulunduysa da kimin bıraktığını bilmediğini ileri sürdü.
Capraz sorgunun ardından taleplere geçildi. Tutuklu Sanıklardan Ergün Poyraz , Tuncay Güney ve Mazlumder eski Genel Başkanı İhsan Arslan, Mehmet Metiner, Cemal Alparslan Ertuğrul'un Mehmet Eymür'le ilişkileri ve MİT ile bağlantıları olup olmadığının MİT Müsteşarlığı'na sorulmasını talep etti.
Tutuklu sanık Muammer Karabulut, davanın düzmece delillerle ve iddialarla açıldığını öne sürerek soruşturma ile ilgili hazırladığı yazılı açıklamayı okudu. Açıklamanın uzun sürmesi üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, yaptığının savunmaya girdiğini belirterek, Karabulut'un bir an önce sözünü tamamlaması ve talebini iletmesini istedi. Karabulut, dilekçesinin sonundaki paragrafı okuyarak yargılamanın bir an önce tamamlanmasını talep etti.
Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz, dün ve önceki oturumda sunduğu taleplerini hatırlatarak, "El bombaları ile ilgili incelemenin Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesi'nde yapılmasını istemiştik. Böylece ortada bir silah olmadığı anlaşılacaktır. Silah olmayınca da suçun unsurları değişeceğinden terör ve silahlı örgüt suçlaması yapılamayacaktır. Durum böyle olunca tutuklu sanıkların cezaevinde yattıkları süre iddia edilecek suçu fazlasıyla karşılamış olacaktır. Bu nedenle tutuklu sanıkların daha fazla mağdur edilmemesi için taleplerimin bir an önce değerlendirilmesini istiyorum." dedi.
Sanık Ümit Oğuztan dün yayınlanan 32. Gün programında Tuncay Güney'in, Mehmet Eymür'ü tanımadığı şeklinde açıklamalarının yer aldığını hatırlatarak, "Tuncay Güney, İran'da MOD adıyla anılan Gladyo mensubu olduğunu söylediği İran Konsolosluğu Siyasi İşler Müsteşarı Muhsin Karger ile tanışıp dostluk kurduğunu ve doğrudan Mehmet Eymür'e bilgi ve fotoğraflar aktardığını, bizzat şahsıma anlatmıştır. Dolayısıyla Mehmet Eymür'ü tanımadığı yalan bir beyandır. Kendisi ile telefonla görüştüğünü de ifade etmiştir. Ve bizzat benim yanımda görüşmüştür. Gerçeğin ortaya çıkması için 32. Gün programının bir kopyasının mahkemenizce istenmesini talep ediyorum." dedi.
Tutuklu sanık Mehmet Demirtaş'ın avukatı Yusuf Çolak "Birinci haham Tuncay Güney var bir de ikinci haham malum Ali Yiğit var." şeklinde konuşarak sözlerine başladı. Ancak Mahkeme Başkanı Şengün, "Eleştiri sınırını aşmayın lütfen. Ulu orta böyle benzetmeler farklı anlama gelir. " uyarısında bulundu. Avukat Çolak, sanık Ali Yiğit'in söylediklerini yalanlayacak 7 kişilik bir tanık listesini mahkemeye sunduğunu belirterek bu kişilerin bir an önce dinlenmesini istedi.
Tutuklu Sanık Gazi Güder'in avukatı Özbay Demirel ise, müvekkilinin Türkan Saylan'a ait bir maili kişisel veri olarak sakladığı şeklinde suçlandığını söyledi. Avukat Demirel, bu maili bulmayı başardığını belirterek, "Şu an burada okumuyorum. Çünkü savcı dahi okumadı daha. Ben okudum ve koptum. Eğer bu mail kişisel verileri saklamak gibi bir suç içeriyorsa, ben maillerim açısından bittim." diye konuştu. Mailin kişisel bilgi içermediğini ileri süren Demirel, müvekkili hakkında başka bir suçlama da bulunmadığı için tahliyesini istedi.
Mahkeme heyeti Ümit Oğuzhan'ın 32. Gün Programı'nın kopyasının istenmesi yönündeki talebini kabul ederken, Kemal Kerinçsiz'in bombalar konusundaki talebin bir sonraki oturumda değerlendirilmesine karar verdi. Duruşma Pazartesi 09.30'a ertelendi.
Bu arada MİT tarafından Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilen 69 kişilik örgüt şemasında, savcılık tarafından haklarında gizlilik içeren bir soruşturma olduğu için isimleri kapalı olarak dosyaya konulan 64 kişi hakkında bu aşamada hala yürütülen bir gizli soruşturma olup olmadığı Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan sorulmuştu. Başsavcılığın bu konudaki cevabı merakla bekleniyor. Örgüt şemasının açık halinin gizlilik içeren bir soruşturma yoksa incelenmek üzere sanık avukatlarına verilmesi bekleniyor.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.