Cezaevinden çığlık!
İstanbul Ticaret Odası’nın “İstanbul’da Şiddet ve Şiddetin Sosyolojik Arka Planı” isimli araştırması çarpıcı sonuç ve görüşleri ortaya koydu. Araştırmanın verilerine göre İstanbul’da yaşayanların yüzde 74’ü kendisin güvende hissetmiyor. İstanbul’da oturanlardan hayatının bir döneminde şiddete maruz kalanların oranı ise yüzde 21,8 olarak belirlendi. Bunlardan yüzde 48,2’lik bir bölüm ise fiziksel şiddet gördüğünü beyan etti.
GELİN DE HALİMİZİ GÖRÜN
Araştırma kapsamında, şiddet ve suça bulaşma bağlantısını gözlemlemek üzere İstanbul’daki ceza ve infaz kurumlarındaki tutuklu ve mahkumlarla yapılan görüşmelerde ise ilginç görüşler dile getirildi. Raporda, görüşülen kişilerin, hapishane koşullarının dışarıdaki suça bulaşma potansiyeli yüksek olan kesimlerce yeterince bilinmediğini ifade ettikleri belirtilerek, şöyle denildi: “Hapishane koşullarını bilmeyenlerin suç işlemeyi kolay sandıkları ve kolayca suç işledikleri kanısındalar. ‘Dışarıdakiler hapishane ortamını görseler, yasalardan haberdar olsalar, ödeyecekleri bedelleri bilseler suç oranı oldukça azalır’ diyorlar. Bu nedenle müze ve benzerlerinin yanı sıra hapishanelere de geziler düzenlenebilir görüşündeler. Sivil toplum örgütleri örneklerle yasaları, ceza sistemini topluma anlatabilmeli düşüncesindeler.”
HAPİSHANE “SUÇ EĞİTİM MERKEZİ” GİBİ
Hapishane şartlarının yeniden suç işlemeyi tetiklediği görüşünün tutuklu ve mahkumlarca ezici bir oranda paylaşıldığı anlatılan İTO raporunda, “Tersine, suç organizasyonlarının cezaevi içerisinde oluşturdukları ağ ile adeta kendilerine kadro devşirdikleri görüştüğümüz hükümlülerce beyan edilmiştir. Bu nedenle kişilerin basit bir suçla cezaevine girip sonra da çoklu suç tekniklerini öğrenmelerini önleyecek önlemler alınmalıdır” denildi.
“KAMUDAKİ ŞİDDET” KİNLENDİRİYOR
Tutuklu ve mahkumların çok büyük bir bölümünün, güvenlik güçlerinin şiddet / işkence uyguladığı ve yargılama sürecinin adil olmadığı görüşünü taşıdıklarına işaret edilen raporda, “Bunun sonucunda, ‘Madem böyle bir bedel ödedim, daha kötü olup hakkımı olacağım’ diyenler var. Bu arada organize suç örgütlerinin de bu düşüncede önemli bir payı bulunmaktadır. ‘Ne kadar büyük suçlu olursan, pastadan aldığın pay da o oranda çoğalır’ gibi özendirici bir konum içindeler” ifadesi kullanıldı.
DİYANET AKTİF OLSUN, MEDYA KENDİNE GELSİN
Raporda, hükümlü ve tutukluların Diyanet İşleri Başkanlığı’nın toplum üzerindeki saygın etkisini dile getirerek, suça itilmeme noktasında kurumun gücünün yaygın ve etkin bir biçimde kullanılması gerektiği belirtildiği de kaydedildi. Medyaya da büyük görevler düştüğünü dile getiren hükümlü ve tutuklular, alkol ve suç arasındaki bağın dikkate alınarak medyada alkolün özendirilmesine son verilmesini, ekranlarda şiddet görüntülerinin yer almaması ve ahlakî erozyonun önlenmesi için açık saçıklığa geçit verilmemesi gerektiğini vurguladılar. Raporda, şu tespitler de yer aldı: “İşsizlik ve sosyal güvenlik eksikliği suça bulaşmayı etkiliyor. - Cezaevine düşen okumaya karşı ilgi duyuyor. - Şiddet ve suçun azaltılması için Latin Amerika’da uygulanan “kent tarımı”nın büyük şehirlerde uygulanması hükümlüleri üretken hale getirebilir. - Hükümlüler sanayi ile işbirliği içinde fason üretimde kullanılmalı. - Aile yapısı kısmen iyi olanlar dışarı çıkınca düzeleceklerine inanıyorlar. - MKE’nin ‘taksitle silah’ kampanyası durdurulmalı.”
(Salih Matur – habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.