Kurbanlarınız ‘şahit’ olsun
Dünyanın en yoksul ülkelerinde kesilen binlerce kurban Müslüman ailelere ulaştırıldı. Bırakın çeşit çeşit yemekleri bir parça ekmeği dahi bulmakta zorlanan, besin değeri olmayan yöresel bitkilerle karınlarını doyurmaya çalışan bu insanlar bayram etti.
Afrika’ın en büyük ülkesi olan Sudan’da bayram, yine bir başka güzeldi. Türkiye’den yapılan kurban bağışlarını Seyfullah Şahin başkanlığındaki heyetle Sudan’a gönderen Cansuyu, kestiği kurbanlıkların etlerini binlerce fakir aileye dağıttı. 18 ayrı bölgede kesilen kurbanlıklar, bu bölgelere ‘can’ verdi, umut aşıladı. Her gidilen bölgede ayrı bir sevinç vardı. Kimi bayramda etle tanışmanın sevincini yaşarken kimi de kıtalar ötesinden uzanan ‘kardeşlik’ elini hissetti yüreklerinde. Büyükler göz yaşı ile, çocuklar gülücükleriyle yaşadı bu mutluluğu. Cansuyu gönüllülerinde ise cömert Anadolu insanının emanetini ‘sahiplerine’ ulaştırma gururu vardı. Hayırseverler, bu mutluluğu göremediler ama kurbanları ‘şahit’ oldu kıtalar ötesinde yaşananlara.
Seyfullah Şahin ve Ömer Faruk Ejder Sudan’ın Kuzey ve Güney bölgelerinde, Recep Özkan ve Mustafa Değirmenci ise Batı yakasında bulunan Eritre mülteci kamplarında kesim işlemini yaptılar. Bayram namazının hemen ardından başlayan bu kesim işlemleri dört gün boyunca devam etti.
Her bölgede fakirliğin aynı yüzü kendisini gösterirken Eritre mülteci kamplarında yaşananları anlatmaya kelimeler bile yetersiz kalır. Ülkelerindeki zulümden kaçan Müslüman mülteciler bu kamplarda yapılan yardımlarla yaşamlarını sürdürüyor. Oksijen tüpüne bağlı hasta için ‘tüp’ ne anlama geliyorsa uzanan yardım elleri de bu insanlar için o anlama geliyor. Kuzey ve Güney bölgelerindeki şehirlerde ise kerpiçten ‘dört duvara’ sahip olmak büyük bir zenginlik. Dört duvarın konforu ise somya ve üzerinde, oturduğunuzda demiri hissettirecek incelikte bir süngerden ibaret. Kerpiçle çevrilmiş yuvaların ikinci hak sahipleri ise yerdeki karıncalar. Aslında kerpiç duvarların ve toprağın asıl hak sahipleri onlar. Çünkü buralar onların doğal yaşam alanları, insanları değil. Çaresizliği onlarda hissetmiş olmalı ki mekanlarını açmışlar insanlara. Karıncaların dışında yerler tertemiz. Bu evlerde bırakın halıyı, eski bir kilim ve hasırı bile görmeniz mümkün değil.
Zengin ve fakir kelimeleri ile anlatılamayacak hayat
Türkiye’de çöpe atılanların bile bir değeri var burdaki eşyaların yanında. Evlerimizin kapı girişlerine, ayak altına bile seremeyeceğimiz sergiler bu evlerin zenginlik göstergesi. Yani siyahlar ülkesi Sudan’da bizim ‘zengin’ ve ‘fakir’ kelimeleri ile anlatılamayacak bir hayat var. Zengin ve fakir kelimesi ile karşılığını bulamadığımız bu hayata rağmen ‘nasılsınız’ sorumuza ‘Allaha Şükür’ kelimesini duymuyor muyuz işte o an donup kalıyoruz. Kulaklarımız, gözlerimizle gördüklerimizden daha fazla yaralıyor bizi. Kesilen kurbanlar pay edilirken açlığa rağmen sergiledikleri tavır ise bizi hem düşündürdü hem de sevindirdi. Açlık ‘onurlarından’ hiç bir şeyi eksiltmemiş. Haklarını sıraya girerek almaları bunu anlattı bize. Cansuyu’nun Türkiye’den Sudan’a kurduğu hayır köprüsü bu evlere umut verirken, mülteci kamplarındaki Müslümanlara ise ‘oksijen’ oldu. Bizimde bu hayatları görmemize vesile oldu.
CANSUYU YARDIMLARINDAN GÖRÜNTÜLER-FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ
Sadettin İnan Sudan'dan bildiriyor
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.