"Tuncay Güney istihbarat getiriyordu"

"Tuncay Güney istihbarat getiriyordu"
Bir zamanlar "polis benim sokağımdan geçemez" diyen Veli Küçük'ün Ergenekon Mahkemesi'nde çapraz sorgusu başladı... "Trajikomik bir davada yargılanmaktan gurur duyuyorum" diyen Küçük, "Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim" şeklinde konuştu.

Ergenekon Davası'nın bugünkü duruşmasında emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün çapraz sorgusu başladı.... 

İŞTE YAPILAN SUÇLAMALAR

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında 26 Ocak 2008'de tutuklanan Veli Küçük'ün 17 ayrı suç maddesinden cezalandırılması talep ediliyor. 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 52 ila 82 yıl hapsi istenen Küçük'e yönelitilen suçlamalar şunlar: 

Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, Korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde atılmasına azmettirmek, Açıklanması yasak belgeleri temin etmek, açıklamak, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet etmek, Telsiz Kanunu'na muhalefet etmek, Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme, Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, Askerleri itaatsizliğe teşvik, Yasaklanan bilgileri temin, Silah sağlama, Mala zarar verme, Kişisel verilerin kaydedilmesi, Kasten öldürmeye azmettirmek.

Veli Küçük: Trajikomik bir davada yargılanmaktan gurur duyuyorum  
 
Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Ergenekon davasını 'trajikomik' olarak niteledi. Memleketini sevmekten başka suçu olmayan insanların terörist olarak gösterildiğini iddia eden Küçük, "Böylesine trajikomik bir davada yargılanmaktan gurur duyuyorum." dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasında Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün savunması alınıyor. İddianamenin kendilerine karşı değil Türk milletine karşı hazırlandığını savunan Küçük, hakkında basında büyük bir kampanya yürütüldüğünü söyledi. Davaya 'Ergenekon' isminin verilmesinin kendisinin günahı olmadığını söyleyen Küçük, davada Atatürk Cumhuriyeti'nin yargılandığını, yapılmak istenenin ise rejimi değiştirmek olduğunu ileri sürdü. 

"Böylesine komik aynı zamanda trajikomik bir davadan yargılanmaktan gurur duyuyorum" diyen Küçük, "Bu dava; iftira ve karalama kampanyasıdır. Memleketini sevmekten başka suçu olmayan insanlar terörist olarak gösteriliyor. Asılsız iddialar karşısında sanık olmaktan üzgünüm. Başta silahlı kuvvetler olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumları hedef alınmakta. Gülünç yalanlarla insanlar bu kadar kolay suçlanmamalıydı. Cumhuriyet'i hazmedemeyen karanlık zihniyet kendine muhalif olan sesleri devlet kurumları ile susturmaya çalışıyor." iddiasında bulundu.

KÜÇÜK: DEVLETİN KOMPLO KURACAĞINI HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM

''Ergenekon'' davasının 26'ncı duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, ''Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim'' dedi. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın 26'ncı duruşmasında, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından savunmasını yapacağı kürsüye çağrılan Veli Küçük'e yasal hakları hatırlatıldı. 

Daha sonra savunmasına başlayan Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı bir şekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucu gözaltına alındığını söyledi. 

Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyi hastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyete götürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı. 

Küçük, ''Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışına çıkmadım. 'Veli Küçük korktu' dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancak devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim'' diye konuştu. 

''Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK'lı militanlar aranıyormuş gibi evinin kuşatıldığını'' ileri süren Küçük, bu görüntülerle polisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu. 

Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini, ancak bunun ''yardım isteniyormuş'' şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük, kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti. 

Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dile getiren Küçük, ''iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını'' öne sürdü. 

''İddianamede 'terör örgütü' deyiminin, Türk'ün Kabe'si olan Ergenekon ile birlikte kullanıldığını'' ifade eden Küçük, ''İki kelimeyi birlikte kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden özür dilediğini'' söyledi. 

Küçük, ''iddianame ile Atatürk'ün Cumhuriyeti'nin yargılanmak istendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini'' savundu. 

Duruşma, Veli Küçük'ün savunmasıyla devam ediyor.


Veli Küçük: Görev yaptığım yerde faili meçhul olmaz  


 
Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, hakkındaki iddiaları reddetti. "Alternatif bir ordu kurmaya çalıştığım iddia ediliyor. Böyle bir şey istesem emekli olmadan yapardım." diyen Küçük, çalıştığı birimin JİTEM'le alakasının olmadığını iddia etti. "Görev yaptığım bölgede faili meçhul olmaz, gereğini yaparım" diyen Küçük, Susurluk kazasını Sami Hoştan'dan öğrendiğini öne sürdü. Küçük, Sami Hoştan ve Sedat Peker'in suç örgütü lideri olmadığını savundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında Veli Küçük, savunmasını vermeye devam ediyor. 41 yıllık askerlik hizmeti olduğunu belirten Veli Küçük, 11 ay alay komutanlığı yaptığını söyledi. Kurmay olmamasına rağmen başarılı çalışmaları nedeniyle general rütbesine yükseltildiğini ifade eden Küçük, Bilecik Tugay Komutanlığı'ndan 2000 yılında emekli olduğunu ifade etti. Emekli olduktan sonra bir süre lojmanda kaldığını belirten Küçük, basında yer alan usulsüz koruma aldığı için lojmandan çıkartıldığı iddialarının asılsız olduğunu söyledi. Küçük, Genelkurmay'ın aldığı kararla diğer kişilerle birlikte lojmandan ayrıldığını, lojmandan ayrıldıktan sonra İstanbul eski Valisi Erol Çakır'ın da aralarında bulunduğu 3 kişi ile bir güvenlik şirketi kurduklarını belirtti.

Burki Aşireti lideri Kinyas Kartal'ın risalesini 500 nüsha çoğaltarak Kürt sorununda mücadele amacıyla Güneydoğu'da dağıttığını belirten Küçük, Kürt sorunu konulu bir çok konferans ve seminer verdiğini söyledi. Doğu sorununun esasen Kürt değil Ermeni sorunu olduğunu köy köy dolaşarak anlattığını söyleyen Küçük, "Tabi bu birilerinin hoşuna gitmedi ki buradayım" diye konuştu. "Benim bölgemde faili meçhul olmaz, gereğini yaparım"diyen Küçük, avukatı tarafından görev yaptığı Kocaeli'ndeki faili meçhullerin sorulmasını ilişkin talebin basında çaptırılarak "Mahkeme faili meçhulleri araştırıyor" diye çıktığını söyledi.

"Parmaksız zeki" kod adıyla bilinen PKK'nın üst düze yöneticilerinden Şemdin Sakık'ın yazdığı kitaptan alıntılar yapan Küçük, "Apo'nun kendisini bu bölgeye gönderme sebebinin iyi komutan olmasından değil, imhasını istediği için olduğunu söylüyor. Çünkü dağlardaki mağaralarda adamları öldürülmüş, ölmeyenler İran'a sürülmüş. İran'a kaçanlar daha sonra teslim alınmıştır. Kitapta bunlara yer veriliyor." diyerek Güneydoğu'da başarılı çalışmalar yaptığını savundu.

-"ÇALIŞTIĞIM BİRİMİN JİTEM'LE ALAKASI YOK"-

Örgüt adına bir çok dernek ve oluşum kurduğu iddialarının asılsız olduğunu öne süren Küçük, "Alternatif bir ordu kurmaya çalıştığım iddia ediliyor. Böyle bir şey istesem emekli olmadan yapardım. Eğer güvenlik şirketim vasıtasıyla yapacağım düşünülüyorsa yüzde 20 ortak olduğum güvenlik şirketi gibi yüzlerce şirket faaliyet yürütüyor. " diye konuştu Küçük, "10 bin kalpak siparişi verdiğim, daha sonra siparişi geri aldığım, bu kalpakları Azerbaycan'da yaptırmaya karar verdiğim söyleniyor. Sanki orada bedava. Hesapta kurmaya çalıştığım alternatif ordunun başına Emekli Orgeneral Ahmet Hurşit Tolon'u Meclis'e yürüyeceğimiz, Meclis'i işgal edip hükümeti devredip yönetimi devralacağımız ileri sürülmüş. Bu kanıya nereden varıldıysa?" diye konuştu. Yurt dışında örgütsel süreklilik arz edecek şekilde toplantılar yaptığının asılsız olduğunu öne süren Küçük, "Ne yurt dışında, ne de yurt içinde iddianamede belirtilen kişilerle bir araya gelmedim." dedi. Basında istihbarat göreviyle çalıştığına ilişkin haberlerin yer aldığını söyleyen Küçük, "Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Gruplar Komutanı olarak görev yaptım. İddianamede JİTEM'le bağlantım anlatılmış. Ancak çalıştığım birimin JİTEM'le bir alakası yoktur." diye konuştu. İddianamede suç örgütleriyle bağlantısı olduğunun ileri sürüldüğünü ifade eden Küçük, "Yalnız Sami Hoştan ve Sedat Peker'i tanıyorum, başka kimseyi tanımıyorum. Zaten onların da suç örgütü lideri olduğunu düşünmüyorum." şeklinde konuştu.

Hakkındaki Susurluk kazasına ilişkin iddiaları değerlendiren Küçük, kazanın Sami Hoştan tarafından kendisine bildirildiğini söyledi. Küçük, "Güneydoğu'da hiçbir menfaati olmadan PKK ile mücadele eden Sedat Bucak ve Güneydoğu'da her dağı adımlayan Hüseyin Kocadağ ile samimi dostluğum vardı. Kaza nedeniyle Balıkesir Emniyet Müdürlüğü'nden bilgi aldım. Hüseyin Kocadağ'ın öldüğünü, Sedat Bucak'ın yaralandığını öğrendim. Bir kadın ile erkeğin daha öldüğünü söyledi. Erkeğin isminin Mehmet Özbay olduğunu söyleyince ben de Abdullah Çatlı olabileceğini ifade ettim. Konuşmalarımda cenazeyi almak için görüşme yaptığım ileri sürülmüş. Ben sadece bilgimi ifade etti. Daha sonra da yaralı Sedat Bucak'ın hastaneye biran önce götürülmesini rica ettim." diye konuştu. Emniyette, "Sen Susurluk'un tam ortasındasın" diye ithamda bulunulduğunu iddia eden Küçük, bunun neye istinaden söylenildiğini anlayamadığını ifade etti. Küçük, "Jandarma Genel Komutanlığı tarafından basına gönderilen hakkımda soruşturma yapıldığına ilişkin açıklamaya basın itibar etmedi. Aksine, beni dokunulmazlığı olan birisi olarak gösterdi." dedi.


Veli Küçük: Tuncay Güney bana istihbari bilgiler getiriyordu  


 
Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Gazeteci Tuncay Güney'in kendisine bazı istihbari bilgiler getirdiğini söyledi. Tuncay Güney'in kendisine getirdiği cipi kabul etmediğini savunan Küçük, "Eğer kabul etseydim Ergenekon operasyonu daha önce başlardı." dedi. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasında Veli Küçük savunmasını vermeye devam etti. Ergenekon operasyonunun Recep Tayyip Erdoğan iktidara gelmeden önce 2002 yılında planlandığını iddia eden Veli Küçük, "Erdoğan 'biz iktidara gelmeden önce bunun hazırlığını yapıyorduk' demişti. Recep Tayyip Erdoğan parti başkanı değilken bu kurgulandı. Erdoğan Amerika'ya gittiğinde Bush'tan izin aldıktan sonra düğmeye basıldığını anlıyoruz." şeklinde konuştu.

Tuncay Güney'in iddialarına ilişkin konuşan Küçük, "Tuncay Güney kimdir? Tuncay Güney emekli bir albayla yanıma geldi. Akşam Gazetesi'nde çalıştığını söyledi. Turgut Büyükdağ ve Ümit Oğuztan ile bir strateji dergisi çıkartacaklarını söyledi. Bana istihbari bilgiler getiriyordu. Bunlar benimle irtibatı sağlamaya yönelik bilgilerdi." dedi. Tuncay Güney'in kendisine bir cip getirdiği iddialarına ilişkin Küçük, "Cip getirdi ve anahtarını önüme koydu. Ben ona çok kızdım ve kovdum. Cipi alsaydım -ki mümkün değil, bu operasyon çok daha önce başlayabilirdi. Hazırlanan senaryo bu adamın söylediklerine göre oluşturuldu. Soruşturma bu şahısla birlikte yürütüldü. Tuncay Güney'in iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum." dedi. Küçük, Tuncay Güney'in isminin niçin iddianamede yer almadığı ve kim tarafından engellendiği yönünde mahkeme heyetine soru yöneltti.

Ergenekon davasıyla ilgili yargılanan 86 sanıktan 14'ünü tanıdığını söyleyen Küçük, bu isimleri şöyle sıraladı; Sami Hoştan, Ali Yasak, Zekeriya Öztürk, Güler Kömürcü, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Muzaffer Tekin, Sedat Peker, Vedat Yenerer, Muammer Karabulut, Emin Gürses, Mehmet Fikri Karadağ ve Doğu Perinçek. 

-"DANIŞTAY SALDIRISIYLA BİR İLİŞKİM YOK"-

Danıştay saldırganı Alparslan Arslan ile bir ilişkisinin olmadığını savunan Küçük, Arslan'ın da aynı yönde beyanları olduğunu söyledi. İsveç'te çekilen fotoğraftaki kişinin Alparslan Arslan olmadığını iddia eden Küçük, bu kişinin Azeri bir genç olduğunun ortaya çıktığını savundu. Danıştay saldırısıyla ilgili ne Alparslan Arslan ne de diğerleriyle bir ilişkisinin olduğunu ileri süren Küçük, Danıştay sanıklarıyla bir ilişkinin bulunmadığını iddia etti.

Hakkında tanıklık yapan gizli tanıkların ise, Tanık Koruma Kanunu'ndan yararlanmak isteyen PKK, Hizbullah ve DHKP/C'liler olduğunu öne süren Küçük, 17 Nolu gizli tanığın Niyazi Kıyak olduğunu öne sürdü. Küçük, bu tanıkların aleyhinde verdiği ifadeleri kabul etmediğini söyledi. DHKP/C ile ilişkinin olduğu yönündeki iddiaları reddeden Küçük, Giresun'da görevli olduğu dönemde örgütün Karadeniz bölgesine sızma planlarını engellediğini savundu. Küçük, DHKP/C'nin kendisini hedef aldığını söyledi.

Bazı faili meçhul cinayetleri azmettirdiği yönündeki iddiaları reddeden Veli Küçük, "Bu isimler Hulusi Sayın, Temel Cingöz mü? Çok yanılıyorlar. Onlar 'bu vatanı parçalatmam' dedikleri için hainler tarafından, DHKP/C militanları tarafından öldürüldü." iddiasında bulundu.

Bu arada, duruşma sırasında biten kasetin değiştirilmesi sırasında şeker hastası olduğu bilinen Veli Küçük'e kızı Zeynep Küçük ile tutuklu sanıklardan Sami Hoştan bisküvi verdi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün de, "Kendinizi zorlamayın, sonra da devam edebiliriz" teklifinde bulundu. Küçük de, savunmasına devam edebileceğini söyledi.


Veli Küçük: Adil Serdar Saçan, 1 yıl evimi dinletmiş  

 
Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, aynı operasyonda tutuklanan İstanbul Organize Suçlarla Şube eski Müdürü Adil Serdar Saçan'ın 1 yıl boyunca evini dinlemeye aldığını söyledi. Evinde Saçan'la ilgili bilgi ve belgelerin ele geçirilmesini doğrulayan Küçük, "Belgelerde; nerede kaçakçılık yaptığı, kimden rüşvet aldığı, kimlerle görüştüğü yazılıydı. Benim konumla alakası olmadığı için aldım, dosyaya koydum. Şimdi anlıyorum ki onun karşısında olanlar tarafından bu belgeler bana gönderilmiş" dedi. 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında savunmasına devam eden Veli Küçük, iddia makamının kendi aleyhinde tanıklık yapmaları için birçok kişiye ödül, erken tahliye gibi vaadlerde bulunduğunu ileri sürdü. Küçük, Erol Ölmez, Ümit Oğuztan, Muhammed Yüce'nin de aralarında bulunduğu bazı kişilerin tanık olarak dinlenmesini istedi.

"Devlet vatandaşına komplo kurmaz." diyen Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü; "Veli Küçük'e değil, Veli Küçük nezdinden Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılmıştır bu komplo. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne güdülen bu kin anlaşılır değil. Terör örgütleriyle mücadele ettim, devletim de bana koruma verdi. Bu nedenle aleyhime tanık bulmada güçlük çekilmemiştir. Veli Küçük yok olabilir ancak Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk milleti ilelebed kalacaktır. Bu unutulmamalıdır. Bursa'da öldürülen Oğuz Yorulmaz'ın annesi faili meçhuller için bir televizyon kanalında benim adımı kullandı. Perde arkasında kim var? Üzerinde o kadar spekülasyonlar düzenlendi ki anlatamam. Bu konuda avukatlarım gerekli yasal işlemi yapmışlardır."

Veli Küçük'ün adamlarının Savcı Zekeriya Öz'e tehdit telefonları ettiği yönünde basında haber çıktığını hatırlatan Küçük, "Gelen telefon numaralarından birisi Alman Konsolosluğu'na diğeri de Şişli Adliyesi'ne aittir." şeklinde konuştu.

Basını kontrol altına aldığı şeklindeki iddialar bulunduğunu belirten Küçük, Güler Kömürcü ve Zekeriya Öztürk adında iki köşe yazarını tanıdığını belirterek, "İki kişi ile basın kontrol altına alınabilir mi?" dedi.Küçük, İpsiz Recep ve Osman Ağa gibi yiğit Karadenizlileri araştırıp kitap yaptıklarını belirterek, "Bu konuyla ilgili Prof. Dr. Metin Öztürk, Mayıs ayında düzenleyecekleri sempozyumda benim konuşmamı istedi. Ancak gözaltına alındığım için gidemedim. Kendisiyle yaptığım konuşmalarda bana 'komutanım' demesi örgüt hiyerarşisi değil, askeri terbiyedendir." dedi.

İsminin iddianamede 1874 kez yer aldığını ifade eden Küçük, "Bu kadar ismi alt alta yazsanız 21 dosya kağıdı yapıyor. İddianame burada bulunanlar tarafından tenkit edildi. Ancak ben çok ustaca hazırlanmış bir iddianame olduğunu söylüyorum. İddianamede 13 asker kökenli kişi yer alıyor. Bunlardan Orhan Tunç beni tanıdığını söylüyor. O'nu da ben tanımıyorum." dedi. Küçük, telefon görüşmelerine ilişkin Muzaffer Tekin'in telefonunu bilmediğini, ancak iddianamede 5 kez görüştüklerinin söylendiğini belirtti. Zekeriya Öztürk, Güler Kömürcü,Kemal Kerinçsiz gibi isimlerle yaptığı telefon görüşmelerinin olduğundan çok fazla gösterildiğini iddia eden Küçük, bu kayıtların iddianameden çıkartılmasını ve yeniden tespit edilmesini istedi. Küçük, "Bunların örgütsel görüşme olarak gösterilmesine itiraz ediyorum." dedi.

E-mail adresinin bulunmadığını belirten Veli Küçük, "Edinmediğim için ne kadar isabetli davranmışım. Şirket internet adresine Osman Baydemir'e suikast yapılmasına ilişkin bir yazı geldi. İlgili makamlara bildirdim. Nedense bu kişi hakkında bir işlem yapılmadı." şeklinde konuştu.

Sanıklar arasındaki kişilerin üst düzey askerlerle örgüt ilişkisi içerisinde olamayacağını belirten Küçük, "Bu insanların bırakın ilişkiyi içerisinde olmasını, ziyaretçi olarak bile ulaşmaları mümkün değil. Burada bulunanlar iki okey masası bile oluşturamaz, bilmezler de. Zaten birçoğu birbiriyle dargın. Bıraksanız, 'evinize gidin' deseniz evlerine gitmeye ceplerinde paraları yok. Bu insanlar mı rejimi yıkacak. Biz mi örgüt faaliyeti yürütüyoruz. Asıl üzüldüğüm sorgum sırasında beni kullanmak istemeleriydi. Oynayacakları oyunu piyonu olarak düşünmüşlerdi. Beni Osman Yıldırım ile karıştırmışlardı. Daha sonra da örgüt belgesi diye bir döküman çıkardılar karşıma. Evimden alınan belge ve dökümanlardan hiçbiri suç içermemektedir. Yabancı bir istihbarat birimi evimden alınan belge ve dökümanlara ilişkin 'milyonlar harcasak sahip olamazdık' demiştir. Bu belgeler basında çarşaf çarşaf yayınlandı. Görevlerimde istihbarata her zaman ihtiyacım olmuştur. İstihbarat bir çeşit insanla olmaz, her türden yurt içinden ve yurt dışından milletle istihbarat çalışması yapılır." şeklinde konuştu. 


Adil Serdar Saçan hakkında evinden bazı bilgi ve belgelerin alındığın kabul eden Küçük, "Evet alındı. Nerede kaçakçılık yaptığı, kimden rüşvet aldığı, kimlerle görüştüğü yazılıydı. Benim konumla alakası olmadığı için aldım, dosyaya koydum. Şimdi anlıyorum ki onun karşısında olanlar tarafından bu belgeler bana gönderilmiş. O dönemde evim bir yıl dinlemeye alınmış. Dinleyen de Adil Serdar Saçanmış." diye konuştu.

JİTEM elemanı olduğu iddia edilen Cem Ersever'le ilgili döküman edindiğini ve bunları gereken yerlerle paylaştığını savunan Küçük, bunların örgütsel döküman olmadığını ileri sürdü. "Veli Küçük olarak yaşamak çok zor" diyen Küçük, "İçinde bulunduğum iş dünyasında alacaklarım oluyordu. Başka birisi olsa dişini söker alır. Ben telefon açıp 'borcunu ver' desem yarın Veli Küçük parası için telefon ediyor diye basına çıkar. Her yerin güvenlik işini alamam. Her yer de bana iş vermez." şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.