O kan hangi kadının?
Cinayet davasına bakan Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin müebbet hapis cezasını Yargıtay’a temyiz eden Av. Yalçınkaya, dilekçesinde, cinayetin Yermez tarafından işlenmediğine dair çok somut deliller sundu. Yalçınkaya, dilekçesinde maktulün ölüm sebebinin sağ kulak arkasındaki yaralanmanın Adli Tıp incelemelerinden sabit olduğu halde bu durumda fail yerine faillerin olması gerektiğini, bu hususun mahkemeye beyan edilmesine rağmen dikkate alınmadığını belirtiyor. Suç aleti bıçak üzerinde Yener Yermez’in hiçbir parmak izi olmadığını kaydeden Yalçınkaya, parmak izi olmamasının sebep ve gerekçeleri araştırılıp hüküm kurulması gerekirken bu hususun dahi incelemeye değer bulunmadığını dile getirdi. Yener Yermez’in askeriyede bulunan pantolonundaki kan lekesi esas alınarak hüküm kurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu söyleyen Yalçınkaya, “Suç delili olan pantolon şahsi dolaptan değil, sivil eşyaların teslim edildiği depodan alınmıştır. Müvekkil askeri birliğe teslim olduğunda ve cinayetten aylar önce bu pantolon depoya alınmış ve bir daha müvekkil tarafından giyilmemiştir” dedi.
İLGİLİ HABER 1:GARİH CİNAYETİNDE ŞOK GELİŞME
İLGİLİ HABER 2: VAKİT VERİR, DİĞERLERİ PEŞİNDEN GELİR
'KADIN KANI KİME AİT' ARAŞTIRILMADI
Cinayet mahallinde yapılan incelemelerde açıkça bir kadın kanı tespit edildiğini ifade eden Avukat Mustafa Yalçınkaya, hazırlık dosyasında kadın ve erkek kanının biyolojik açıdan kesin olarak ayrılabildiği vurgulandığı halde mahkemenin müşterek hayat tecrübelerine dahi uymayan yüzeysel inceleme ile hüküm kurduğuna dikkat çekti.
Üzeyir Garih’in kolunda bulunan yaklaşık 50 bin dolar değerindeki ve Türkiye standartlarında bir servet olan saat dahi alınmadan maktulün üzerinde kaldığını söyleyen Yalçınkaya, bu durumda cinayetin gasp amacı ile işlendiğine ilişkin hüküm kurulamayacağını ifade etti. Yalçınkaya, maktulün saatinin yanı sıra cüzdan ve paralarına dahi el sürülmediğini de kaydetti. DNA incelemeleri ve bulunan saç kıllarının hiçbirinin müvekkile ait olmadığını belirten Yalçınkaya, olayda delil olarak gösterilen maktule ait cep telefonu kesin delil olarak gösterilmişse de, bu telefonun müvekkilinin eline nasıl geçtiğinin araştırılmadığını, bu halde telefondan yola çıkılarak aleyhe hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğunu kaydetti.
KOMPLO CİNAYETİ
Mustafa Yalçınkaya, cinayetin bir komplo cinayeti olduğunu söyledi. Yalçınkaya, olay yerinde ele geçirilen kanlı çuval ve bu çuval üzerine maktulün kanı ile Arapça harflerle “ALLAH” yazısının yazılmasının, olayın adi bir cinayet olmadığının kesin kanıtı olduğunu ifade etti. Avukat Yalçınkaya, “Müvekkil Yener Yermez’in böylesine boyutlu ve programlı bir cinayetin sanığı dahi olması mümkün olmadığı halde tek başına sanık gibi gösterilip hüküm kurulması, adalet sistemimizi ve kamuoyu vicdanını rahatlatmamıştır. Yermez, eğitim almamış, sıradan bir Anadolu çocuğudur. Böylesi bir komplike cinayetin sanığı değil, feri faili dahi değildir” dedi.
Avukat Mustafa Yalçınkaya, son gelişmelerin ardından yeniden yargılama talebiyle başvuruda bulunacağını belirtti.
HAKAN GÜNDÜZ - VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.