Felsefeciler kâfir mi?
M.Şükrü Özkan, ‘buhrandan bunalıma insan’ı yazmış. Ciddi tesbitlerde bulunan Özkan'ın 'insan'a aid yorumları ilginç: "İnsan subjektif bir varlıktır. Toplumun yaşama kurallarınca hareket etmeye çalışan insan her ne kadar bu kurallara uymaya çalışsa da subjektif olma özelliğinden taviz vermez. Çünkü fiziki veya fıtri olsun, birlikte yaşayan, toplumsalın içinde ilişkileriyle birbirinin farkında olduğu zannıyla hareket eden insan oğlu, aslında tüm ilişkilerinde kendi merkezlidir. Bu sebepledir ki, insanlar birbirini tam olarak anlayamazlar. Anlaşılmanın en kesin noktasında bile anlatılmak istenilen şeyin çok farklı ve ulaşılamayacak boyutları vardır. Nitekim bu durum, düşünen varlığın çözülmesinin bir bilmece olduğunun bir göstergesidir. İnsan konuşmaya başladığı andan itibaren düşünce devimsenliğinin derinliğine itilir. Çünkü düşünen insanla konuşan insan arasında, söylenenlerin dışlaşması, muhatabın da başkalığı vardır. Her insan ayrı bir varlık, farklı bir varoluştur."
Ali Karaman cins isimler ve özel isimler üzerine kişisel notlar yazmış. Şaban Yaşar, batıdaki İslâm algısı ve Türkler'in kimlik mücadelesini masaya yatırıyor. “Küresel kriz ve yeni dünya düzeni” Hayati Tüysüz'ün yazı başlığı. Yusuf Özkır Meksika sınırında Kanal 7'den bahsediyor. Celaleddin Mansur çöküşün tanığı ve hüznün şairi olarak yorumlamış M.Akif Ersoy'u. Cahid Hoşoğlu Atilla İlhan'ı farklı açıdan analiz ediyor. Dergide dikkat çeken diğer yazarlar şöyle: Fatih Kanca, Ali Kumaş, Muharrem Hayır, Serkan Demir, Mehmet Özkır, Betül Tüysüz, Umut Bulut ve Raşit Korkmaz.
Gazali üzerinden felsefeyi mahkum etmek konulu İdris Cevahir'in yazısından fragmanlar;
(...)
"İmam Gazali, ‘felsefecilere kafir dedi’ şeklinde dile getirilirken konuya biraz daha vakıf olanlar için, ‘İmam Gazali eserlerinde felsefecileri üç hususta kafir, 17 hususta ise bidatçı ilan etti’ diye ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı felsefe eleştirisinde sürekli atıfta bulunan Gazali'nin yöntemini ana hatlarıyla ortaya koymak ve felsefeyi yöntemsiz bir şekilde eleştiren talebe, hoca ve akademisyenleri bir kez daha düşünmeye davet etmektir. Gazali kendi ruhunu yaşadığı bir krizin çocuğudur.
(...)
Gazali öncelikle felsefecileri kendi içinde; Derhiler, tabiatçılar ve ilahiyatçılar olmak üzere üç kısma ayırır. Bu kısımlardan ilk ikisini kesin bir çizgi ile İslâm dairesinin dışında tutar. Gazali'nin eleştirdiği ve haklarında kitap yazdıkları ise ‘İlahiyatçılar’ diye isimlendirdiği Yunan felsefesinde Sokrat, Eflatun ve Aristo'nun temsil ettiği, İslâm dünyasında ise Farabi ve İbni Sina ile temsil edilen kesimdir. Gazali, bu gruptan sadır olan ilimleri tamamen reddetmez, tahlile tabi tutar ve hangisinin kabul edilip hangisinin red edileceğini belirler.
(...)
Gazali felsefe eleştirisini yaptığı Tehafüt adlı eserinin başında kendisinden önce de felsefeye bu tür eleştirilerin yapıldığını, ancak bu eleştirilerin ilmî olmaktan çok uzak olduğunu belirtir.
(...)
Gazali'nin eserine cevap ilk olarak meşşai felsefesinin temsilcisi olan İbn Rüşd'den gelmiş. Fatih Sultan Mehmed'in açtığı Tehafüt tartışması Hocazade ve Tusi arasında bir yarışmaya konu olmuş ve Gazali'den yana görüş bildiren Hocazade'nin tehafütü kabul görmüştür.
(...)
Günümüz felsefe karşıtları her fırsatta referans gösterdikleri Gazali'nin yöntemine ne kadar bağlıdırlar? Felsefeyi eleştirirken kullandıkları argümanlardan hangileri burhani olma özelliğini taşımaktadır. Bu sorular, felsefe eleştirisinde bulunan herkes için bir ahlakilik meselesi olmalıdır.
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.