İşte Yahudi aşkının belgesi!
Vakit’ün dün yayınladığı emekli Orgeneral Necdet Timur’un Orgeneral Ergin Saygun’a gönderdiği Yahudiler için imtiyaz talebi mektubunun yankıları sürerken, Necdet Timur’un 33. dereceden Mason olan Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto’ya da övgü dolu bir mektup yazdığı belgelendi. Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto’nun Ağustos 2008’de yayınladığı ‘Anlatmasam Olmazdı’ isimli kitabında ilginç itiraflar olduğu ortaya çıktı. Kitapta, 1. Ordu Komutanı Org. Ergin Saygun’a 2007 yılında yazdığı skandal mektubunu yayınladığımız Org. Necdet Timur’un, 1. Ordu Komutanlığı döneminde Yahudi cemaatine verdiği desteğe ayrıntıları ile yer veriyor. Org. Timur’dan aldığı mektubu da söz konusu kitabının 318-319. sayfasında yayınlayan Pinto, askeri yetkililerden aldıkları desteği kitabında ayrıntıları ile anlatıyor.
‘CEMAATİMİZ İLLEGAL’ İTİRAFI
Kitapta Necdet Timur ile olan dostluklarını da anlatan Pinto’nun, Necdet Timur’dan aldığı bir mektupta; Timur, Pinto’ya olan ilgi ve hayranlığını ballandıra ballandıra anlatıyor. Baştan sona övgü ve hayranlık ifadeleriyle dolu iki sayfalık mektupta başörtülü şehit annelerinin bile alınmadığı askeri karargâhlara Musevilerin nasıl rahat bir şekilde girdiği ve krallar gibi ağırlandığı bir bir anlatılıyor. Söz konusu kitabın 128. sayfasında ise Bensiyon Pinto ile Org. Necdet Timur’un 2001 yılında 1. Ordu Komutanlığı’nda çektirdiği fotoğraf yer alıyor.
SANKİ AŞK MEKTUBU
Bir sevgiliye yazılmışçasına özene bezene yazılan ve ‘Sanki bir aşk mektubu’ dedirten satırlar şöyle:
“Üstlendiğim zor görevlerden biri de güven ve dostluğunu kazandığım dostlarım hakkında düşüncelerimi aktarmak. Bunun iki nedeni olsa gerek: Ya çok sevdiğim için duygularımın yoğunluğu kalem oynatmamı zorlaştırıyor ya da kelimeler duyguların düzeyini aktaramıyor. Şimdi böyle bir an yaşıyorum. Bilmem ki nereden başlayayım.
Bensiyon Pinto’yu yıllar önce basından tanır, Türkiye ve İsrail için değerli hizmetler yaptığını duyar ve okurdum… 2000 yılında 1. Ordu Komutanlığına atandığımda her üst düzey görevlinin yaşayacağı gibi tanışma ve hoşgeldin ziyaretine gelenler oldu. Ne var ki uzun süre randevu isteyenler arasında Bensiyon’un ismini göremiyordum. Bir süre daha geçmişti. Bir gün ortak dostlarımızdan biri Sayın Bensiyon Pinto’nun bana gelmek istediğini, randevu talebinin olduğunu söyledi. Ne kadar sevindiğimi anlatamam. Özel kalem müdürüme kendisini arayıp bulmasını ve davet ettiğimi söylemesini ilettim. Bir gün sonra Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Sayın Bensiyon Pinto, Musevi Cemaati’nin seçkin yöneticileri ile birlikte geldiler. Karşımda birbirinden zarif üç İstanbul beyefendisi vardı, Başkan ve Pinto ve yardımcıları iş adamı Sami Herman ve Av. Nedim Karako. Doğrusunu söylemem gerekirse; bitmesini istemediğim bir sohbet başladı, konudan konuya geçiyorduk. Bir daha ve çok yakın bir zamanda yemeğe gelmelerini, daha uzun sohbet önerimi kabul ettiler. Uğurladıktan sonra emir subayım ‘Komutanım ilk kez sizi ilk ziyarete gelenlerle bu kadar uzun zaman geçirdiniz’ deyince, ne kadar sürdüğünü sordum. Cevabı tam 90 dakika oldu. Gerçekten de öyle idi. Demek ki zamanın nasıl geçtiğini fark edememişim. Keyif aldığım bir tanışma sohbeti yaşamıştım. Bensiyon’un bende bıraktığı ilk izlenim fevkalade olumlu idi. Üzerine aldığı Musevi Cemaati Başkanlığı’nı salt bir görev olarak tanımlamıyor, cemaatine ve ülkemize hizmet sorumluluğu olarak değerlendiriyordu. Konuştukça anlattıkları ile düşüncelerinin bu tanımlama ile ne kadar örtüşük olduğunu anlıyordum. Çok kısa bir süre sonra aynı heyetle ve kararlaştırdığımız tarihte ordu karargâhında çalışma arkadaşlarımın itina ile hazırlamış oldukları masanın etrafında öğle yemeği için buluştuk. Daha sıcak, daha içtenlikli bir dost meclisinin devamı için güzel bir başlangıç oldu. Konuşmalar sırasında hedeflerinin, hizmet anlayışının detaylarını, oldukça mütevazı bir tonlamayla fakat altını çizerek ifade ettiği kelimelerle çok anlamlı olduğu anlaşılan çalışmalarına değindi. Bu süratle eskiden kulak dolgunluğu şeklinde bildiğim kimi konuları bizzat kendisinden dinlemiş oldum. Uluslararası platformların Türkiye yararına yönlendirilmesi için yaptıklarını daha detaylı bir şekilde dinledikçe içimdeki sevgi ve saygı yumağının arttığını hissettim.
Daha sonra ailece dostluğumuz gelişti. Eşi Eti Pinto hanımefendi ile eşim Nezihe Timur da birbirlerine bizler kadar ısındılar. Ev ziyaretlerimiz başladı. Her buluşmamız bitmesini istemediğimiz bir zaman dilimi oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra daha çok buluştuk. Sivil toplum örgütlerinde birlikte görev aldık… Hasta ve düğün ziyaretlerine birlikte katıldık. Anılar, ortak düşünceler çoğala çoğala bugünlere geldik. Tanrı’nın bağışladığı ömür sürdükçe de bu böyle devam edecek. .... Sıcaklığı, sevecenliği, serinkanlı analizleri, Fransızca ve İngilizce kadar Türkçe ve İbranice’ye olan vukufiyetini, onun uluslararası tanınmışlığını ve etkisini sürdürmeye devam ediyor. ...İyi bir vatandaş, iyi bir lider ve iyi bir babadır. Vefa düzeyi hep yüksektir. Zor durumlarda kaldığı zaman özverili olup elini taşın altına koyabilen bir cesaretin sahibidir… Göründüğü gibi davranır, davrandığı gibi görünür. Hep ama hep yapmacıksız hareket eder. Dostluğunda oldukça güçlü bir manyetik alan vardır. Ne zaman ne yapıyor diye aklımdan geçip aramak istesem, bir süre içinde ben arayamadan o arar. ‘Ne var ne yok, herkes iyi mi’ diye sorar. ‘Aman iyi olun’ der ve kapatır. Gerçekten dostluğu şarap gibidir. Yıllandıkça değerini artırır. Amacım Bensiyon’u tanıtmak değil, onunla dost olma mutluluğunu yaşayan bir kişi olarak onun daha nice yıllar sağlık ve esenlik içinde ailesi, dostları Türkiye ve İsrail için olan önemini paylaşmaktır. Türkiye Bensiyon’suz Bensiyon Türkiye’siz kalmamalı. İnancım odur ki PİNTO ailesi dünya durdukça Bensiyon’lar yetiştirmeye devam edecektir. Ona ve sevgili eşi Eti’ye sağlık ve mutluluklar diliyorum.”
KEMAL GÜMÜŞ/İSTANBUL
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.