Bu kez birinci olmayı başardılar!
Nasıl mı? İşte şöyle: “Romanya’dan davet ettikleri şahsi dostlarını üniversitenin olanakları ile Türkiye’de krallar gibi ağırladılar.. Özel görüşmelerden doğan milyarlarca liralık telefon faturasını ‘bilimsel iletişim’ diye üniversitenin sırtına yüklediler.. Tedavi amaçlı şehir dışı turlarını “bilimsel faaliyette bulunduk” diye tutanak tutturup, “geliştirme ödeneği” aldılar… …Ve şuna bile tenezzül ettiler: Kısa mesafeli olan denizyolu yolculuğunu, daha uzun bir mesafe olduğu için karayoluyla yapılmış gösterip daha fazla harcırah aldılar…
Kamu İhale Kurumu’nun verilerinden ortaya çıkardığımız ve ilmî faaliyetlerde dökülen üniversitelerin, yolsuzluk ve usulsüzlükte ise “yüksek bir performans” sergilediklerini ortaya koyan tablo şöyle:
Kamu İhale Kurumu verilerine göre, üniversitelerin geçekleştirdikleri ihaleler, takibata uğramada sayısal olarak üçüncü, oransal olarak ise birinci sırada bulunuyorlar. Sayıştay’ın rakamları ise son 24 yılda üniversitelerin belediyelerden 170 kat daha fazla yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığını ortaya koydu.
İHALELERİN PROFESÖRLERİ
Kamu İhale Kurumu’nun (KİK) Ocak-Eylül 2007 tarihini kapsayan son verileri, üniversitelerin “sorunlu ihale” listesinde ön sıralarda yer aldığını gösteriyor. Buna göre, bin 805 şikayetin yer aldığı listede Sağlık Bakanlığı, hakkındaki 690 şikayetle birinci sırada bulunurken, onu 348 şikayetle belediyeler ve 172 şikayetle de üniversiteler takip ediyor. Kamu ihale Kurumu’nun üniversiteler hakkında yapılan şikayetlerin yalnızca yüzde 9’unu reddetmiş olması ise “akademik ihale yolsuzlukları”nın yaygınlığı ve gerçekliği hakkında bir fikir veriyor. Veriler oransal olarak üniversitelerin bütün kamu kurumlarını geride bıraktığını da ortaya koyuyor. Toplam 27 bin 888 ihale geçekleştiren Sağlık Bakanlığı, 690 ihale ile yüzde 2,3 oranında “sorunlu ihale”ye sahip bulunuyor. Listede belediyeler de, 15 bin 966 ihalesinin 348’inin KİK’e konu olmasıyla yüzde 2,2’lik oranda “sorunlu ihale” gerçekleştiren kurum olarak görünüyor. Bu verilere karşılık, 47 üniversite ise gerçekleştirdikleri 7 bin 90 ihalenin 172’si ise “sorunlu ihale” özelliği taşıyor. üniversiteler böylece yüzde 2,5’lik “sorunlu ihale” oranı ile oransal olarak bütün kamu kurumlarından daha fazla KİK’in takibatına uğradı. öte yandan, 2003-2007 yılları arasındaki KİK işlemleriyle ilgili bir başka araştırmanın verilerine göre ise 47 üniversitenin 240 ayrı ihalesi için ihalede tadilat, ihalenin yenilenmesi ya da adlî makamların harekete geçmesi gibi yaptırımlar isteniyor.
BELEDİYELERE 170 TUR BİNDİRDİLER!
üniversitelerle ilgili takibat işlemlerinin sadece bir bölümünün yer aldığı Sayıştay kayıtlarında ise 1983-2007 yılları arasında 114 üniversitenin muhtelif yolsuzluk ve usulsüzlüklerine ilişkin tam 295 kayıt bulunuyor. Buna karşılık sayıları 3 bin 215 olan belediyelerin ise 553 dosyası bulunuyor. Bir başka ifadeyle toplam belediyeler içerisinde yolsuzluk ve usulsüzlükle Sayıştay incelemesine muhatap olan belediyelerin oranı yüzde 17 iken, üniversitelerdeki oran ise yüzde 259’a ulaşıyor. Böylece oran bazında üniversitelerde yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlük belediyelerin 170 katına ulaşıyor.
AKLA HAYALE GELMEDİK USULSÜZLÜKLER
Sayıştay’ın büyük meblağlı ya da karmaşık görerek adlî takibi için yargıya havale ettiği işlemlerin bulunmadığı listede, envaî çeşit yolsuzluk ve usulsüzlük yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle sıralanıyor. “Şahsî dostunu Romanya’dan davet edip yol parası dahil üniversite olanaklarıyla ağırlamak, milyarlarca liralık özel telefon görüşmesini ‘bilimsel iletişim’ adı altında devlete ödettirmek, üniversitede hoca olmasına rağmen bir ihaleye girip çalıştığı üniversiteye serbest meslek sahibi gibi teklif vermek, zorunlu dersleri ek ders gibi gösterip fazladan para almak, tedavi için geldiği şehirde kendisini bilimsel faaliyet yapıyormuş gösterip haksız yere ‘geliştirme ödeneği’ tahsil etmek, lojmanının yakıt parasını fakülteye ödetmek, bitirme tezleri sadece öğrencilerce hazırlandığı halde bu çalışmayı ‘sınav’dan sayıp haksız yere sınav ücreti almak, bir yandan bedelli askerlik yapıp bir yandan üniversitedeki maaşı almaya devam etmek, öğrenciler tatildeyken ders vermiş gibi gösterip ek ders ücreti almak, kısa mesafeli olan denizyolu yolculuğunu daha uzun bir mesafe olduğu için karayoluyla yapılmış gösterip daha fazla harcırah almak…”
(Murat Unay – habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.