'Derin devlet baskısı var'
Eğitim Bir-Sen Genel Başkan’ı Ahmet Gündoğdu, ülkemizin en önemli iki sorununun eğitim ve demokratikleşme olduğunu söyledi. Eğitim Bir-Sen Tokat Şubesi tarafından sendika kurucusu şair, yazar, fikir adamı Mehmet Akif İnan anısına düzenlenen ‘Yeni Anayasa ve özgürlükler’ konulu konferansta konuşan Gündoğdu, “Eğitim ve demokratikleşme sorunu çözülmeden ekonomik, demokratik, bürokratik, siyasal, kültürel hiçbir sorun çözülemez” dedi.
‘ERDEMLİ İNSAN YETİŞTİRME SORUNU’
Ekonomik, toplumsal, siyasal, sosyal ve hukuksal beklentilerini açıklayan Gündoğdu, son yıllarda eğitimde önemli hamleler olmasına rağmen, sorunların devam ettiğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Eğitimde altyapı, müfredat öğretmen gibi sistem sorunları var. Eğitimin en önemli sorunu kaliteli, özgür, erdemli insan yetiştirmek. Sistem eliyor. Hayata hazırlık yok. Amaç sınavlara hazırlık. Altyapı ve müfredattaki iyileştirmeler anlam kazanmıyor, çünkü öğretmenin ve eğitim çalışanının toplumsal ve ekonomik saygınlık problemi var.”
‘öĞRETMENİN TOPLUMSAL SAYGINLIK SORUNU’
Eğitim sisteminin hayata hazırlamak yerine sınavlara hazırlamayı amaç edindiğini, bunun da toplumsal saygınlığa zarar verdiğini belirten Gündoğdu, “Sistemin sınavları amaç haline getirmesi, dershaneleri öne çıkarıyor, okulu diploma doldurma yeri, öğretmeni de diploma doldurma memuru konumuna indiriyor. Bu durum öğretmenin sosyal statüsüne, rehberliğine, toplumsal saygınlığına zarar veriyor” diye konuştu.
‘ORKESTRA ŞEFİ Mİ LOKOMOTİF Mİ?’
Nitelikli eğitimin ancak nitelikli öğretmenle mümkün olabileceğini kaydeden Gündoğdu şunları söyledi: “Vekil, ücretli, sözleşmeli, usta öğretici gibi eğreti istihdam biçimleriyle nitelik nasıl sağlanabilir? Bu hükümetin en iyi çalışması yeni müfredattır. Ancak programların ve öğretmenlerin yeni müfredata adapte olmasında eksiklikler var. Yeni müfredata göre öğretmen, bilgi aktarıcılıktan, bilgiyi öğrenciyle paylaşan konuma gelmelidir. üreten ve öğrenciyi paydaş olarak gören olmalıdır. Rehberlik ve yönlendiricilik yönü öne çıkmalıdır. öğretme yerine öğrenme kavramı öne çıkmalı, öğrenci özne olmalıdır. Bu yaklaşım herkesin kabiliyet ve ihtiyaçları doğrultusunda öğrenmesini sağlayacaktır. Yeni müfredatta öğretmen orkestra şefidir. Eskisinde lokomotif. Yeni müfredata göre, öğrencileri yetiştirdiğimizde itiraz etme ve zekalarını kullanma haklarını öğrencilere vermiş olacağız ki bu da özgür birey olmalarını ve sivil itaatsizliğin önemini kavramalarını beraberinde getirecektir. Böylece geleceğin sendikacılarını yetiştirmiş olacağız.”
‘EĞİTİM çALIŞANLARI MADDİ SIKINTI İçİNDE’
Eğitim çalışanları için toplumsal saygınlık yanında ekonomik saygınlığında çok önemli olduğunu ifade eden Gündoğdu, hizmetli, memur, öğretmen, idareci, genel idare hizmetleri çalışanları, öğretim görevlisi hatta bütün kamu çalışanlarının ekonomik sıkıntı içinde olduğunu kaydetti.
‘MAHALLE BASKISI üRETİYORLAR’
Konuşmasında özgürlükler ve yeni anayasa çalışmalarına da geniş yer veren Gündoğdu, eğitim ve özgürlüğü doğrudan etkileyen kavramın demokratikleşme olduğunu söyledi. Gündoğdu, “Ne zaman bu ülke adına iyi şeyler olsa birileri ortaya çıkıyor ya mahalle baskısı üretiyor ya da terörü azdırıyor” dedi.
‘DERİN DEVLET BASKISI’
Yeni anayasa çalışmalarının başladığı bir dönemde mahalle baskısı, Malezyalaşmak tartışmalarının başlatılmasını da manidar bulduğunu belirten Gündoğdu, şunları söyledi: “İkna odaları ve katsayı engeli hangi mahallenin baskısıydı? Rektörler komitesi toplantıları ve bildirileri, Batı’daki meslektaşları demokrasi isterken, ‘ordu göreve’ diyen ve başörtüsü yasağı isteyenlerin yaptıkları mahalle baskısı değil de ne? 367 dayatması ve internet ortamında bildiri yayınlamak en büyük mahalle baskısı, hatta derin devlet baskısı değil mi? Terörün azdırılması tesadüf değil. Bu da belli mahallelerin planlarına dayanıyor. Terörü kınamayanlar terörden ve terör ortamından rant elde edenlerdir. Hedef bin yıllık kardeşliğimizdir.”
‘İKİ AKİF’İ çOK SEVİYORUZ’
Son günlerde Cumhuriyet gazetesinin kendilerini İstiklal Marşı düşmanı gibi gösteren iftiralarına da değinen Gündoğdu, bu iftiradan rant elde etmeye çalışanların da aynı güruhun mensupları olduğunu belirterek, “Biz iki Mehmet Akif’i çok seviyoruz. Birisi İstiklal Marşını yazarak milletin mutabakat metnini oluşturan Mehmet Akif Ersoy, diğeri Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’i kurarak sendikal mutabakatı oluşturan Mehmet Akif İnan. Milletin değerleriyle kavgalı olanların ‘çamur at izi kalsın’ anlayışı bu sefer tutmayacaktır, tutmamıştır” diye konuştu.
‘DüN öNERENLER BUGüN NEDEN HER ŞEYE KARŞI?’
Yeni anayasa çalışmaları konusunda dünkü söylediklerini unutarak kendilerini tekzip eden kurumların ve kişilerin olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, bunların başında TüSİAD ve CHP’nin geldiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın SHP parti Meclis üyesi olarak sunuş yazısı yazdığı 1991 tarihli anayasa taslağında, “Devleti kutsayan 1982 Anayasası yerine bireyi baskılardan koruyan yeni bir anayasa yapılsın. Devletin dili Türkçedir ifadesi Resmi Dil Türkçedir şeklinde değiştirilsin. YöK kaldırılsın, bütün üniversitelere özerklik tanınsın. Askeri Yüksek İdare mahkemesi kaldırılsın. Anayasanın değiştirilemez 2. maddesindeki bazı ifadeler çıkarılsın” önerilerinin yer aldığını hatırlattı. TüSİAD’ın YöK Eski Başkanı Erdoğan Teziç’e 1992 yılında hazırlattığı Anayasa Taslağında ise, “Liberal demokratik rejimlerde devletin resmi bir ideolojisi olmaz. Kemalizm ideolojisi anayasada yer almamalı. Atatürk milliyetçiliği ifadesi kaldırılmalı. Cumhurbaşkanı ve milletvekili yeminlerinde Atatürk ilke ve inkılâplarına yer verilmemeli. Devletin şeklinin Cumhuriyet olması dışında Anayasada değiştirilemez hüküm olmamalı. Genel Kurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalı” görüşlerinin yer aldığına işaret etti ve “Merak ediyorum. Dün bu önerileri getirenler bugün neden her şeye karşı diye sordu?”
İNANçLARA SAYGILI DEVLET BEKLENTİSİ
Gündoğdu’nun demokratikleşme, eğitim, yeni anayasa konularındaki beklentileri şöyle:
-Devlet milletin devleti olmalı, inançlara ve değerlere saygılı olmalıdır. Ceberut, baskıcı devletten hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne geçişi mutlaka sağlamalı, ödevlere değil haklara vurgu yapmalıdır.
-Demokratik devlet ilkesi tam anlamıyla uygulanmalıdır.
İmtiyazlı kurum, kurul veya zümre hakimiyetinden ziyade haklı olanın güçlü olduğu bir yapıya geçilmelidir.
-Anayasa mahkemesinin parlamento üzerinde, Danıştay’ın yürütme üzerinde baskısı ve etkisi olmamalıdır.
-Darbecilerin yargılanmasının önünü açmalıdır.
-İzin verildiği kadar düşünebilen bireyler yerine düşünce hürriyetinin zemininin oluşturulduğu özgüvene sahip birey anlayışına geçilmelidir.
-Anayasada demokratik, laik, sosyal hukuk devletinde bütün kavramların eşdeğerde ele alınmasını istiyoruz.
-Ekonomiye duyarlı, demokrasiye duyarlı, üretime duyarlı ve sosyal değerlere duyarlı eğitim sistemi ortaya konmalıdır.
-Hiçbir gerekçeyle ayrımcılık yapılmamalı, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü teminat altına alınmalıdır.
-Kamu çalışanlarına toplu sözleşmeli, grevli, sendikal hak verilmeli, siyaset yapma yasağı kaldırılmalıdır.
-İdarenin bütün işlem ve eylemleri istisnasız yargı denetimine açık olmalıdır.
-Yeni anayasanın meşruiyet debisi yüksek olmalıdır.
-Yeni anayasada: ‘Hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı eğitim, öğretim ve çalışma hürriyetinden dolayı yoksun bırakılamaz’ ifadesi yer almalıdır.”
‘O KUDüS ŞAİRİ İDİ’
Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Cemil Çağlar da, Merhum Akif İnan’la ilgili konuşmasında şu anekdotları aktardı: “Akif İnan, şairdi, edebiyatçıydı ama her şeyden öte kavga ve mücadele adamıydı. Teşkilatçıydı. Gönül adamıydı. Hepsinden önemlisi bizim için o Kudüs şairi idi; hicret şairi idi. Yaşamı boyunca İnsanlığın onur omurgasını temsil etti. Orada durdu. Eğilip bükülmedi.”
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.