Tartışmalı araştırma bilimsellikten uzak

Tartışmalı araştırma bilimsellikten uzak
Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Enstitüsü'nün katkılarıyla gerçekleştirilen 'Türkiye'de Farklı Olmak, Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' başlıklı araştırmasına, tepkiler sürüyor.

Yapılan araştırmanın sosyolojinin nesnel verilerinden uzak olduğunu belirten Ankara Üniversitesi'nden Sosyolog Prof. Dr. İsmail Doğan, bunu bilisel bir çalışma olarak sunmanın doğru olmadığını söyledi. Araştırmada iddia edildiği gibi Türkiye'de bir baskının söz konusu olmadığını kaydeden Doğan, "Bu masum bir araştırma değil. Ötekiyi tespit etmeye değil, topluma korku salarak bizzat ötekiyi yaratma amacı var. Çalışma Türkiye'nin sosyolojik gerçeklerini yansıtmamaktır." dedi. 

Prof. Dr. Doğan, kamuoyunda tepkiyle karşılanan araştırmanın baştan sona zaaflarla dolu olduğunu söyledi. Söz konusu çalışmanın hem teknik, hem sonuçları hem de yorumlama biçimi açısından sorunlu olduğuna dikkat çekti. Sosyal ve toplumsal araştırmalarda en önemli ilkenin tarafsızlık olduğunu hatırlatan Sosyolog Doğan, ancak bu çalışmada bunun ihlal edildiğini vurguladı. Doğan, geçmişi samimiyete ve hoşgörüye dayanan bir toplumda başkasının aşağılanması ve ötekileştirilmesinin sosyolojik gerçeklere ters olduğunu söyledi. Sosyolojik anlamda bu ülkede giyim ve kuşamından dolayı yadırgananın olmadığını ifade eden Prof. Dr. Doğan, "Başkalarının hayatını zorlaştırıcı bir baskı yok. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'deki muhafazakârlaşmayı 'başkalarını ötekileştiriyor' olarak algılamak bir sosyolog olarak anlamam mümkün değil. Bunu taraflı bir takım deneklerle Türkiye gerçeği olarak yansıtmak doğru değil." şeklinde konuştu.

İSTATİSTİKSEL OLARAK ZAYIF VE TARAF BİR ARAŞTIRMA

Sosyolog Doğan, araştırmanın teknik ve bilimsel pek çok açıdan sorunlu olduğunu söyledi. Görüşülen kişilerin sayısının ve seçilen kişilerin Türkiye fotoğrafını vermediğini kaydeden Doğan, "Ben bu araştırmada Türkiye'yi göremedim." dedi. Doğan, Türkiye'nin 70 milyonluk bir demografik yapılaya sahip olduğunu, bunun da kendi içinde dinsel, mezhepsel ve etnik kökenin yanı sıra değer ve alışkanlıkları açısından çeşitlilik gösterdiğini hatırlattı: "Türkiye'de her il hatta her ilçe ve köy farklı özellik gösterir. Yine sistematik olarak örneklem zayıflığı var. Mesela Ulus'ta da bir izlenim yapabilirsiniz ama bu Ankara'yı yansıtmaz. Bu araştırma ile de ülkenin toplumsal değişimiyle ilgili bir sonuç olarak yorumlanamaz."

Doğan, görüşülen şahısların belli bir siyasi eğilimi ve ideolojilik duruşu olan kişiler olduğunu da hatırlatarak bunun da araştırmayı resmen taraf haline getirdiğine dikkat çekti. Doğan ayrıca Türkiye'deki derneklerin çoğunun belli güç merkezlerinin sivil uzantısı gibi çalıştığının altını çizerken, araştırmanın bizzat taraftar olduğunu taraf olunan bir yerde de nesnel sonuçlar ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını kaydetti.

ÖTEKİ OLMAK DAHA ÇOK ZİHİNLE İLGİLİ

Doğan, araştırmanın adının bile yanlış anlamalara müsait olduğunu söyledi. Sosyolojik olarak farklı olmanın sadece Türkiye'ye özgü bir durum olmadığının altını çizen Prof. Dr. Doğan, bu durumun dünyanın her yerinde var olduğunu söyledi. Doğan, "Farklı olmak sanki sadece bu ülkeyle ilgiliymiş gibi bir algı doğuruyor. Dünyanın başka bir ülkesinde yokmuş gibi yeni bir terminoloji üretilmiş. Araştırmada mutlaka bir farklılık arama gibi bir gayret var. Aslında bu farklılıklar dünyanın her yerinde var." şeklinde konuştu. 

Araştırmanın ötekini tespitten çok böyle bir korkuyu yaymaya matuf olduğunu belirten Doğan, "Türkiye'de farklı olmak, Türk insanın genelde yabancıya özelde ise kendinden olmayana farklı bakışı ve giderek onu ötekileştirme gibi bir düşünce zeminine taşınmış. Yani olmayan bir korkuyu işlemiş." dedi.

Türkiye'de sosyolojik anlamda bir ötekileştirmeden bahsetmenin mümkün olmadığını vurgulayan Doğan şöyle konuştu: "Bu o kişinin kendisini oraya ait olmadığını hissetmeyle ilgili bir şey. Bir yabancı psikolojisi ile açıklanabilecek bir durumdur. Eğer siz kompleksli iseniz zihnimizde insanlar beni anlamıyor, ötekileştiriyor diye düşünmeye başlarsınız. Yani öteki olmak siyasi ve ideolojik bir tavırla ilgili bir durum."

"TÜRKİYE'DE MASUM BİR DEĞİŞİM VAR, KİMSEYE ZARARI YOK"

Prof. Dr. Doğan, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de göreceli bir muhafazakarlaşma eğiliminden bahsetmenin mümkün olduğunu, ancak bunun dünyada hızlı değişimin olası yan etiklerine karşı bir önlem olarak algılanması gerektiğini söyledi. "Modernleşme çok da masum değil. Hoş geldin safa geldin diyemiyoruz" diyen Doğan, Türk insanının da bu konuda seçici davrandığını söyledi. Doğan şöyle konuştu: 

"Bilimsel olarak hiç kimse bunu eleştiremez. Son derece masum bir şekilde gardını almaktır bu. Türk insanı bütün modernleşme eğilimlerine rağmen hiçbir zaman çocuklarının belli bir saatten sonra evine gelmeye razı değil. Bu durum en modern ülkelerde toplumlarda da var. Bu son derece masum bir reflekstir. Modernleşme insanın hayrına şeyler getirebilir. Ama bunun olumsuzluklarına karşı bir refleks de olabilir. Bu anlamda Türkiye çok hızlı değişimin olduğu bir ülkedir. TV'nin getirdiği tehlikelerine karşı ailelerin koruma refleksleri var. Türkiye'de gelişen değişimin etkisinde şekillenen bir toplum gerçeği var. Siyasetin gölgesi ile Türk toplumunu anlamaya çalışırsanız bilimsel bir çıkış yapamazsınız. Bu araştırma da Türkiye gerçeğini yansıtmaz." 

MASUM BİR ÇALIŞMA DEĞİL

Türkiye'de kimsenin giyim ve kuşamından dolayı yadırganmadığını, sosyal yaşamda zorlaştırıcı bir baskının bulunmadığını söylerken, yapılan araştırmanın masum bir çalışma olmadığını söyledi. Topluma gerçek dışı korkular salınmaya çalışıldığını kaydeden Doğan, şunları söyledi: "Türkiye'de son dönemlerde bazıları korkularla yaşamayı önemle ortaya çıkarıyorlar. Bu toplumu bir endişe tolumu haline getirmeye çalışıyorlar. Bir ülkeyi verimsiz hale getirmek istiyorsanız korku psikolojisini yaşatarak, umutsuzluğa itersiniz. Böyle bir iklim oluşturulmaya çalışılıyor. Bu anlamda bu araştırma masum bir çalışma değil. Bu araştırmayı yapanlar belki böyle bir şey düşünmemiş olabilir ama sonuçları korku ve endişeye yöneliktir. Ayrıca bu araştırmanın zamanı ve zemini açısından bir takım olgular gözetildiği açık. Sonuçta bu araştırma, ülkenin korkular ülkesi haline gelmesi, ülke dinamizmini, üretkenliğini ve verimliliğini yok edecek bir niteliğe sahiptir." 

Doğan, ülkenin toplumsal ve sosyolojik olarak tahlil edilmesinde uzmanların görüşünün önemine işaret ederken, "Ancak bu son araştırmadan da anlaşılıyor ki uzmanlar dışında herkes konuşuyor." eleştirisinde bulundu. (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.