26 Nisan 2018 Perşembe11 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:26Güneş 06:02Öğle 13:08İkindi 16:55Akşam 20:02Yatsı 21:31
    • 30°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 106.839 -0.52
  • Altın: 173,099 -0.33
  • Dolar: 4,0730 -0.73
  • Euro: 4,9572 -0.85

'Suriyelilere vatandaşlık' açıklaması

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Suriyelilere vatandaşlık verilmesiyle ilgili herhangi bir konunun gündemlerinde olmadığını açıkladı.
'Suriyelilere vatandaşlık' açıklaması
'Suriyelilere vatandaşlık' açıklaması 'Suriyelilere vatandaşlık' açıklaması 'Suriyelilere vatandaşlık' açıklaması


Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin  referanduma götürülmesi gerektiği yönündeki açıklamalarına ilişkin, "Türkiye'nin  şu an itibarıyla gündeminde böyle bir konu yok. Sayın Kılıçdaroğlu, tamamen başka  nedenlerle, siyasi kaygılarla konuyu başka bir yere çekmeye çalışıyor. Eğer bu  konuda bir çalışma yapılacaksa oturulur, konuşulur, Türkiye'nin menfaatine olacak  adımlar atılır. Burada temel yaklaşımımız ülkemizin ve vatandaşlarımızın menfaati  olacaktır." dedi. 
  
Canikli, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde  bulundu ve soruları yanıtladı.
 
Suriye ile ilgili bir soru üzerine Canikli, söz konusu bölgedeki  mücadelede zamana karşı yarış halinde olunduğunu ve ne yapılması gerekiyorsa bir  an önce yapılması gerektiğini söyledi.
 
Canikli, Suriye konusunda içinde bulunulan şartların beklemeyi mümkün  kılmadığına işaret ederek, farklı ülke ve güçler tarafından desteklenen  kuvvetlerin birbirine çok yakın olduğunu, bu nedenle sıkı bir koordinasyon  sağlanması gerektiğini aksi halde hiç kimsenin öngörmediği gelişmelerin  yaşanabileceğini vurguladı. Masada çok fazla aktörün yer almasıyla çözüme  ulaşılmasının önemine de dikkati çeken Canikli, bölgede en belirleyici güçlerin  bir araya gelerek oluşturduğu toplantıdan olumlu sonuç çıkmasını beklediğini  ifade etti.
 
Canikli, "Türkiye'nin Münbiç'e yönelik kararlılığı konusunda son  gelişmeler sonrasında neler söylenebilir?" şeklindeki soruya, "Kararlılığımızda  hiçbir geri adım söz konusu değil. O bizim için son derece önemli hedeflerden bir  tanesidir." yanıtını verdi.
 
Suriye konusunda her gün yeni gelişmeler yaşandığını ve hamleler  yapıldığını belirten Canikli, "Bizim de hamlelerimiz var, elbette yapıyoruz da.  Ama ila nihaye bu şekilde gitmez. Bir anda, tamamen gayri iradi diyebileceğimiz  bir durumda, konumda bir bakıyorsunuz öngörülmeyen hadiseler yaşanmış. Burada  amaç belliyse, hedef aynıysa o zaman aynı noktada buluşmak sorun olmaz. Ki öyle  olduğunu zannediyoruz, öyle olduğu söyleniyor hem Rusya hem Amerika tarafından."  ifadelerini kullandı.
 
Türkiye'nin Münbiç ile ilgili yaklaşımının terör veya terörden  beslenen siyasi oluşumlara izin vermeme yönünde olduğunu aktardığını ve ABD ile  bu konuda bir mutabakat sağlandığını anımsatan Canikli, Türkiye'nin anlaşmaların,  verilen taahhütlerin yerine getirilmesini istediğini dile getirdi. Canikli, söz  konusu bölgede etnik yapının önemine işaret ederek, herhangi bir değişiklik  oluşturulmasının bütün bölgenin terörize olmasına neden olacağını ve çatışmaları  tetikleyeceğini söyledi. Etnik yapılara dokunulmaması gerektiğini vurgulayan  Canikli, şöyle devam etti:
 
"Bizim baştan beri ana politikalarımızdan bir tanesi de bu bölgede,  hiçbir şey değişmesin, adeta müktesepler korunsun, o beldelerin etnik ve  demokratik yapısı nasılsa oralarda herhangi bir değişiklik söz konusu olmasın.  Hiçbir ülke böyle bir adım atmasın. Buna yönelik çabaların olduğunu da biliyoruz.  Bazı ülkelerin oralarda tamamen mezhepsel yaklaşımla alan açma, nüfuz alanını  genişletme politikaları ürettiğini biliyoruz. Bu, kısa dönemde o ülkeler  açısından kazanım gibi görünse bile, kesinlikle onların ve bütün bölgenin ateşe  atılması anlamına gelir. Bu denge değiştikten sonra hiçbir şey orada kalmaz....  Aklı başında her ülkenin, siyasetçinin, devlet adamının mutlaka orada yapması  gereken statükonun korunmasıdır. Bunu anlatıyoruz, bıkmadan usanmadan anlatmaya  da devam ediyoruz. Bizim orada bulunma nedenimiz o. Yoksa bizim ne El Bab ile ne  başka bir yerle toprak noktasında herhangi bir işimiz olmaz. Orayı tamamen ateşe  atacak politikaların önüne geçmemiz gerekiyor, Türkiye bunun mücadelesini  veriyor. O ülkelere anlatıyoruz, herhalde ikna edeceğiz."
 

"Kılıçdaroğlu, partisine güvenmiyor, hatta partisinden utanıyor"

 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriyeli sığınmacılara  vatandaşlık verilmesinin referanduma götürülmesi gerektiği yönündeki açıklamaları  anımsatılarak, buna ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de Canikli, şu  yanıtı verdi:
 
"Bunlar gerçekte çok sığ düşünceler. Türkiye'nin şu an itibarıyla  gündeminde böyle bir konu yok. Sayın Kılıçdaroğlu, tamamen başka nedenlerle,  siyasi kaygılarla konuyu başka bir yere çekmeye çalışıyor. Eğer bu konuda bir  çalışma yapılacaksa oturulur, konuşulur, Türkiye'nin menfaatine olacak adımlar  atılır. Burada temel yaklaşımımız ülkemizin ve vatandaşlarımızın menfaati  olacaktır. Ne getirir, ne götürür bu ayrıntılı olarak konuşulur, değerlendirilir.  Ona göre elbette vatandaşımızın kanaatini her zaman alıyoruz zaten, en kolay  sandığa giden vatandaşın karşısına çıkan siyasi organizasyon AK Parti'dir.  Sayısız kereler bunu ispat ettik. Esas vatandaşla, milletle problem yaşayan  CHP'dir. Yeni değil bu, geçmişten beri böyle. Şimde çıkıp gündemde olmayan bir  konu üzerinden politika yapmak, insanların hassas olduğu konuları kaşımaya  çalışmak etik bir davranış değildir. Bunu Sayın Kılıçdaroğlu hep yapıyor. Bu,  bizim için sürpriz değil."
 
Canikli, Kılıçdaroğlu'nun "Seçimlerde yüzde 10 barajını kaldıralım,  yüzde 1 alan parti başkanı da Meclis'te temsil edilsin" önerisinde bulunduğunun  hatırlatılması üzerine de "Kılıçdaroğlu akıllanmadı, terör örgütünün siyasi  uzantısı olan HDP'ye alan açmak için bunları talep ediyor yoksa demokratik  standartların yükseltilmesi, temsilin güçlendirilmesi anlamında bir talebi yok.  Tamamen terör örgütünün siyasi uzantısı olan HDP'nin Meclise rahat girmesini  sağlamak amacıyla... Son kamuoyu araştırmalarında HDP'nin 7'nin altına düştüğü  şeklinde görüşler var. Kılıçdaroğlu bütün her şeyi bırakmış, dolaylı bir şekilde  teröre destek veriyor. Çünkü terör örgütünün siyasi uzantısına bu anlamda destek  vermek demek, teröre destek vermek demektir. Şu anda ne CHP'nin ne de diğer  normal siyasi partilerin böyle bir talebi söz konusu değil, kamuoyu anketleri  dikkate alındığında tek barajla sıkıntısı olan HDP'dir. Dolayısıyla yine HDP'ye  destek veriyor, dayanamıyor." değerlendirmelerinde bulundu.
 
CHP'nin referandum çalışmalarında geniş bir "hayır" cephesi  bulunduğunu hatırlatan Canikli, CHP'nin imaj ve görüntüsünü bozabileceği  endişesiyle "HDP, FETÖ'ye ve PKK'ya kampanyaları noktasında kamuoyunun önüne  fazla çıkmamaları ve geride durmaları" tavsiyesinde bulunduğunu söyledi. Canikli,  "CHP'nin 'hayır' kampanyasıyla kendileri açısından yaptığı politikanın temelinde  bu yatıyor. Hatta kendi partisini piyasaya sürmüyor, kendi partisinin kurumsal  kimliği altında bir propaganda yapma cesareti yok CHP'nin. CHP'nin millet  nezdinde itibarının olmadığını biliyor, CHP'nin bayrağı altında böyle bir  kampanya yürütmesinin bu kampanyayı olumsuz anlamda etkileyeceğini düşünüyor.  'Adeta CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, partisine güvenmiyor, hatta  partisinden utanıyor', diyebiliriz."
 

"Tanımasak bizi bile kandıracaklar ama biliyoruz"

 
CHP'nin bu şekilde referanduma yönelik yeni bir taktik denediğini  belirten Canikli, şunları kaydetti:
 
"O açıdan 'Vatandaşı kandırabilir miyiz?' Son derece mütebessim,  hepsine bakıyorsunuz, tanımasak CHP'yi, biz bile inanacağız. Ne derseniz deyin  herkese, vatandaşa gülüyorlar, çok nazikler, bugüne kadar görmediğimiz bir  nezaket. Ben 2002'den beri aktif siyasetin içerisindeyim, uzun süre grup  başkanvekilliği görevinde bulundum. Bu vesileyle onlarla sürekli Mecliste  birlikteydik. Onların yaklaşımlarını, tavırlarını görüyoruz. İnanılmaz bir hava  değişimi söz konusu CHP'de. Hatta hakaret etseniz bile yine tebessüm ediyorlar.  Çok ani bir değişim tabii. Tanımasak bizi bile kandıracaklar ama biliyoruz. Daha  düne kadar Meclis Genel Kurulunu terörize eden, kavgaların, çatışmaların...  İçeride ve dışarıda. Güvenlik güçlerine karşı sokaklarda terör örgütleriyle yan  yana duran, onlara taş atan, küfreden, sayısız örnekleri var, milletvekillerinin  ayaklarını ısıran CHP gitmiş, bugüne kadar hakaretin haddi hesabı olmayan CHP  gitmiş..."
 
Canikli, CHP'lilerin AK Parti'ye 'AKP' şeklinde hitap ederken şimdi  doğru şekilde kullanmaya başladıklarını, Cumhurbaşkanı'na "Sayın Cumhurbaşkanı"  diye hitap ettiklerini de ifade ederek, bunun samimi olmadığını söyledi. Canikli,  "Bir anda değişir mi kocaman bir organizasyon, yüzbinlerce insanın tavrı,  yaklaşımı, yöneticiler için söylüyorum elbette bunları, değişmez tabii ki rol  yapıyorlar." dedi.
 

"Çok vahim bir hata"

 
Başbakan Yardımcısı Canikli, Kılıçdaroğlu'nun "cumhurbaşkanlığı  hükümet sisteminde başbakan ile cumhurbaşkanının anlaşamayacağı" yönündeki  açıklamasına ilişkin de bunun çok vahim bir hata olduğunu ve başka bir ülkede bu  tür bir "gaf" yapan siyasi parti liderinin görevde kalamayacağını belirtti.
 
Kılıçdaroğlu'nun ya yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin temel  parametrelerini bilmediğini  ya da bildiği halde o anda unuttuğunu ifade eden  Canikli, şu andaki sistem için ise bu açıklamanın doğru olduğuna işaret etti.  Mevcut sistemde başbakan ve cumhurbaşkanının görüş ayrılığına düşmesi halinde bir  çatışma ortamı oluştuğunu anlatan Canikli, yeni sistemde yetkilerin tek elde  toplandığını ancak yeni sistemin "tek adam" yönetimini de getirmediğini  vurguladı.
 
İngiltere, Almanya gibi ülkelerde yürütme yetkilerinin tek elde  toplandığına dikkati çeken Canikli, Kılıçdaroğlu'nun yeni sistemin çatışmayı  ortadan kaldırarak, her zaman güçlü yönetimleri garanti edecek mekanizmayı  getirdiğini çok iyi bildiğini ve bunu itiraf ettiğini dile getirdi.
 
Canikli, "Esasında Sayın Kılıçdaroğlu'nun o açıklaması, 16 Nisan'da  kamuoyunun görüşüne sunacağımız cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Kılıçdaroğlu  tarafından kabul edilmesi ve 'evet' denilmesidir. Kılıçdaroğlu, o ifadeyle 'evet'  demiştir. Çok net bir şekilde. Yani 'hayır'ları siyasidir, 'hayır'ları  yönlendirilmiştir ama gerçek düşüncesi bu iki başlılığı ortadan kaldıracak  sisteme Sayın Kılıçdaroğlu, o gün 'evet' demiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.