YARSAV Başkanı'ndan ERGENEKON çıkışı!
YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yargıya müdahale edildiğine ilişkin iddialarını hatırlatan Vakit muhabiri Miraç Uğur'un "Yargıya müdahale edildiğini iddia ediyorsunuz sizin bu açıklamalarınız yargıya müdahale olmuyor mu?" sorusuna cevap vermekten kaçınması dikkatlerden kaçmadı.
Eminağaoğlu'nun ağır ithamlarla dolu konuşmasının ayrıntıları şöyle:
EN SERT TEPKİ YARSAV'DAN GELMELİYMİŞ
"Kendi varlık sebebine aykırı, yürürlükteki kanunları hiçe sayan uygulamalar karşısında en sert tepkinin YARSAV'dan gelmesi gerektiğini herkes anlamalı. Yargı da demokrasinin sigortasıdır. Yargı bağımsız olmalı, tarafsızlığına el uzatılmamalı. Yargı bazı adımlar attıkça ülkemizde yargı darbesi nitelemeleri yapılır olmuştur. Bu beklentilere uygun adımlar atıldıkça yargı sürecine saygı hatırlanabilir duruma gelmiştir. Yargı kimsenin beklentilerine göre herhangi bir tarafa çekilmemelidir. Yargıyı kınayanlar önce kendi demokrasi ve hukuk anlayışlarını solgulamalı. Yargının tek referansı hukuktur. Kimse yargıyı bundan saptırmaya çalışmamalıdır. Sıfatı ve görevi ne olursa olsun yargı önünde hesap veremeyecek kimse olamaz. Eğer yargıdan kaçılıyorsa o zaman yargıya kim ne zaman güvendiğini ve hukuk devleti anlayışını açıkça ortaya koyuyordur."
KANADOĞLU SANCISI
"Örnek hukukçulardan Sabih Kanadoğlu'nun pek çok şüpheli gibi yakın zamanda haksızlığa uğradığı açıktır. Son olmayacaktır bu. Bu soruşturmanın adalet için mi yapıldığı gündeme oturmuştur. Çetelere karşı nasıl mücadele ettiği bellidir. Sorumsuzca yorumlarla kamuoyunda yaratılan kafa karışıklıkları yine hukuk tarafından önlenecektir. Danıştay'a saldırı yapanlarla aynı kefeye konulmuş ve bu iddialara yönelik somut gerekçeler arama kararlarında belirtilememiştir. Soruşturmayla ilgili bilgi kirliliği yaratılıyor. Soruşturmanın gizliliği zedeleniyor. DGM'lerden hukuk adına askeri yargıcı çıkartan Türkiye Cumhuriyeti, bunların yerine kurduğu Ağır Ceza Mahkemelerini kurmuştur."
"Sabaha karşı uykusuz ifadeler alınmıştır. İnsan Hakları Mahkemesi bunlara sessiz kalamaz. Cumhuriyet savcısına bağlı olmayan ancak kendisi olayın savcılığına bağlayarak kendisine karşı işlendiği ileri sürülen olayları neredeyse kendisi soruşturur ve uygular hale gelmiştir. Bu durum soruşturmanın yönlendirme içinde yapılmadığı sorularını ciddi olarak gündeme taşınmıştır. Yargının emri altına sokulmamış, kolluk ve savcının yürüttüğü çalışmalar yürütme organı ile işbirliği içinde yapılmıştır. Gözaltılar hakkında açıkça yer alan kurallar yerine yeni uygulamalar yaratılarak insan hakları ihlalleri en üst düzeye çıkmıştır. Soruşturmalar insan hakları korunarak yürütülmeli. Hukuk devletinin kuralları hiçe sayılmıştır. Gözdağı verircesine sanki kaçma izlenimi verilmek istenircesine bu kişilerin görev yaptığı kurumlara karşı duyguları da zedelenerek, sağlıklarını kaybedecek biçimde gözaltı süresinin başlaması bir güç gösterisi yorumlarına neden olmuştur."
MİT VE EMNİYETE SALDIRDI
"YARSAV bu soruşturmalarla gidilen yerin hukuk devleti olmasını istemektedir. Ama usül kuralları yerine fiili uygulamaların ortaya çıkması ve adeta kural haline gelmesi yargının çalışma koşullarının zedelendiğini gösterdiğini görüyoruz. Ucu açık talepler sorgulanamadan yargı kararı haline gelmiş emniyet ve MİT yönünden bu hukuksuzluğun sürmesine Adalet Bakanlığı kol kanat germiştir. Kendisinin HSYK 'nın başkanı olduğunu da görmezden gelmiş ve istihbarat organlarının yanında olduğunu göstermekten geri durmamıştır. Yargıya saygı söylemi nedense bu noktada unutulmuştur. MİT ve Emniyet yasal çerçevede çalışan kurumlar olmamalıdır. 70 milyonun izlenmesi bunların terör şüphelisi görünmesi demektir. Bunlar ancak bir dikta yönetiminde sözkonusu olabilir. Bizzat savcının yapması gereken bu soruşturmanın sahibi olarak polis kendisini görmeye başlamıştır."
ADALET BAKANI ŞAHİN'E AĞIR İTHAMLAR
"Polisin istekleri önemsenerek yargı organları noter konumuna sokulmuştur. Her geçen gün bir yeni olumsuzluk eklenmiştir. Bir suçun olmadığı inceleme ve disiplin soruşturması için bile telefonların izlenebilir olma durumu Türkiye'de ve hukuk devleti olan bir ülkede yargıç ve savcılar için sözkonusu edilmiştir. Siyasi iradeye dokunan yargıç ve savcılara dokunulmuş, korku ortamı yaratılmaya çalışılmıştır. Yargı yargıya bırakılmalıdır. Aksine davranışların sürdürülmesi hukuk devletini de yok edecektir. Yargıç ve savcıların sorunları için görevli olan Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanı, bağımsızlık sorunu yaşayan yargıda görsel boyutla sorunların çözümünü yayma yoluna gitmiştir. Artık Başbakanlık müsteşarının yargı mensuplarının maaşlarını belirlediği bir konuma gelmiştir. Kendi genelgesini bile hatırlamak istememiş, polisin hukukla bağdaşmayan istihbari hareketine destek vermiş, polis istihbaratı ile çalışan savcılara destek verdirken diğerleri için hukukun ötesinde koruyuculuktan uzak durmuş. Oysa kendisi aynı zamanda HSYK başkanıdır. Bu tutum bu görev ile bağdaşmamaktadır. Adalet Bakanlığı yargı için seferber edilecek bir kurumdur. Süreçte yapılması gereken iktidara karşı darbe iddiası içeren soruşturmanın, iktidara bağlı olan polisler elinde yürütülmesinin örneğinin dayanmadığı, bunun dünya tarihinde, hukuk tarihinde, etki altında kalmadan, tarafsız bir soruşturmanın yürütülmesi için, sadece ve sadece bu soruşturma ile görevlendirilmesi, bizzat cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesinin sağlanması, HSYK'nın kararname ile işlem yapması, telekomünikasyon ile ilgili yasanın sonuçlanması, polisin kendi konumu içinde tutulması, siyasi iradenin etkisini yaratabilecek etkenlerin ortadan kaldırılması, Adalet Bakanı'nın yargı üzerinden gölgesini çekebilmesidir."
"Türk yargısı iktidar organlarının gerektiğinde yok sayacakları gerektiğinde de görecekleri bir kurum olmadı, olmayacaktır da. Ergenekon varsa gerçekliği ortaya çıkarılacak yoksa masumiyet korunacaktır. Bu süreçte de yaşanan hukuka aykırılıkların bertaraf edilmesi için üzerine düşeni yapacaktır."
"Basın da bu konuda üzerine düşen görevi yapmalı."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.