AİHM eski Yargıcı: Yargıya güvenmek gerek

AİHM eski Yargıcı: Yargıya güvenmek gerek
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski Yargıcı Rıza Türmen, Ergenekon soruşturmasında bir takım eksiklikler olabileceğini belirterek, "Yargıya güvenmek gerekir." dedi.

Adana Barosu'nun düzenlediği konferansa konuşmacı olarak çağırılan Türmen, program öncesi basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Türmen, yargıya güvenmemek için içinde bulunan yasamaya kadar bir neden görmediğini belirterek, "Yargılama süreci devam ediyor. Yargıya güveni muhafaza etmek gerekir. Güven olmazsa ülke hukuk devleti olmaktan çıkar." dedi. 

Ergenekon davasının soruşturma aşamasında bazı usul hataları veya eksiklikler olabileceğine işaret eden Rıza Türmen, bu aksaklıkların yargılama sırasında düzeltilebileceğini ifade etti. 

Türmen, şöyle devam etti: "Örneğin, 'telefon dinlemeleri hukuka uygun yapılmıyor' diyorsanız, o zaman yargı bu delilleri kanıt olarak kabul etmeyebilir. Dolayısıyla bu hata düzeltilmiş olur. Mesela, dosyada gizli tanıklar var. 'Bu kişilerin ifadeleri karara esas teşkil edip, eşitlik ilkesine uymuyor' şeklinde bir düşence varsa, yargı 'burada problem var' deyip, savunma hakkını dengeleyebilir. Soruşturma esnasında meydana gelen eksiklikler yargılama sırasında düzeltilebilir."

Yargılama sürecinde soruşturmanın genişletilebileceğini dile getiren Türmen, yeni ortaya çıkan deliller doğrultusunda incelemenin daha kapsamlı hale getirilebileceğinin altını çizdi. 

Türmen, "Soruşturma sırasında öyle deliller ortaya çıkar ki, dosyanın daha geniş tutulmasını gerektirebilir. Bu süreçte yeni tanıklar da dahil bir çok gelişme olabilir. Tabi ki gönül ister ki böyle bir davanın sağlığı bakımından on bir dalga olmasın. Ne olacaksa bir kere olsun. Ama bu olmuyorsa da o zaman yapacak başka bir şey yok." diye konuştu.

Davadaki ilk soruşturmanın gizli olması gerektiğine işaret eden Rıza Türmen, -belki- soruşturma sırasında kullanılan yöntemler eleştirilebileceğini aktardı. 

Savcının, en son TRT'de çıkan Tuncay Güney'e sorularını gönderdiğini dile getiren Türmen, Güney'in konuşmayı seven, televizyonlarda çıkmaya bayılan bir kişi olduğunu kaydetti. 

Güney'in her söylediğini 'doğru' kabul etmemek gerektiğini vurgulayan Türmen, iddianamenin Tuncay Güney'in ifadeleri doğrultusunda hazırlandığı görüşlerine şu cevabı verdi: "Savcı ne yapar? Bir varsayım oluşturur. Rahatsız olamaz. Oluşturduğu varsayıma yargı oranını ikna etmeye çalışır. Bu yüzden kanıtlar toplar. Her ne kadar CMK'de, 'şüphelinin hakları da korunur' denilse de savcı, iddianame yazdığı kişilerin suçlu olduğuna inanır. Yoksa niye soruşturma başlatsın. Savcının işi şüphelin suçlu olduğunu ispatlamaktır. Ama buna karar verecek olan yargı makamıdır. İddianame ile yargı aşamasını birebirine karıştırmamak gerekir."

Türmen, kazılarda ortaya çıkan ve son zamanlarda sokaklarda bulunan bomba ile mühimmatlar hakkında ise, "Bu konuda her şey düşünmek de; hiçbir şey düşünmemek de mümkün. Ben hiçbir şeyi düşünmemeyi tercih ediyorum. Bırakalım bunları yargı düşünsün. Maalesef, Türkiye'de bir kutuplaşma var. Herkes kendi açısından bu olayları değerlendiriyor. Bu hususlar spekülasyona çok açıktır." açıklamasını yaptı.

Ergenekon davasında savcı sayısının artırılması görüşünü de değerlendiren Türmen, polisin, savcıların talimatı altında çalıştığını hatırlattı. 

Polisi, savcıdan bağımsız bir güç halinde görmemek gerektiğini ifade eden Türmen, "Polisin yaptığı işi savcı her zaman yapamaz. Savcı, polisten yardım ister. Ama ne kadar polis varsa, onların yerine savcı koyun gibi bir yaklaşım olamaz." şeklinde konuştu. 

Bir soruyu cevaplandırırken, Ergenekon sürecindeki kimi usulsüzlüklerin AİHM'de Türkiye'nin başını ağrıtabileceğine dikkat çeken Türmen, "Mesela; tutukluluk süresi makul bir süreyi aşmışsa, bu AİHM'ye götürülebilir." yorumunu yaptı.cıhan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.