Almanya'da iki Türk genci, polis şiddetine maruz kaldı
Latif Özkaplı adlı genç, olay gecesi eğlenmek üzere Mannheim Ana Tren İstasyonu'nun yakınındaki bir mekana gittiklerini; gece saat 3:30-4 gibi de buradan çıkarak eve gitmek istediklerini ifade etti. Özkaplı, "Biz çıkmadan bir veya bir buçuk saat kadar önce dışarıda Arnavutlar ve Zenciler kavga etmişti. Biz yürürken 15-20 kadar polis koşarak üzerimize gelip Harun'la beni yere indirdiler, coplayıp, ayağımıza elimize ve belimize bastılar. Yerde bizi tartakladılar. Diğer iki arkadaşa ise herhangi bir şey yapmadılar. Daha sonra benim pasaportuma bakıp beni bıraktılar." dedi.
Bu noktadan sonra ise yanında pasaportu olmayan Harun Reşit Kopuk "Bana pasaport falan sormadılar. Arabaya bindirip L6'daki polis karakoluna götürdüler. Ben burada komisere beni haksız yere niçin dövdüklerini; neden böyle yaptıklarını; Allah korkularının da mı olmadığını sordum. Bana 'Ben ateistim. Ben Türkleri sevmiyorum. Ben sizin Allah'ınızı tanımam.' şeklinde sözler sarf etti. Daha sonra burada bir nezarethane hücresinin önündeyken polislerden birisi arkamdan gelerek kafamı şiddetli bir şekilde birkaç kez hücrenin demir kapısına vurdu. Bende arkamdan geldikleri için tamamen boş bulunmuştum. Daha sonra başım yarıldı ve yere düştüm. Gözlerim karardı. Sadece bazı konuşmaları ve gülmeleri duydum. Daha sonra da beni sürüyerek hücreye attıklarını hatırlıyorum." dedi.
Daha sonra bir süre baygın kaldığını tahmin ettiğini söyleyen Kopuk, tekrar gözlerini açtığında kendisini hücrede bulduğunu ifade ederek, "Kendime geldikten sonra doktor olduğunu zannettiğim birisi geldi, kan aldılar ve alkol testi yaptılar. Bu işler yapılırken de düşmanca tavırlarla muhatap oldum. Daha sonra bana bir kâğıt imzalatmak istediler. Ben de bu kadar kötü ve yaralanmış durumdayken herhangi bir şey imzalamayacağımı ve ancak avukatla görüşmeden bir şey yapmayacağımı söyledim. Beni bir süre daha hücrede tuttuktan sonra beni bir polis arabasıyla Theresien Hastanesi'ne götürdüler ve oraya bıraktılar. Ben de annemi arayarak durumdan haberdar ettim." dedi. Kopuk, hiç kimsenin kılına bile bir hiçbir zarar vermediğimiz halde haksız yere bu kadar acı çekmelerinin normal olmadığını ifade ederek, bir de karakolda dayak yemesine çok içerlediğini söyledi. Kopuk, Türk yetkililere de çağrıda bulunarak kendilerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu.
Hastanede yapılan muayenede kafada açık yara, sol kaburgalarda bere ve ezilme ve her iki bilekte de yara ve bereler olduğu yönünde rapor verildi. Kopuk'un kafasındaki yaklaşık 4.5 santimlik yaraya beş dikiş atıldı.
Özellikle kafası ve vücudunun birçok yerinin hala ağrıdığını anlatan Kopuk,
Kopuk'un annesi Kadriye Hanım ise oğlunu hastanede ilk gördüğünde pek konuşamaz bir durumda olduğunu sonradan sonraya yavaş yavaş kendisine geldiği söyledi. Kadriye Hanım, "Gençlerin bir suçu yok. Olsa bile bizi koruması gereken polisin böyle muamele etmesini anlayamıyoruz. Ertesi gün sonra polise gittiğimizde ise polis bize şikâyette bulunmamızı tavsiye ettiler."dedi.
Konuyla ilgili Mannheim Polisi Basın Bölümü'den yapılan açıklamada ise Kopuk'un polise karşı çok saldırgan davrandığı; polisin talimatlarına uymadığı ve direnç gösterdiği belirtildi. Olayla ilgili polis tutanağında Kopuk'un zorla gözaltına alındığı ifade edildi. Ancak polis Kopuk'un kafasındaki 4,5 santimetrelik yaranın nasıl oluştuğuna bir açıklama getirmedi.
Geçtiğimiz yıl Almanya'nın Hagen kentinde Adem Özdamar adlı bir Türk genci 17 Şubat günü koruma talebiyle eve çağırdığı polisler tarafından karakola götürülmüş ancak kısa süre sonra komaya girmiş, daha sonra da hayatını kaybetmişti.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.