Hükümet kararı böyle değerlendirdi!

Hükümet kararı böyle değerlendirdi!
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi'nin telefon dinlemelerinde atama yetkisine yönelik iptal kararını değerlenirken, yasanın özünün durduğunu, gerekçeyi gördükten sonra süratle gereğini yapacaklarını söyledi.

Çiçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi'nin kanunun tümünü iptal etmediğini, kararın atamaya ilişkin olduğunu belirterek, organize suçlarla mücadele, suçun önlenmesi ve suçluların yakalanması konusunda yasanın çok önemli olduğunu ifade etti. 

Dinlemelerin hakim kararına bağlı olduğunu, dinlemelerde hakim teminatı bulunduğunu ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:

''İptal kararı atamaya yönelik. Sıkıntı yok, yasanın özü, işin esası duruyor. Gerekçeyi gördükten sonra gereğini süratle yaparız. Uygun bir düzenleme yapacağız.

Yürürlüğünün durdurulmaması doğrudur, aksi halde ciddi sıkıntılar olurdu. Son olaylara baktığımızda organize suçlar geçmişte kendilerine çok uygun ortamlar oluşturmuş. Gerekçeli karar ne kadar erken yayımlanırsa gereği de hızla yapılır. Aksi halde devletin eli kolu organize suçlara karşı bağlanır. Bu konuları Ceza Muhakemesi Kanunu'nda da ayrıntılı düzenlemiştik. Her şey hakim teminatı altında.''

''Dinlemelerde sınırın aşıldığı, herkeste dinlenilme korkusu başladığı'' yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de Çiçek, ''Ülkemizde birçok kişi karanlığa konuşur. Bunun önü sonu yok. Kuşku üzerine hüküm tesis edilemez. Yasal olmayan dinleme zaten suçtur. Devletin savcıları gereğini yapar. Organize suçlar, terör, uyuşturucu gibi sınırı aşan bu suçlarla mücadelede devlet, imkanlardan yoksun bırakılamaz. Suçları önlemek için bu yasa var. Bu yasa önemlidir, özü duruyor. Kimsenin korkmasına, endişe etmesine neden yok. Kanunsuz dinlemelerin gereğini de yargı yapar'' diye konuştu.


AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, kararı şöyle değerlendirdi:

"Kararda iletişim Başkanlığının atanması konusu ve dinleme işlemlerinin denetlenmesi konusunun Başbakan'a bağlı olması konusundaki düzenlemenin iptali ile ilgilidir. Ancak ilgili kurumların dinleme işi zaten mahkeme kararı ile olan bir şey. Bunun dışındaki dinlemeler suçtur. Kişiler denetimi yeterince yapamazlar deniliyorsa bunu TBMM, bu karar çerçevesinde gerekçeli karar açıklandığında inceleyecek ve karar verecektir. Terörle mücadele ve organize suçlarla ilgili operasyonlarda mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerle alakalı değildir. Kararın gerekçeleri ortaya çıktığında daha net bir tavır Parlamento tarafından atılacaktır. 135. madde ile ilgili olarak da, yapılanlar dinleme değil. Terörle mücadele ve organaze suçlarla mücadele konusunda örgütlerin iletişim imkanları kullanmaları karşısında bu takibi yapacak kurumların elinin kolunun bağlanması son derece eli kolu bağlayan bir tablo ortaya çıkartır. Yarın neden suçlar artıyor, terör organizasyonları artıyor gibi bir duruma düşeriz. Bazı örgüt mensuplarının telefonlarının kimin kiminle iletişim kurduğunun tespiti amacıyladır. Bu istihbarat örgütlerinin diğer birimlerle koordineli çalışmasını sağlar. Aski durumda suçcla mücadele eden örgütlerin elinin kolunun bağlanması gibi bir tablo kabul edilemez. Dinleme başka, teknik takip başka."


ULAŞTIRMA BAKANI: GEREKÇELİ KARARI DEĞERLENDİRECEĞİZ

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, çarpıtılan sözlerine de açıklık getirdi:

KARAR KURUMUN İLLEYİŞİ İLE İLGİLİ DEĞİL
"Devlet, istihbarat yapmak için dinleme yapabilir. Emniyet, Mİt ve Jandarma yasal çerçevede dinleme yapılabilir. Kim yaparsa yapsın, yasadışı her türlü dinleme suçtur. Para cezası, hapis cezası vardır. Dinlenen kişiden elde edilen bigliler de delil olarak kullanılamaz. Bu nerden çıktı, kaninla. İletişim Başkanlığı bir dinleme merkezi değildir. Burası, gerek cep, gerek sabit ve gerekse SMS mesajları ile internet ortamında istihbarat teşkilatlarının mahkeme kararıyla yapacakları dinlemenin usulüne uygun olup olmadığını kontrol edip izin veren bir kurum. Hiç bir kurum, keyfi bir iş yapmasın, bütün bunları hukuka uygun olarak elde ettiğini ibraz etsin, biz de onlara sinyal takibi yapacaksa izin verelim. Dinleme yasaya uygunsa onaylayalım. Dinleme yapacak kurumlara izin vermek. Kamuoyunda bu yanlış biliniyor. Bu yasa yokken bu kurumlarda dinlemelerde bir koordinasyonsuzluk vardı. Birbirlerinin görev yetki alanlarına tecavüz ediyorlardı. Yasadışı iş yapanlar olabiliyordu. Bugün de olabilir, yasaya uygun olmayan dinleme yapabilir. Bunu önleyebilen bir ülke yoktur. Teknolojinin bu denli geliştiği bir dönemde ortam dinleme diye bir şey var."

SÖZLERİM YANLIŞ YERLERE ÇEKİLDİ
"Sözlerim yanlış algılandı ama, dinleme mecbur kalınırsa, ülkenin güvenliği ve suçlunun tespiti için başka imkan yoksa bu denenir, bunu hoyratça kullanmak asla ve asla kabul edilemez. Biz dedik ki bu delil olamaz. Bunu yapanlar da hapis cezasına çarptırılır. Benim söylediğim söz yasadışı bir işiniz yoksa konuşun konuştuğunuz kadar. İnsanlar konuşacaklar. İletişimlerini geliştirecekler. Dinleneceğiz diye bir korku ve algılamayı asla kastetmedim. Konuşun sizi yasa dışı dinleyen bile olsa bu suçtur, bunu işleyen varsa mutlaka cezalandırılacaktır ve bunların dinlediği içerik de asla bir mahkemede delil olarak kullanılamaz. Çünkü haberleşme esastır. Durup dururken sokaktaki vatandaşı niye dinlesin bu kurumlar, kişiler. İhtiyaç var mı? Terör örgütleri bir eylem yapacaksa oradaki hareketleri takip etmek için yapılır. Dinlemeden bir şye çıkmazsa dinlenene bilgi verilecek ve bilgiler imha edilecek. Net sınırlar çizildiği halde, bunu başka yönlere çekmek siyasi bir alan, siyaseten verimli ve istismara açık bir alan olarak değerlendiriyorum. Vatandaşlarımızın dinleniyorum korkusuyla yaşaması düşündüğümüz bir şey değil. Türkiye'deç 105 milyar dakika görüşme yapılıyor 1 yılda. Bütün bu trafiği dinlemeye imkan yok. Binde birini bile dinleyemezsiniz. onbinlerce insanın bütün işi gücü bırakıp bunu yapması lazım. Böyle bir şey teknik olarak mümkün değil. Yasal yollardan dinleme oranları binde birin üstünde değil. Yasalarla gelen talepler, İletişim Başkanlığı değerlendiriyor. Kabul ediyor ya da reddediyor."

HERKES MÜSTERİH OLSUN, RAHATÇA KONUŞSUN
"Verilen karar, bu kuruluşun yapacağı iş ve işlemlerle ilgili bir karar değil. Kuruluş kanununda ön görülen işleri yapmaya devam edecek. Esasa ilişkin bir şey yok. Kurumun başındaki arkadaşın ataması ile ilgili hükmü iptal etti. Bundan sonraki atamalar artık üçlü kararnameyli olacak. İkincisi, denetleme. Bu bilgi teknolojileri ve iletişim başkanlığına bağlı bir başkanlık. Onun personeli ile ilgili işlemler SPK tarafından denetleniyor. Buradaki denetleme, acaba bu kurum işlerini yaparken kanunlara uygunluk var mı yok mu? Burada ön görülen, Başbakan'lığın gerekli görmesi halinde bunu denetlemesiydi. AYM bunu ortadan kalktığı için denetleme ile ilgili denetlenmesinin bir başka kurum açısından doğru olup olmadığı, bu düzenleme iptal edildi. Meclis gerek bunun için, gerekse atama şekilleri ile ilgili gerekçeli karara ilişkin çalışmalarını yapar. Gerekçeli karar yayınlandığında bu konu daha net ortaya çıkacak. Herkes müsterih olsun, yanlış iş yapan er geç hesabını verir. Bu korkuyla vatandaşlırımızın hayatını bir kabusa döndürmeye kimsenin hakkı yok. Bu mekanizma dünyanın bütün devletlerinde var. Suç örgütlerine karşı mücadele, devletin güvenliği, adli vakalarda delil bulunamadığı durumlarda bu yola başvurulur. Bunu bir kenara bırakıp herkes dinleniyor gibi uçsuz bucaksız bir korkuya dönüştürmek bu millete bir haksızlıktır. AYM kararını verde ve biz de gerekçeli kararı değerlendireceğiz."

Şahin'den "dinleme" formülü

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Anayasa Mahkemesinin telefon dinlemesiyle ilgili iptal kararını değerlendirirken, "Yasal değişiklikle sorun çözülür. Dörtlü kararname gelir.Yani Telekomünikasyon Kurumu Başkanı, Ulaştırma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzasıyla" dedi. 

TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şahin, denetimin nasıl olacağının sorulması üzerine de "Gerekçeyi görmemiz gerekir. İptal kararı verirken onu da düşünmüşlerdir... Biliyorsunuz mahkeme kararları geriye yürümez" diye konuştu. 

Şahin, Yüksek Mahkemenin kanunu esastan görüşmeye karar verdiğini hatırlatarak, "Kanunun tümü iptal olabilir mi?" sorusunu yönelten gazeteciyi de Şahin, "İletişim yoluyla suç ve suçluların tespiti, dünyanın kabul ettiği bir yöntem. Birçok olay bu yöntemle Türkiye'de de önlenmiştir" diye yanıtladı. 

Mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı vermediğinin hatırlatılması üzerine de Bakan Şahin, "Sorun olacağı kanaatinde değilim. Şu anda bir değişiklik yok. Kurul başkanı görevde" dedi. 
   

habervaktim.com-(AA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.