Hükümet son noktayı koydu!

Hükümet son noktayı koydu!
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, muhalefet ve malum medyanın hedefi haline gelen sosyal yardımlarla ilgili son sözü işte böyle söyledi.

Hayati Yazıcı'nın açıklamalarının ayrıntıları şöyle:

"Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü muhtaç vatandaşlarımıza fon tahsisi için kuruldu. Faaliyetleri ilçelerde kaymakamlar ve illerde Valiler aracılığıyla vatandaşlarımıza erişimi sağlanıyor. Bütçeden gelen kaynağın aylık periyodik ödeme şeklinde tahsisi yapılır. Her ay bazı kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplanlış bir plan çerçevesinde her ay 50 milyon tl bu vakıflara yatırılır. Bir kategoru da aile yaprıdlarıdır. Bunun içinde yakacak, gıda va barınma yardımları var. Bir de eğitim yardımları var. Sağlık yardımları, yüksek öğrenim bursları, aşevleri ve özürlülere yönelik yardımlar. Proje destekleri de bir başka yardım  biçimidir."

SOSYAL DEVLET OLMANIN GEREĞİ
"Bütün bu çalışmaları bütçe imkanları, sosyal devlet olma gereği çerçevesinde icra ediyoruz. Sosyal devlet vatandaşını sahipsiz bırakmayan bir devlet demek. Türkiye'nin sosyo-ekonomik sorunlarını ortadan kaldırmak suretiyle bu konu desteklenmektedir."

TUNCELİ'DEKİ YARDIMLAR
"Tunceli ile ilgili gelişmelere gelince, bu ilimizde de belirttiğim kapsamda kaynak aktarılmıştır. Bu meblağın, büyük bir kısmı sosyal yardım olarak aktarıldı. Tunceli ile ilgili olarak: 2008'de 3 projeye destek verildi. Tunceli'de bulunan engelli öğrencilerin Karadeniz bölgesine yaptığı geziye yönelik proje de hayata geçirildi. Tunceli'deki vakıfların ürettikleri proje çerçevesinde sosyal güvenlikten yoksun vatandaşlarımızın birinci öncelikli ihtiyaçlarının giderilmesi için karar alınmıştır."

FON NASIL İŞLİYOR?
"Genel Müdürlüğün çalışmalarında ve kullandığı fon kaynaklarında faydalanacak vatandaşın mutlaka sosyal güvenceden yoksun ve hiç bir yerden gelir ve maaş alamayan vatandaşlar olması şarttır. Bu çerçevede geliştirilen proje, 2008'de değerlendirilmiş ve 5 milyon tl tutarında kaynak tahsis edilmiştir. Bu kaynak da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıaflarına gönderilmiştir. Bunlar da tespit ettikleri muhtaç vatandaşlara ihtiyaç listesi yapmışlardır. Yapılan bu tespit sonucu temin edilen araç gereçleri, planlamasını kendileri yapmak suretiyle muhtaç vatandaşlarımıza iletmişlerdir. Bu projenin arkasında ihtiyaçları giderömek anlamında şu bakış açısı da yer alıyor. Bu proje günübirlik bir olay olması dolayısıyla geliştirilen bir proje değildir. Bir yıldır bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz. 2008 yılı içinde bu kararlar oluşturuldu.  Dünya bir küresel kriz yaşıyor. Bu krizin ülkemize de bir yansıması var."

YARDIM MALZEMELERİ KİMLERDEN ALINDI?
"Tunceli'deki yardımlar 6 bayiden alındı. Neden bunlar tartışılıyor, bu vatandaşlardan bir tanesinin aynı vergi numarasıyla iki ayrı yerde dükkanının olmasıdır. Ben iki kişi olarak bu dayanıklı tüketim maddelerini satmaktayım. Benim iki dükkanım var 7 olarak hesaplamalısınız diyor. Vali bunu kabul etmiyor. Herkes bu ürünlerden satışını yapıyor. Satın almak bu çerçevede gerçekten en ucuz fiyata esnafımızı da mağdur etmeyecek bir şekilde yapılmıştır. Bir bayan  kendisini ben fakirim diye yere attığını yazmışlar. Bu vatandaşımızın eşi Tunceli İl Özel idaresinde kadrolu işçi olarak çalışmaktadır. Yardım alamayışının sebebi bu. Maaşı kendisine yetmemiş olabilir ama yasa bu. İkinci bir husus, evinde su yok  çamaşır makinesi veriyorlar. Hükümetimiz KÖYDES ve BELDES projeleriyle yolu suyu olmayan köyleri bitirmeyi hedefliyor. Yolu ve suyu olmayan hiç bir köy bulunmamaktadır. Bir ilçenin belli mezralarında su olmadığı iddia ediliyor. Oralarda da hidrofor var. Evi küçük olduğu için araç henüz monte edilmemiş yerleşimi sağlanamamıştır. Dolayısıyla ekip gelene kadar tahsis edilen makineyi evin müştemilatı olan ahırında bırakmış. Bu da bir başka husus. Dolayısıyla bu çerçevede sürdürdüğümüz çalışmaları hükümet olarak vatandaşımızın sesi soluğu olma yolunda sürdürdüğümüz çalışmaların bu şekilde karalanması üzüntü vericidir."

BU ELEŞTİRİYİ KİMLER YAPİYOR?

"Bu eleştiriyi daha çok tuzu kuru olanlar yapıyor. Vatandaşın derdi seçim değil geçimdir. Ve ben tavsiye ederim basınımıza, gidin o insanların hanesine girin, evine tahsis yapılan vatandaşlarla konuşun. Bu denli ajite etmeyin. Bu zamanda makineyi kullanmamış, siyah beyaz televizyon kullanan insanlarımıza bu imkanları sağlamak insan olmanın gereğidir. Be çerçevede sürdürdüğümüz çalışmaların adı geçen kanun kapsamında mütalaa edilmesi mümkün değil. Bu bir devlet faaliyetidir. Devlette bütünlük ve devamlılık esastır. Hiç bir planını ertelemez. Akılla mantıkla bağdaşmaz bu. Vatandaşlarımızın bu yoksulluk durumu düşünüldüğünde bu çalışmaları abartılı hale getirmek oradaki vatandaşlarımızı da üzmektedir. Biz bu vakıflara fonu tahsis ederiz, onun dağıtımını va zamanlamasını mütevelli heyeti karara bağlar. Yönetimlerin hiç bir şekilde müdahale edemez. Bu büyüklükteki araç gereçleri muhafaza etmeniz de ösorundur. Vatandaşımız memnun ve mutlu ve biz de anayasanın 2. maddesinde karşılığını bulan Sosyal Devlet olmanın gereğini yerine getiriyoruz. Bu çerçevede yardımlar aksatılmadan yapılacaktır."

SORULAR-CEVAPLAR

Mütevelli heyetlerinde AK Partili yöneticilerin bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Genel Müdürlüğü, fon tahsis ederken Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygular. Bu Türkiye'nin sosyal olguları açısından önemli. Yapılan güvenlik toplantılarında, istihbarat çalışmalarında hükümetimizin bu bölgelerimizde sosyal devlet olma olgusu çerçeveszinde yürüttüğü politikaların tartışılmaya açılması noktasında terör örgütünün yoğun bir propaganda çalışması var. Türkiye'nin 30 yılı aşkındır en temel sorunlarından biri olan bu bölgelerde bir çok eylem icra eden terör örgütünün  bu çalışmaları bir şekilde sulandırmayı adeta politik çalışmaların odağı haline getirmiştir. 3294 sayılı kanunun 20. maddesinde Vakıfların mütevelli heyetlerinin kimlerden oluşacağı belli. İlçelerde kaymakamlar ve illerde valiler başkan. Belediye başkanı hangi parti olursa olsun üyedir. Yasada hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinden seçilen iki kişi der. İl genel meclisinin hayırsever vatandaş olamayacağını söylemek mümkün değil. Biz bir tartışma olmasın düşüncesiyle bir genelge gönderdik. Dedik ki bunlar kendi üyeleri arasından değil dışarıdaki vatandaşlar arasından seçsin. İstanbul'daki seçim 7 aralıkta yapılmış."

Fondan karar 2008'de çıktı dediniz. Tam tarihi var mı? 

"2008 yılı için tam tarih elinde yok. Bu çalışmalar 2008 yılında bir yıldır devam eden çalışmalar. Fon bunu tartışıyor. Bu konu son zamanlarda gündeme gelen bir konu değil. Bir yıldır gündemde. Brifing aldığımız arkadaşlarımız da oldu. Buna rağmen mütevelli heyetlerinin yaptıkları da denetime tabidir. Genel Müdürlüğü'nen kararlarını icra eden organlar olduğu için buradan da denetim var."

İki ay sonra yerel seçimlerin yapılacağını göz önünde bulundurursak, sonra yapılması etik olmaz mıydı?
"Size biraz daha ayrıntı vereyim. Çamaşır makinesi niye diye soruyorlar, bunlar her halde biraz kadın düşmanı. Çamaşır makinesini kullanacak olan bayanlardır. Biz kadınları koruyoruz. Biz bunu desek ki, karar aldık seçimden sonra yapacağız desek, bunlara bakın seçimlerden sonraya bırakıyorlar, oylara bakacaklar. Vatandaşın yüzünün gülmesi bizim için önemli. Biz siyaseti bunun için yapıyoruz. Devletin faaliyetlerini yürütürken seçim zamanıdır ara verelim diye bir lüksü olamaz. O zaman kamu ödemelerini yapmayalım. Sağlık bakanlığı, helikopterle hasta götürme projesi uyguluyor. Vay seçim  zamanıdır almayalım mı diyeceğiz? Empati yapalım arkadaşlar. Bir vatandaşa bir imkan sağlandı diye siyasal tercihini değiştireceğini düşünmek o vatandaşa hakarettir. Sonra bu oy gizlidir. Kimin kime oy verdiğini nerden bileceğiz. Bu insanları küçültür."

Anayasaya göre seçimlerin eşitlik içinde yürümesini sağlamakla yükümlü kurumu YSK, bu yardımların ilgili kanun maddelerine aykırı olduğunu söyledi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruldu. Ama siz yardımların devam edeceğini söylediniz. Oradaki sorumlu da Vali, böyle bir tasarrufunuz olacak mı? 

"Türkiye'de idare çalışıyor. Kamu kurum ve kuruluşları çalışıyor. Bir konu gündeme getiriliyor, YSK bir karar veriyor. Dikkatlice okudunuz mu bilmiyorum. YSK de anayasal organların bir tanesi. Seçimlerin adil yapılması konusunda en tepe noktada sorumlu kuruluş. Böyle bir karar verme yetkisi var mı yok mu bu tartışılabilir. Yıllardır bu konu ile alakalı yakın çalışmalar yaptım. YSK'nın sözü edilen kararında somut olarak Tunceli'de böyle bir şey yapılıyor bu seçimlere aykırıdır denmiyor. Kanun yetkisini aşan diyor. İlgili kanun özel bir kanun. Ne yaparsak aşmıyor. Mesela 2008 yılında aile yardımları ile ilgili bir karar aldık. Yılda iki kez yapılır, bir Ramazan Bayramı öncesi, bir de Kurban Bayramı öncesi. Biz bunu 4 defaya çıkarttık. Bu amaçla tahsis  tarihi de kasım ayı oldu. Şimdi bu parayı göndermeyelim mi? Buzdolabı ve çamaşır makinesi ayni yardım değil mi? YSK da dikkat çekmiştir, bakılsın. Bu inceleme yapılacak. Bu çok doğal, elbetteki bu kararların kritiğini yaparız. O kanunun 61. maddesinde milletvekili genel seçimlerinde seçimin başlangıcından itibaren, yazılı ve sözlü basın organlarında bir siyasi partinin lehinde veya aleyhinde yayın yapılması, partilerin ve adayların broşürleri haricinde hediye dağıtması, ne yani bizim dağıttığımızı hediye ve eşantiyon olarak mı görüyorzunuz. Bu hediye değil, sosyal yardımdır, bu devlet faaliyetidir. Bu açıdan da bu faaliyetlerin bu karar kapsamına girmeyeceği düşüncesindeyim."

Yardımlar krize karşı bir önlem midir?

Tabi ki kriz 2008'in başından itibaren yaşanmaya başladı. Elbetteki bu çerçevede düşünüldü. Ama buradaki amaç sadece dayanıklı tüketim mallarını üretenleri korumak değil. Bu yardımların bu yönü de çok faydalı sonucu çıkarmak için."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.