Siyonistler, acil servise bile füze attılar
KATLİAMA BİZZAT ŞAHİT OLMUŞLAR
Gönüllü olarak çalışan bir grup doktor, dünyanın her köşesinde sağlık konusunda yardıma ihtiyacı olan herkesin yanına koşuyor. Her türlü zorlukları aşıyorlar. Yol mu uzun? Sorun değil onlar için. Geçiş mi yok? Farketmez. Savaş bölgesi mi? İlgilendirmiyor onları. Kimden mi bahsediyoruz? Yeryüzü Doktorları’ndan tabiî ki... Yeryüzü Doktorları, Terör Devleti İsrail’in Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği 22 günlük soykırım sırasında Gazze’ye gitmiş, orada yaşanan vahşete bizzat şahit olmuş bir kuruluş. Filistinliler için orta vadede ve uzun vadede neler yapılacağı konusunda durum tespiti yapan Yeryüzü Doktorları, bu konuda projelerini belirlemeye başlamış.
- Kaç kişi Gazze’ye gittiniz ve Gazze’ye nasıl girdiniz?
- Yeryüzü doktorları ekibi olarak 9 kişi Gazze’ye yola çıktık. Deniz Feneri, İsra Derneği ve Cansuyu’ndan arkadaşlarla birlikte toplam 23 kişi olarak Gazze sınır kapısı Rafah’taydık. Mısır Rafah sınır kapısından girdik. Rafah sınır kapısında belli bir düzen söz konusu değil. Kapının ne zaman açılıp, ne zaman kapanacağı belli değil. Tamamen keyfi bir uygulama geçerli. Rafah sınır kapısında önce bir gümrük kapısı var, oradan geçiyorsunuz, içeride de sınır kapısı var. Arada da tampon bölge var. Gümrük işlemlerini yaptırıyorsunuz, oradan tampon bölgede bekleyip sınır kapısından Gazze’ye giriyorsunuz.
- Rafah kapısından içeri girerken ne tür sıkıntılar yaşadınız?
- Biz kapıda 4 gün boyunca 23 kişi olarak bekledik. Rafah kapısından içeri girmeniz için Mısır istihbaratından onay bekliyorlar, onay geldikten sonra içeri girebiliyorsunuz. Kapıda bulunan herhangi bir güvenlikçi olsa da oraların hakimi istihbarattır. Beklediğimiz 4 gün içinde devamlı diplomatik yazışmalar, telefonlar ettik. Bayağı zor oldu içeri girmemiz. Kalabalık olmamız sıkıntı çekmemiz için en önemli sebepti diye düşünüyorum. Tabiî bu kadar kalabalık bir Türk ekibi olması da soru işaretlerini getiriyor. Başka ülkelerden, mesela Suudi Arabistan’dan, Endonezya’dan bir tane dernek geliyor, Türkiye’den ise saydım 11 tane dernek var. Bu yüzden bunların hepsinin pasaportu ay yıldızlı oluyor ve dolayısıyla Mısır Türklerden rahatsız oluyor.
- Siyonistlerin Gazze’ye verdiği zayiat ne boyutta?
- İsrail asıl zararı maddi olarak vermiş. Dükkânlara ve üretim yapan yerlere zarar vermiş. Mesela; çimento, hazır beton işletmesi var, İsrail orayı patlatmış. Şöyle düşünün; bir çocuğun oyuncak arabaları var, onları yere atarsın, biri sağa, biri sola döner... Aynen mikser makineleri de öyle olmuş. 5-6 tane mikser makinesinden kimi yan dönmüş, kimi ters dönmüş, bomba gelmiş altı patlamış şekilde.
- Gazze’de ne gibi çalışmalar yaptınız?
- Gazze’ye girdiğimiz akşam Filistin Sağlık Bakanı Besin Naim ile Şifa Hastanesi’nde toplantı yaptık. Oradan gelen yabancı doktorlarla toplantı yaptık ve bir bakıma beyin fırtınası yaptık. Bunun amacı düzenli olalım, bir görev paylaşımı yapalım diye… Baktık kimler ne proje sunuyor, neler yapabiliriz. Tabii bu toplantılar devam edecek, derneğimiz adına temsilci kişiler hâlâ oradalar. Kim ne proje sunuyor... Bakalım bundan sonra bir daha yapacağız. Başka durum tespitinde bulunduk. Temel nokta, yaşamla alakalı eksiklikler var. İnsanların evleri yıkılmış. Akrabası olanlar akrabalarının yanına gitmiş. Gitmeyenler enkazın üstünde yatıyorlar. Bir aydır kıyafetini değiştirmeyenler var. Banyosunu, temizliğini bir düşünün. Yollar hakeza çok kötü, bazı yerlerin suyu yok. İş yerleri özellikle hedef alınmış, vurulmuş. Gazze insanın kendi ülkesinde mülteci kampında yaşadığı bir yer. Orada çok kıymetli bir durum tespiti yaptık. Personelimizin çoğu bunu yaptılar. Bir sürü yer gördük, ekipler 3 kişilik, 5 kişilik dağıldık, günümüzün çoğunu gezmekle geçirdik. Gezmeseydik bu bilgilere ulaşamazdık. Şehrin içine baktığınız zaman pek yıkılan bir yer yok. Dış mahalleleri görünce İsrail’in aslında çok büyük zarar verdiğini gördük.
- Hastaneler saldırı sırasında ne gibi zarar gördü?
- Biz farklı hastaneleri gördük, mesela el-Kudüs diye bir hastane var. Oranın acilini patlatmışlar. Aciline bile füze atmış, acilin her tarafı yanmış. İdari binanın bir kısmı zarar görmüş. Vefa Çocuk Hastanesi vuruluyor. Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’nin bir kısmına füze isabet etmiş.
Şifa Hastanesi’ne isabet eden bomba var. Diyaliz makinesine denk gelmiş, makineyi parçalamış. Allah’tan kimse orada yokmuş. Şifa Hastanesi’nin bahçesine bir çadır müze kurmuşlar. Gaze’nin farklı yerlerine düşen bombalardan örnekler, resimler, diyaliz makinesi, ambulanslar koymuşlar.
Fosfor bombaları da atıldı. 5 bin kadar yaralı var. Ağırı da var, hafif olanı da.. Bunlar hastaneye başvuranlar, 22 gün süren saldırıda. Öyle çocuklar başvurmuş ki, görünürde hiçbir şeyi yok ama çocuk korkudan konuşamaz hale gelmiş. Bu da mesela yaralı olarak hastaneye varmış. Çocukların gözü önünde anne ve babaları öldürüldü.
- Sizin en çok etkileyen şey ne oldu?
- Uluslararası muhabirlerden birisi benimle bir hikayesini paylaştı.. Bir resim gösterdi. Resimde erkek bedeni şehit olmuş. İsrail girmiş ve birisini evin içinde iki ayağından vurmuş. Tabiî ayağı kanamaya başlamış ve üç gün boyunca karısının ve çocuğunun önünde kanamadan ölmüş. Karısının ve çocuklarının adamı alıp dışarıya götürmesine izin vermemiş İsrail.
“Ağıt yakan hiç kimse görmedim”
- Gazze’de ilk girdiğinizde neler yaşadınız ve hissettiniz?
- İlk girdiğimde Mısır ve Gazze arasında toprağın bile değiştiğini fark ediyorsunuz. Mısır tarafı çöl, Gazze tarafı ise yeşillik. Aralarında çok komik bir çizgi var. Rafah şehri sınırla ortadan ikiye bölünüyor, bir kısmına Mısır Rafahı deniliyor, öteki tarafına ise Filistin Rafahı. Gümrüğün tam çıkışında sizi bombalanmış bir bina karşılıyor zaten. Moraller çok yüksek. Mesela, Sağlık Bakanı Besin Naim’in, oğlu iki sene önce vefat etmiş, yeğeni ise son 22 günlük soykırım sırasında şehit olmuş. Hastanelerde ise ağıt yakan hiç kimse görmedim. İstisnalar var tabiî.. Bir aile, kadın, bebeği, eşi.. Evlerine bomba atılıyor. Bomba atıldığı sırada eşi şehit oluyor. Bebeği ise sarsıntıdan dolayı kucağından düşüyor. Bebeği yere düştüğü için bomba tam bebeğin üstüne isabet ediyor. Bebek anında kül oluyor. Anne o sırada bebeğinin kül olmuş halini kucağına yaslıyor. Bu acıya dayanamayarak neredeyse delirmiş. Bebeğin cesedini, annenin kucağından zor almışlar.
Vurulan inekler de mi ‘HAMAS’lı?
- Gazze için yapmayı planladığınız projeleriniz ve gözlemleriniz nelerdir?
- Bizim yapmayı planladığımız projelerde yeni bir tomografi cihazı alımı gerçekleştirme var. Gazze’de iki tomografi cihazı çalışıyor. Tekini 2006 yılında Deniz Feneri Derneği ile beraber almıştık. Diğerleri çalışmıyor. Ya yedek parçası içeri girememiş ya da tamir edilmiyor. Diyaliz merkezi ve bir sürü malzemeye ihtiyaç var. Bizim projelerimiz bunları sağlamak ve diğer yardım kuruluşlarına da duyurmak. Siyonistler, Gazze’ye üç koldan girdi ve üçe böldü Gazze’yi. İsrail sahil kesiminden saldırmış. Orta kesimlere uçaklardan ve helikopterlerden gelen bombalar zarar vermiş. Sanmıyorum ki sahil kesimindeki bir binaya bile mermi isabet etmemiş olsun. İsrail girmiş, inekleri öldürmüş çıkmış. İnek de mi HAMAS’lı? Asıl yıkım dışarıda. Greyderler getirmişler ve evlerin kolonlarını yıkmışlar. Ambargo sebebiyle inşaat malzemeleri olan çimento, demir de şehre girmiyor.
RÖP: HÜSEYİN KULAOĞLU
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.