İstanbul Barosu'ndan Şahin'e yanıt
İstanbul Barosu Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Şahin'in gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Ergenekon" soruşturmasındaki bazı bilgilerin "avukatlar" tarafından sızdırıldığı savı ve "İstanbul Barosu ne yapıyor?" yönündeki sorusunun, tüm avukatları üzdüğü ve savunmanın örgütlü gücü olan İstanbul Barosunu zan altında bıraktığı vurgulandı.
Açıklamada, "Sayın bakanın beyanları yanıltıcı ve gerçeğe aykırıdır" denilerek, özellikle davanın soruşturma aşaması olmak üzere avukatların bilgi ve belgelere ulaşmasının nasıl engellendiğine ilişkin iddialara da yer verilip şöyle denildi:
"Tüm bu engeller yargının kurucu unsurlarından olan savunma makamı avukatların önüne kasıtlı olarak çıkartılırken, dosyada avukatın ve hatta yargıcın bile ulaşamadığı iletişim dahil her türlü bilgi ve belge, yandaş medyaya servis edilerek soruşturmanın gizliliği ilkesi ihlal edilmiş ve kimi yazarlara sızdırılan bilgilerle dizi yazılar ve kitaplar yazdırılmıştır.
Sayın Adalet Bakanı, bilgi sızdıranları ve servis yapanları, insan haklarını, temel hak ve özgürlükleri koruyup kollayan, hukukun üstünlüğüne sonuna değin inanan ve bunun için canla başla uğraş veren avukatların içinde değil, hukukçuluğu emir alma anlayışı ile yapanların arasında aramalıdır. Tabiî ki sözümüz 'emir' ile 'hukukun' bağdaşmayacağını anlayamayanlardır.
İstanbul Barosu olarak sayın Adalet Bakanından tespit edilmişse soruşturma aşamasında dışarıya bilgi sızdıran bir avukatın adını bekliyoruz. Bu adı bir kısım meslektaşlarımıza çamur ve iftira atmak adına değil, nesnel ölçülerde vermesini de diliyoruz."
-KASETLER DAVA AŞAMASINDA VERİLDİ-
Açıklamada, İstanbul 13. Ağır Ceza mahkemesinin Tuncay Güney'in 2001 yılındaki ifadesini içeren kasetleri soruşturma aşamasında değil, kovuşturma aşamasında verdiği ve burada suç teşkil eden ve gizliliği ihlal eden bir durumun bulunmadığı savunmalarının, ağır hukuk ihlali ve bir "hukuk garabeti" olduğu öne sürülerek şöyle denildi:
"Sayın Bakan öncelikle medya önünde avukatları ve hukuk kurumlarını suçlamak yerine, bu ağır hukuk garabetini gidermek görevini üstlenmelidir, yargının kurucu unsuru olan avukatlara elinde somut veriler olmadan çamur ve iftira atmayı değil...
İstanbul Barosu, yıllardır her koşulda hakkı koruyan ve kollayan, zorunlu avukatlığı savunarak gece gündüz demeden insan hakları için mücadele ederek işkenceyi ortadan kaldıran genç ve dinamik CMK avukatları ile olduğu gibi, ülkenin en karmaşık ve siyaset kokan davasında 'Hukukun ve adaletin gerçekleşmesi ve de savunma hakkının' bihakkın yerine getirilmesi için uğraş veren tüm meslektaşları ile gurur duymakta, onların insan haklarına, hukukun üstünlüğü ve meslek ilkelerine ve meslek etiğine gösterdikleri saygıya ve her koşuldaki uğraşı güçlerine ise sonsuz teşekkür etmektedir."AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.