Başsavcıya büyük tepki
Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, başörtüsü ile ilgili açıklamaları ve AK Parti ve MHP'yi hedef alan sözleri toplumun tüm kesimlerinden sert tepki aldı.
ŞAHİN: “NEDEN YAPTI BİLMİYORUM”
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, hiçbir siyasi partinin Anayasa ile çizilmiş olan çerçevenin dışına çıkmayı öngören bir faaliyeti olmadığını ve olamayacağını belirterek, “Şu anda her siyasi parti ve parlamentoda bulunan herkes, Anayasa ve yasalar içerisinde siyasi faaliyette bulunuyor. Hiçbir siyasi partinin Anayasa ile çizilmiş olan çerçevenin dışına çıkmayı öngören bir faaliyeti yoktur, zaten olamaz. Niye böyle bir açıklama yaptı bilmiyorum” dedi.
ELİTAŞ: “ÖZGÜRLÜK DOĞMADAN YOK EDİLİYOR”
AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş da, düşünce ve fikir özgürlüğünün daha doğmadan yok edildiğinin altını çizerek, “Daha hazırlık aşamasında bile olmayan bir düşünce var ortada. Somut çizgileri bile ortaya çıkmadan bu şekilde bir açıklamada bulunulması, düşünce ve fikir özgürlüğünün, daha doğmadan yok edilmesidir” diye konuştu.
YAZICIOĞLU HUKUK DERSİ VERDİ
Yalçınkaya’ya en sert tepki BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’ndan geldi. Yazıcıoğlu, Yalnıçınkaya’ya, “Hiç kimse kendisini TBMM’nin üstünde göremez” diyerek adeta hukuk dersi verdi. Yazıcıoğlu, “Anayasa’nın ‘değişmeyecek ve değiştirilemez’ ilkeleri dışında düzenleme istedi diye bir siyasi partinin kapatılması yasa tanımamaktır” dedi. Anayasada değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddelerin açık olduğunu kaydeden Yazıcıoğlu, onun dışında her konuda TBMM’nin, yasa değişikliği yapıp, yeni düzenlemelere gidebileceğini vurguladı.
PROF. KAMALAK: “HUKUKİ TEMELİ YOK”
Saadet Partisi GİK üyesi ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, Yargıtay Başsavcısı Abdurahman Yalçınkaya’nın ‘Türban serbestisi ülkede çatışma çıkarır’ sözlerinin hukuki hiçbir temeli olmadığını belirterek, bu yasağın keyfi olduğunu, Anayasa’da böyle bir yasak maddesinin bulunmadığını belirtti. Kamalak, “Hukukumuzda türban yasağı diye bir şey yoktur. Anayasada olmayan bu yasak eğer kaldırılırsa Türkiye’de bütünlük sağlanır. Kırılmaları, kırgınlıkları önler.Türkiye’deki yasak keyfidir, anayasal dayanaktan yoksundur” dedi.
"BİR HUKUKÇUYA YAKIŞMADI"
Hukukçular Derneği Genel Başkanı Kamil Uğur Yaralı da, başörtüsünün Türkiye’deki laik ve üniter yapıya karşı tehlike olduğunu ileri sürmenin bir defa hukukçuya, hukuk eğitimi almış bir insana yakışmadığının altını çizerek çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yaralı’nın açıklamaları şöyle:
TEZİÇ, BATUM, YÜZBAŞIOĞLU HATIRLATMASI
“Millet iradesinin üzerinde bir irade yok. Bunu kim söylüyor: hukukçular. 1993’te TüSİAD’a tasarı hazırlayan Erdoğan Teziç, Süheyl Batum, Nemci Yüzbaşıoğlu gibi farklı geörüşleri ileri süren ama o zaman dile getiren hocalar söylüyor. Yani anayasanın cumhuriyet ilkesi hariç bütün özellikleri ile ilgili değişmez maddeleri değiştirilebilir. Bu gün başörtüsü yasağının kalkması doğrultusunda bir millet iradesi vardır. Türkiye’de millet iradesine karşı çıkmak esasen sorunlu bir durumdur ve hukukun kabul etmeyeceği bir durumdur. Anayasaya aykırılık söz konumsu değil artı, mevcut anayasaya göre zaten başörtüsü yasak değil. Ne kanunlara ne de anayasaya göre yasak değil, laiklik ilkesi de başörtüsünün serbest olmasını gerektirir. Laiklik insanların inançlarını dilediği gibi yaşama, özgürce yaşama hakkının garanti altına alınmasıdır. Türkiye gerçekten laik bir ülke ise başörtüsü yasağının olmaması gerekir. öte yandan, demokrasiye de karşıdır. Böyle acayip bir şey olabilir mi?”
“ABA ALTINDAN SOPA GöSTERİYOR”
“Başsavcı, İşgal ettiği makam itibari ile neticede, parti kapatma konusunda iddianamesi hazırlayıp Anayasa Mahkemesine gönderebiliyor. Aba altından sopa gösterip ‘partinin kapatılabilir’ mesajı veriyor. Türkiye’de siyasi partiler her şeyi teklif ederler. önemli olan partilerin mevcut hükümlere aykırı faaliyette bulunmamasıdır. Ama kendisine oy veren insanların istekleri doğrultusunda anayasa, kanun değişikliği teklifinde bulunmak demokrasinin gereğidir. Başörtüsünün yasak olmaktan çıkarılması gayet demokratik doğal bir istek, bunu da millet, verdiği oylarla dile getirmiş. Bu partilerin yapması gereken de bu doğrultuda girişimde bulunmak. eğer sağlıklı işleyecek bir demokrasiden bahsedeceksek bunun gereği budur.”
“DENİZ BAYKAL'IN AÇIKLAMASI GİBİ”
“Esasen Başsavcının yaptığı tamamen siyasi bir çıkıştır. Yaptığı çıkış CHP Genel Başkanı Baykal’ın çıkışlarına benzemektedir. Buradaki ince noktayı yorumlara bırakmak lazım. Aynı doğrultuda yapılan iki siyasi beyanat gibi ortada olduğuna göre durum esasen açıktır. Hukuki olarak da yanlış bir nitelendirme. Kabul etmek mümkün değil. Başörtüsü ile üniter yapı ve laiklik arasında doğrudan ilişki kurmak mümkün değil. Ne hukukta ne anayasal sistemde böyle bir şey olur.”
NECATİ ÖZDEMİR: “HEM YANLIŞ HEM HUKUKSUZ”
Eski Bayrampaşa Cumhuriyet Savcısı Necati özdemir, “Türkiye’deki kurumlar anayasa ile ve yasa ile bağlıdır” dedi ve ekledi: “Türk milleti adına yasa yapma yetkisi millete verilmiştir. Milletin bu yetkiyi temsilcileri vasıtası ile kullanacağı da anayasada yazılıdır. Kurum olarak bağlayıcı bir açıklama yapmak doğru değildir. Bana göre hukuki de değildir.”
“BUNU DÜNYA REDDEDİYOR”
“Dünya artık, yasakların çoğunlukta olduğu bir yaşam biçimini reddetmektedir” diyen özdemir, şunları ekledi: “Türk halkının büyük bir çoğunluğu Türkiye’de uygulanmakta olan başörtüsü yasağından muzdariptir. Ve artık bu sorunun bitmesini istemektedir. Yöneticiler olarak yapılması gereken şey, halkın mutluluğu ve refahını düşünmektir. Bu yasak da halkın huzurunu bozar hale gelmiştir. Bu konuda Türkiye’deki tüm demokratik kurumların bu yasağın kaldırılması yolunda görüş sarfetmesi beklenir.”
KILIçKAYA: “HUKUKİ DEĞİL SİYASİ”
Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya, Başsavcı’nın evhamlarını açıkladığını belirterek, “çağdaş toplumlarda kılık kıyafetle ilgili yasal sınırlamalar yok. Toplumları özgürlükler yükseltir. Kısıtlamalar, yasaklar toplumları aşağı çeker. Başsavcı, hukukî olmaktan ziyade siyasi düşünüyor” dedi.
"ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLAMA GİRİŞİMİ"
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya sendikalardan da tepkiler geldi. Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, Yalçınkaya'nın yasağın kaldırılmasını isteyen siyasi partileri açıkça tehdit ettiğini dile getirdi. Turbay, "Sayın Savcının bu tavrı, sadece başörtüsü yüzünden mağdur olanların özgürlüklerini değil, aynı zamanda fikir üreten, demokrasiye katkı sağlan siyasi partiler dahil bütün sivil toplum örgütlerinin düşünce ve fikir özgürlüğünü de kısıtlama girişimidir" dedi.
"GÖREVİ HUKUKİ ÇALIŞMALAR"
Turbay'ın konu ile ilgili açıklaması şöyle: "Görevi hukuki çalışmalar olan bazı kişilerin siyasi düşüncelerini sanki hukuk normu gibi açıklamaları kuvvetler ayrılığı ilkesi ile de doğrudan çelişmektedir. Başı açık olsun kapalı olsun bu halkın yüzde 80'i başörtüsü yasağının kaldırılmasını istiyor. Hükümet kendilerini odak sayanlardan yana değil, halktan yana tavrını koymalıdır" dedi.
"BİR YERLERE MESAJ GÖNDERİYORLAR"
Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu da, "Yasağın kaldırılmasına karşı olanlar Sayın başbakanın açıklamasıyla oturdukları yerden fırlamışlardır. Yaptıkları açıklamalarda hırslarını ve yasağın devam etmesine ilişkin açıklamalarını gerçekleri saptırarak beyan etmektedirler" dedi. Başoğlu, yaptığı açıklamada "Yasağı savunanlar, başörtüsünün laiklikle bağlantısını kurarak belli çevrelerin dikkatini ve tepkisini çekmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde Laiklik anlayışı genel olarak amacından saptırılarak yorumlanmış ve İslâm dinine karşı bir kurum biçiminde gösterilmiştir. Laikliğin özünde dine karşı olmak, Dini sembollere karşı olmak da yoktur. Bize laikliği savunuyorum iddiasına bulunanların tek dayanakları, başörtüsü yasağını sürdürmek ve dini vecibelerini yerine getiren insanları rencide etmek yada cezalandırmaktır" ifadelerini kullandı.
"AİHM DİNİ KONULARDA KARAR VEREMEZ"
Başoğlu, Yasağı savunan bazı kimselerin özellikle görüşlerini AİHM'e, dayandırmak istediklerini vurgulayarak, "AİHM'in dini konularda karar vermeye yetkisi yoktur. Sadece önüne gelen olayın yorumunu yapabilir. Ama yapacağı yorumla her hangi bir dinin temel kurallarını değiştirme hakkına sahip değildir. AİHM'de ancak sözleşmeleri yorumlayarak ve fakat dinin sınırlarına girmeden ve dini konularda yasak koymadan yorumlayabilir" dedi.
"BU ANLAYIŞ FAŞİZMİN TA KENDİSİ"
Yalçınkaya'ya MAZLUMDER'den de tepki geldi. MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı Ümit Mert, "Toplumun nasıl düşündüğünü, nasıl inandığını önemsemeyen, her türlü farklılığı baskıyla, zulümle tek tipleştirmek isteyen bu anlayış faşizmin ta kendisidir" dedi. 'Siyasi simge' söyleminin statüko tarafından kullanılan 'öğretilmiş bir hurafeden' başka bir şey olmadığını kaydeden Mert, Yargıtay Başsavcısı'nın açıklamalarını "Emekli olmuş bir memur sandığımız 'militan demokrasi' anlayışının yeniden hortlatılmasıdır. Son derece siyasi olan bu açıklamayı, tarafsız kalması gereken bir yargı mensubunun yapması düşündürücüdür" şeklinde değerlendirdi.
"HİZMET ALAN-VEREN AYIRIMI YAPILMAMALI"
Sorunun çözümü için MHP'nin yapıcı bir tutum sergilemesini takdire şayan bulduklarını belirten Mert, "Ancak başörtüsü yasağı sadece üniversitelerde değil; eğitim sisteminin tümü ve çalışma hayatına varıncaya kadar hizmet alan, hizmet veren ayrımı yapılmadan her alandan kaldırılmalıdır" uyarısında bulundu.
(Engin Kaşdaş-habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.