Aşure Günü aşure yapmak bidat mıdır?
Hele bu ayda bir de Aşure günü vardır ki, geçmiş bütün peygamberlerce farklı bir gün olarak kabûl edilmiş, birçok hayırlı ve hattâ hüzünlü hâdiseler bu Muharrem ayının 10. günü içinde kaderin çizgisine aksetmiştir.
Nitekim rivâyete bakılırsa, âdem Aleyhisselâm’ın tevbesinin bugünde kabûlünden tutun da, Mûsa Aleyhisselâm’ın, Firavun’un takibinden kurtulması, Firavun’un Kızıldeniz’de boğulması, Nûh Aleyhisselâm’ın tûfandan kurtulup da karaya çıkması gibi hayırlı hâdiseler, hep bu 10 Muharrem’de vâki olmuştur.
Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder.
Aslında böyle bir tatlı İslâmî bakımdan ne emredilir, ne de nehiy... Yâni, ne yapana yapma denir, ne yapmayana yap... Anlayış ve âdet mes’elesi... İslâmî hayatı büsbütün monotonlaştırmamak, neş’e ve hediyeleşme âdetinden mahrum etmemek için aşure tatlısını mahzurlu bulmak bilmem nasıl olur? Sebep olduğu sevgi ve sevinç bakımından düşünmek gerek...
Arapçada “aşere” on, âşir “onuncu” demektir. Halkımız onuncu gün mânasına gelen “âşir”’i, Aşure şeklinde telâffuz ederek Muharrem’in onuncu gününe Aşure günü ismi vermiş, böylece tarihe de Aşure günü olarak geçmiştir.
Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinden karaya çıktığı günü, geride kalan çeşitli tahılları bir araya getirip de pişirdiği şükür tatlısının hatırlanması mânasında yapılan aşureler, herhalde gönüllerde bir canlanma, çoraklaşan maddî hayatımızda bir tebessüme imkân vermektedir. Kendi gibi, mânası da tatlıdır.
(hanimlar.com)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.