Trafik kazalarında 'şeker' şüphesi

Trafik kazalarında 'şeker' şüphesi
Ege Üniversitesi (EÜ) Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, trafik kazalarının çoğunda şeker hastalığından şüphelendiklerini ifade etti. 

İzmir'de düzenlenen 7. Halk Sağlığı Kongresi'nde konuşan Yılmaz, "Bir şeker hastası şoförse, pilotsa, kaptansa, yaptığı kazalar genellikle büyük oluyor. Biz endokrinologlar, genel anlamda trafik kazası yapanların büyük bir kısmının kan şekeri olup olmadığını sorgularız ve tetkik yapılmasını öneririz. Hepsinde değil ama bazılarında önemli bir katkısı olduğunu düşünürüz." ifadesini kullandı.

Diyabetik bir kişi bunu saklayarak şoförlük yapmayı sürdürüyorsa, toplumsal katliam yapıyor anlamına geldiğini kaydeden Rektör Yılmaz, bunun cinayet olduğunu savundu. 

Prof. Dr. Yılmaz, bu konuda kanuni bir düzenleme yapılıp yapılmaması hakkında ise, "Bu bir suçlama değil ama şeker hastalığı ve kan şekerindeki ayarsızlıkları, toplu taşıma araçlarının şoförleri için çok önemli." şeklinde konuştu. 

Kişi farkına varmasa da kan şekerinin düşebileceğini vurgulayan Candeğer Yılmaz, "Uyuklama da bundan kaynaklanır. Özellikle şişmanların, kan düşüklüğü konusunda daha iyi kontrol edilmesi gerekir. Sürücülerin sağlık kontrolleri var, şoför dernekleri yaptırıyor. Kontrollerine zamanında gitmeyenler için söyledim bunu." dedi. 

Ağır yemeklerden sonra genellikle rehavet bastığını ve uyku geldiğini hatırlatan Yılmaz, diyabetiklerde bunun daha belirgin olduğunu söyledi. 

Tedavisi çok pahalı fakat mecburi olan şeker hastalığına yakalanmamak için tedbir almak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, pankreas tarafından üretilen ve kanın hücrelere girmesi için anahtar vazifesi gören insülinin az olması veya iş görmemesi durumunda bu hastalığın ortaya çıktığını hatırlattı ve enerji kaynağı şekerin zehir haline dönüştüğünü anlattı. 

İnsülin uygulamasındaki en büyük kaygının enjeksiyon korkusu olduğunu belirten Yılmaz, "İnsülin kalemleri ortaya çıktıktan sonra enjeksiyon korkusu azaldı. Artık 'Yerim dar' demeye hakkımız olmadığına inanıyoruz." diye konuştu.

Candeğer Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre insülin, sigara ve alkol gibi bağımlılık yapmıyor ve ömür ağacının sonuna gelindiğini göstermiyor. Tam tersine hayat kurtarıcı bir rol oynuyor. İnsülin kullanmak, daha sağlıklı bir yaşam hazırlamak olarak tanımlanıyor. Korkulanın tersine iğne, silikonlu olduğundan ağrı yapmıyor. İki defadan fazla da kullanılmaması öneriliyor. İnsülin, kalemlerde 24 saat boyunca cepte taşınabiliyor ve açılmadığı sürece 20-25 gün bozulmuyor. 

Beslenme ve egzersizle beraber kullanılması öneriliyor. Gelişmiş Avrupa ülkelerinde şeker hastalarının yılda 106 ile 270 ünite arasında insülin kullandığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, Türkiye'de ise bu sayının 2003 yılında 40 üniteyi ancak yakaladığını vurguladı. 

Yılmaz, şunları kaydetti: "Doğru tedavi ve iyi kontrol noktasındaki başarı konusunda bazı sıkıntılarımız var. Hedefler konusunda hastayla hekim aynı şeyi düşünmüyor. Bu yüzden üç hastadan sadece birinde gerçekten kontrol sağlayabiliyoruz. Her şeyi ilaca havale ediyoruz, oysa beslenme ve egzersiz zemininde ilaç ya da insülin kullanmamız gerekiyor." (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.