Tutuklanınca hemen hastalanıyorlar
12 Haziran 2007 günü Ümraniye’de 27 el bombası ele geçirilmesiyle başlayan Ergenekon operasyonunun 11. dalgası geride kalırken, tutuklu sayısında ise dalya yapıldı. Ergenekon operasyonu kapsamında bugüne kadar 100 kişi tutuklandı. Peki süreç nasıl gelişti, kimler alındı, alınanlar mahkeme salonlarında neler söylediler, hangi inanılmaz açıklamaların altına imzalar atıldı?.. Ergenekon’un avukatları, destekleyicileri, lobisi ve davaya gelen tepkiler... Siyasilerin, hukukçuların ve aydınların Ergenekon yorumları... Hepsi bu yazı dizisinde.
12 Haziran 2007 günü Ümraniye’de 27 el bombası ele geçirilmesiyle başlayan Ergenekon operasyonunun 11. dalgası geride kalırken, tutuklu sayısında ise dalya yapıldı. Ergenekon operasyonu kapsamında bugüne kadar 100 kişi tutuklanırken, bunların 15’i muvazzaf asker, 10’nu ise polis.
Küfürbazlar, ülkenin en saygın insanları
Gözaltına alınmalarının hemen ardından Ergenekon avukatları yaptıkları açıklamalarda ‘ülkenin saygın insanları’ diyerek sahip çıktıkları Ergenekon sanıklarının en önemli ortak özelliği ise küfürbaz olmaları. Ergenekon sanıklarının, aralarındaki telefon görüşmelerinde sık sık küfür ve hakaret içeren ifadeler sarfediyor olmaları dikkat çekiyor. Kimileri polise, askere; kimileri ülkeyi yönetenlere ağıza alınmayacak iğrenç küfürler savururken, birbirleri hakkında da ağır hakaretlerde bulunuyorlar. En orijinal küfürler ise, İlhan Selçuk, Sami Hoştan, Kemal Alemdaroğlu, Mahmut Öztürk, Vedat Yenerer ve Kemal Gürüz’e ait...
JİTEMCİ TAYFA DİKKAT ÇEKİYOR
Ergenekon Terör Örgütü kapsamında tutuklananlar arasında en dikkat çekici kadroyu JİTEM’in kurucuları oldukları iddia edilen, Emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük, Jandarma Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Hasan Atilla Uğur, Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Albay Arif Doğan oluşturuyor.
REYTİNGİ YÜKSEK OLAN İSİMLER
Ergenekon sanıkları arasında reytingi en yüksek olanlar ise, Tuğgeneral Veli Küçük, Orgeneral Şener Eruygur, Orgeneral Hurşit Tolon, İP Lideri Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube eski Müdürü Adil Serdar Saçan, Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk, Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Özel Harekât Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin...
TUTUKLANINCA HASTALANANLAR
Ergenekon sanıkları, tutuklanmalarının hemen ardından hastalıkları ile gündeme gelmeye devam ediyorlar. Daha önce Orgeneral Şener Eruygur, Ayşe Asuman Özdemir ve Ferit İlsever, hastalıkları dolayısıyla cezaevinden tahliye edilirken, Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk ve Kemal Alemdaroğlu da sağlık durumlarının cezaevinde kalmaya müsait olmaması ve yaşları sebebiyle şartlı salıverilmişlerdi. Orgeneral Hurşit Tolon da GATA’ya sevkedilirken, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Mustafa Özbek'in de sağlık problemlerinin olabileceği söylendi. Ergenekon sanıklarından Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve Albay Atilla Uğur’a ise hastane sırası nihayet geçen hafta geldi.
TOLON ÖNCE HASTANEYE GÖNDERİLDİ, SONRA TAHLİYE EDİLDİ
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 7 aydır tutuklu bulunan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'u tahliye ederken, sanıkta ele geçirilen 29 sayfalık Ergenekon kitapçığının medyada yayınlandığı için gizli belge olmaktan çıktığını ve delil olamayacağını gerekçe gösterdi. GATA Haydarpaşa Hastanesi'nde bulunan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'u ziyaret eden Harp Akademisi'nden devre arkadaşları Çetin Güçerdem ve Nami Ay, çıkışta gazetecilere açıklama yaptı. Güçerdem, "Hurşit Tolon'un durumu şu anda iyi. Morali çok iyi. Kilo kaybı var. Tahliyesini gece 23.00 sıralarında öğrenmiş, şok olmuş" dedi. Serbest bırakılan; ancak örgüt üyeliği sebebiyle yurtdışı yasağı bulunmasına rağmen kartel gazeteleri tarafından ‘sütten çıkmış ak kaşık’ muamelesi yapılan Tolon’un ismi, Ergenekon iddianamesinin 28 ayrı sayfasında yüzlerce defa zikrediliyor. Tolon’un darbe toplantılarına katıldığı, Ergenekon sanıkları ile derin telefon görüşmeleri yaptığı, yasadışı istihbarat raporları tuttuğu da belirlenmişti.
ORTAYA ÇIKAN SES KAYDI VE 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Şener Eruygur’un eşi Mukaddes Eruygur'un, GATA Beyin Cerrahisi Servis Şefi Kd. Albay Nusret Demircan'la yaptığı konuşmaların ses kaydının video paylaşım sitelerine düşmesi, Tolon Paşa’nın da tahliyesinin arka planına ışık tuttu. Mukaddes Eruygur, eşinin tahliye edilmesi olayını anlatırken, itiraflarında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerini kastederek “12 ve 14. Mahkemeler bizden” diyordu. Org. Eruygur'un eşi Mukaddes Hanım'ın "Bizden.." dediği 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Org. Hurşit Tolon'u tahliye eden mahkemeydi. 12. Ağır Ceza, Org. Tolon hakkındaki delilleri ve hazırlanacak iddianameyi beklemeden tahliye kararı vermiş ve bunu da "delil yetersizliğine" dayandırmıştı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, ek iddianameyi görmeden üçüncü defa önüne gelen dosya hakkında tartışılacak bir karara imza atmıştı. Aşama aşama verilen kararlarla Tolon'a tahliyenin yolu açılmıştı.
SONUÇLANDIRILMAYAN DAVALAR VE ERGENEKON
Danıştay saldırısı, Susurluk, Atabeyler Çetesi, Necip Hablemitoğlu suikastı, Güneydoğu’da kayıp şahıslar, Gazi Mahallesi olayları, Özdemir Sabancı suikastı, Eşref Bitlis’in öldürülmesi, Uğur Mumcu’nun öldürülmesi, Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası atılması olayı, Adapazarı-İzmit-Sapanca ölüm üçgeninde yaşanan faili meçhul cinayetler gibi hâlâ sonuçlandırılamayan davalarla ilgili belge ve bilgiler, Ergenekon davasında yer alıyor.
Ergenekon davası ile karanlıkta kalan ve bir şekilde aydınlatılamayan bu davalara ışık tutulacağına inanılıyor. Ergenekon iddianamesinde yer alan iddialara bakıldığında ise Ergenekon sanıklarının bu olaylar ile olan bağlantıları dikkat çekiyor.
GATA’ya sevk, rütbe sıralamasına göre
Org. Eruygur ve Tolon'dan sonra sıra geldi daha alt rütbeli paşalara. İlk sıra Tuğgeneralde… Yolu GATA'dan geçen Ergenekon tutuklusu generallerin tahliye edilmesi gelenek haline gelirken, sıra ETÖ'nün telekulağı Tuğgeneral Levent Ersöz'e geldi. Ersöz, götürüldüğü Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisi önünde ambulansın içinde doktorlarca muayene edildi. Yaklaşık 1.5 saat süren muayenenin ardından Ersöz, aynı ambulansla GATA Haydarpaşa Hastanesi'ne gönderildi. Hastaneye sevk alan Ersöz, GATA'ya kapağı attı.
ERGENEKON LOBİSİ
Asrın davası Ergenekon, toplumun tamamında infiale sebep olurken, bir kısım çevrelerde de rahatsızlık oluşturdu. Ergenekon’un avukatlığını üstlenen çevreler, kamuoyunu yanıltmak için ellerinden geleni yaptılar
Ergenekon davasını, “Cumhuriyet ve lâikliğe savaş açmak” olarak değerlendirenlerin başında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve kurmayları geliyor. Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ve Yaşar Okuyan da ilk 3’e girmeyi başaran siyasetçiler arasında yer alıyor. Yargıya müdahaleyi ağzından düşürmeyen 367’nin mucidi Sabih Kanadoğlu, YARSAP Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve 28 Şubat’ın Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş ise Ergenekonculara destek veren hukukçuların başında geliyor. İstanbul Barosu da sürekli olarak Ergenekoncular lehine girişimlerde bulunurken, bildiri niteliğinde açıklamalar yapmaktan geri kalmıyorlar. Küfürbaz Tümgeneral Osman Özbek ise Ergenekoncuların en sıkı fanatik taraftarları arasında amigo görevini üstleniyor.
KANKA İKİ ESKİ CUMHURBAŞKANI’NDAN TAM DESTEK
Ergenekonculara en ilginç destek ise iki kanka eski Cumhurbaşkanı’ndan geliyor. Türkiye ayağında Süleyman Demirel, yaptığı açıklamalar ile Ergenekon’u kollamayı süreç içerisinde alışkanlık haline getirirken, KKTC’nin eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da her fırsatta Ergenekonculara övgü dolu sözler söylüyor.
ERGENEKON’A LOBİ DESTEĞİ VEREN SÖZDE STK’LAR
Ergenekon’un avukatlığına soyunan sözde sanatçılar arasında en başta Müjdat Gezen yerini alırken, sivil toplum lobi desteği ise ADD, ÇYDD, Eğitim-İş, Türk Metal-Sen, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Toplumsal Güçbirliği, Biz Kaç Kişiyiz Platformu, Ankara Cumhuriyet Okurları, Cumhuriyet Kadınları Derneği, Kemalist Atılım Birliği ve Türkiye Gençlik Birliği temsilcilerinden ve üyelerinden geliyor.
ETÖ’YE MİKROFON UZATAN MEDYA KURULUŞLARI
Ergenekon avukatlarına mikrofon uzatan medya kuruluşları arasında başı Ergenekon üssüne dönen Cumhuriyet gazetesi çekerken, Yeniçağ gazetesi, Doğan Medya, Kanal Biz, ART, Kanal B ve Ulusal Kanal sürekli olarak yaptıkları yayınlarda, bu isimlerin görüşlerine yer veriyorlar. Aydınlık ve Türk Solu dergisi ise bir adım daha ileri giderek ‘orduyu göreve’ çağırıyor.
TSK’DAN ZİYARET
Geçtiğimiz Eylül ayında Kocaeli İl Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Kandıra Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan Ergenekon sanıkları Şener Eruygur ile Hurşit Tolon'u ziyaret etmişti. Kamuoyundan gelen baskılar sonucunda ise açıklama yapmak zorunda kalan Genelkurmay, “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne uzun süre hizmet veren iki emekli komutana yapılan bu ziyaret, Türk Silahlı Kuvvetleri adına gerçekleştirilmiştir” demişti.
EŞLER DE DESTEK VERDİ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ ile diğer kuvvet komutanlarının eşleri de Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınan emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın eşine destek ziyaretinde bulunmuşlardı.
YARGITAY, ERGENEKONCULARI SEVİNDİRDİ
Yargıtay 8. Dairesi “İçeriği maddi bulgular ile desteklenemeyen telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtlarını” delil kabul etmedi. Bu karar, iddianamesinde klasörler dolusu telefon görüşmelerine yer verilen Ergenekon sanıklarını sevindirdi.
YARBAY DÖNMEZ, ÖNCE ASKERE SIĞINDI
7 Ocak 2009 tarihinde, Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik yapılan 10. operasyonda Sapanca’daki evinde yapılan aramada 22 el bombası ile çok sayıda silah ele geçirilen Yarbay Mustafa Dönmez firar etmişti. Genelkurmay Başkanlığı, Yarbay Mustafa Dönmez’in 12 Ocak 2009 tarihinde saat 10.30’da Ankara Merkez Komutanlığı’na teslim olduğunu açıkladı. Yarbay Dönmez, Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nce Askeri Ceza Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca tutuklandı. Yarbay Dönmez, Kara Kuvvetleri Mamak 1. Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi’ne gönderildi. Ergenekon operasyonu kapsamında aranırken askeri mahkeme tarafından başka bir suçtan tutuklanan Dönmez, 17 Ocak 2009 tarihinde Ankara Mamak Askeri Cezaevi’nden İstanbul’a gönderildi. İstanbul Merkez Komutanlığı’nda bekletilen Yarbay Dönmez, daha sonra Hasdal Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Aradan geçen 3 hafta sonra ise Yarbay Dönmez, Hasdal Askeri Cezaevi’nden Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Dönmez, Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasını yürüten savcılıkta susma hakkını kullandı. Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkartılan Dönmez, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’ suçlarından tutuklandı. Dönmez, bu işlemin ardından Hasdal Askeri Cezaevi’ne ait araç ile tekrar cezaevine gönderildi.
TSK, ERGENEKON SANIĞI PAŞALARA VE GATA’YA SAHİP ÇIKTI
Genelkurmay Başkanlığı haftalık bilgilendirme toplantısında Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, ETÖ sanığı emekli generalleri savundu, GATA’ya sahip çıktı ve Darbe Günlükleri hakkında başlatılan bir soruşturma olmadığını söyledi. Gürak, “GATA ile ilgili iddialar çirkin, mesnetsiz ve kötü niyetli. Emekli generallere karşı yürütülen kampanya etik dışı. Darbe günlükleri ile ilgili geniş çaplı soruşturma açıldığı haberi asılsız” dedi.
İLGİNÇ SAVUNMALAR
Ergenekon Terör Örgütü dâvâsında sanıklar çok ilginç savunmalar yaptı. Muzaffer Şenocak, çantasından çıkan patlayıcıların Düzce depreminden kaldığını belirtirken; Muzaffer Tekin, masasının üzerinde bulunan iki adet el bombasının süs eşyası olduğunu iddia etti.
Ergenekon dâvâsı sürecinde Türkiye, sanıkların birbirinden ilginç savunmalarına da şahit oldu. İşte mahkeme salonunda yapılan birbirinden ilginç ve dikkat çeken savunmalar:
PATLAYICILAR DEPREMDEN KALDI, ÇANTASINA GİRDİ
Ergenekon Terör Örgütü dâvâsının tutuklu sanıklarından Muzaffer Şenocak, çantasından çıkan patlayıcıların 1999’daki Düzce depreminden kaldığını ileri sürdü. Şenocak, depremden sonra gönüllü olarak Kaynaşlı’ya giden ilk ekibin içinde yer aldığını iddia ederek, amonyum nitratın da deprem bölgesindeki iş makinesinin paletlerinin arasından çıktığını iddia etti.
MUZAFFER TEKİN: O BOMBA DENİLEN ŞEY SÜS EŞYASIDIR
Ergenekon tutuklusu Muzaffer Tekin, duruşmada Danıştay saldırısı sonrasında gözaltına alındığı sırada, masasının üzerinde bulunan iki adet el bombasının, 1985 yılından beri masasının üzerinde süs eşyası olarak durduğunu iddia etti. Tekin’in Avukatı Engin Çelik Kadıgil ise, iddianamenin iyi niyetle hazırlanmadığını ve sahte belgelerle düzenlendiğini öne sürdü.
“İFADEMİ DEĞİŞTİRMEM İÇİN TEHDİT EDİYORLAR”
Ergenekon dâvâsı duruşmasında savunma yapan Ali Yiğit, Ümraniye’deki gecekonduda ele geçirilen el bombalarının tutuklu sanık Oktay Yıldırım’a ait olduğunu savunarak, kendisini tehdit eden kişilerin bu konudaki ifadesini değiştirmesini istediklerini söyledi. Yiğit, “İfademi değiştirmemi istediler. ‘El bombaları, Oktay Yıldırım’ın değil’ diyeceksin dediler. Kemal Kerinçsiz aradı, ifademi değiştirmemi istedi” dedi.
“DİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR”
Ergenekon dâvâsının 26. duruşmasında savunmasını yapan tutuklu sanıklardan Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün ilk sözleri, “İddianame ile Atatürk’ün Cumhuriyeti yargılanmak isteniyor. Hatta din değiştirilmek isteniyor” şeklinde oldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunma yapan eski Yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk, cezaevinde kendilerine dizüstü bilgisayar verilmemesini eleştirdi.
“SENARYO İTİRAFI”
Ergenekon dâvâsının tutuklu sanığı ve Açık İstihbarat adlı internet sitesinin sahibi Halil Behiç Gürcihan, kendisine ait USB diskteki belgelerin eğitim amaçlı olduğunu belirterek, “Ne bomba şemasının bir bomba yapma kastıyla, ne de şifreli konuşma notlarının bir örgüt içi gizli iletişimle bağlantısı var” dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sorgusu yapılıp savunması alınan Gürcihan, bilgisayarındaki “Operasyon Kırık Ay” başlıklı metnin de iddia edildiği gibi terör örgütüyle ilgili değil, gerçek bir senaryo çalışmasının hazırlık metni olduğunu söyledi.
“HÜKÜMETİ DEVİREMEDİK, YAZIKLAR OLSUN BİZE”
Ergenekon dâvâsının 39. duruşmasında savunma yapan Doğu Perinçek, JİTEM’ci Albay Kırca’nın intihar etmesinde herkesin payı olduğunu belirterek, “Kendi payımı üstleniyorum, yeterince mücadele edememişim. Hükümeti devirememişiz, yazıklar olsun bize” dedi.
Genelkurmay adli müşaviri Emekli Tümgeneral Erdal Şenel, gözaltında kendisine sorulan sorulardan sonra Ergenekon’un bir terör örgütü olduğunu anladığını söyledi ve örgütün büyüklüğü karşısında ise ürperdiğini belirtti. Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgulama sırasında Şenel’e, yaptığı bir telefon görüşmesinde söylediği “Yapılan soruşturma bir rövanş” sözleri ile ilgili olarak, “Yürütülen soruşturma tamamen hukuksal bir süreç olmasına rağmen, sizin bunu bir rövanş olarak görmenizin sebebi nedir?” diye soruldu. Şenel’in bu soruya cevabı şu oldu; “Sözün gelişi böyle söyledim. Kaldı ki; o sıralar Ergenekon’un ne olduğunu bilmiyordum. Emniyet’te bana gösterilen belgelerden Ergenekon’un çok ciddi ve derin bir yapılanma olduğunu anladım. Ergenekon Terör Örgütü’nü bana nezarethanede gösterilen belgelerden fark ettim ve ürperdim. Kent Otel toplantılarına Engin Aydın’ın davetlisi olarak gittim. Mart ayında İlhan Selçuk gözaltına alındıktan sonra dağıldı. 2009’dan itibaren tekrar devam kararı alındı. Ben de kendilerine, Allah aşkına bu işleri bırakın dedim ve katılmayacağımı söyledim.”
“Deniz Baykal, PKK ile işbirliği yaptı”
Ergenekon Terör Örgütü dâvâsının 40. duruşmasında savunmasını yapan İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, savunmasını ağlayarak yaparken, Deniz Baykal hakkında şok bir suçlamada bulundu. Perinçek, 1992 yılındaki seçimlerde HEP’lileri TBMM’ye taşıyan SHP’nin o dönemde başkanvekili görevinde bulunan Deniz Baykal’ın PKK ile işbirliği yaptığını söyledi. Perinçek, “Karayılan bana ‘Efendim, Apo’nun talimatıyla arıyorum. CHP ile anlaştık. Bize 22 milletvekili veriyor. Biz 22 milletvekilinin 4’ünün sizden olmasını istiyoruz’ dedi. Biz bunu reddettik. Sayın Erdal İnönü ve Deniz Baykal, PKK ile seçim işbirliği yaptı. Elbette Baykal ve İnönü, Türkiye’nin bölünmesini istemez. Ancak 22 vekili TBMM’ye soktular. Herkes biliyor, o vekilleri Öcalan’ın tespit ettiğini” dedi.
MAHKEMEDE BİLE DARBE ÇAĞRISI YAPTI
ETÖ dâvâsında tutuklu sanık Mehmet Adnan Akfırat, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni dâvâya müdahale etmeye çağırdı. İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi Akfırat, Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’ü ve MİT’i de tertipçilikle suçladı. Asrın dâvâsının 50. duruşmasında hakim karşısına çıkan Akfırat, “İddianamede bir tek Hilmi Özkök övülüyor. Bu şema, Orgeneral Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olması için imal edilmiş bir şemadır. Bu şema, büyük bir suçtur. MİT, Genelkurmay Başkanı’na böyle bir suçlamayı yöneltebilir mi? MİT tarafından hazırlanan belge, Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilmiş; ancak görev süresi biten Hilmi Özkök ayrılıp giderken, bu raporu da beraberinde götürmüştür. Olabilir mi böyle bir şey? Demek ki Özkök, bu şemayla kendisini irtibatlı kabul ediyor. Türk ordusu nasıl ayakta kalacak? Ağır iftira ve suçlamalara karşı Genelkurmay’ın büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Genelkurmay hak ve yetkilerini kullanmalıdır” dedi.
SİYASİLER NE DÜŞÜNÜYOR
Siyasilerden ‘operasyona’ destek
Ergenekon operasyonuna sağduyu sahibi siyasiler destek veriyor. Davanın sulandırılmadan, siyasete alet edilmeden sonuna kadar gidilmesi gerektiğini belirten siyasiler, her türlü gizli yapılanmaların, çetelerin ve cuntaların ortaya çıkarılarak cezalandırılması gerektiğini kaydettiler.
Ergenekon’a siyasilerden de tam destek geldi. Sağduyu sahibi siyasiler sık sık bu davanın sulandırılmaması ve sonuna kadar gidilmesi çağrısı yaptılar. İşte siyasilerin Ergenekon tepkileri:
SP: SONUNA KADAR GİDİLMELİ
SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş: “Ergenekon davası bir zamanlar İtalya’daki temiz eller operasyonunda olduğu gibi devletin içerisindeki birtakım, kendisine görev verilmeden, kendi kendine görev çıkarmış olan çevre ve çetelerin ayıklandığı, ortaya çıkarılmasına vesile olsun. Ne yazık ki, Türkiye Ergenekon’un magazin kısmı ile ilgileniyor. Şöyle mi oldu, böyle mi oldu diye. Bütün bunları bir kenara bırakıp Türkiye’de temel mesele, sistemin yapısı ile ilgilidir. Biz ne diyoruz ‘bürokratik oligarşi.’ Türkiye’de seçilmiş insanların yönettiği varsayılan bir sistem var ama aslında sistemin niteliği bürokratik bir yapılanma olmasıdır. Ergenekon soruşturması siyasi polemik meselesi haline getirilmemelidir. Bu davanın sonucu nereye kadar, kime kadar gidiliyorsa sonuna kadar gidilmelidir.”
BBP: ÇETECİLER VE CUNTACILAR CEZALANDIRILMALI
BBP Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu: “Bu davanın sulandırılmaması, magazinleştirilip sıradanlaştırılmaması, siyasete alet edilip siyasi çekişmelere kurban edilmemesi ve hiçbir etki altında kalmadan hukukun bütün incelikleri kullanılarak bağımsız bir yargı güveniyle hareket edilerek sonuçlandırılmalıdır. Her türlü gizli yapılanma, çeteciler, cuntacılar ortaya çıkarılıp cezalandırılmalıdır. Ucu kime dokunursa, kime gidiyorsa gitsin. Kim suç işlediyse, elbette yargı var ve gereğini yapacaktır. Hiç kimsenin kendini yargı yerine koyarak bir başkasını mahkûm etmeye hakkı yoktur. Biz hukuk devleti olmaktan, demokrasiden, temel insan haklarından yanayız. Her şeyin şeffaf ve açık olmasından yanayız.”
DP: SORUMLULAR HESAP VERMELİ
DP Genel Başkanı Süleyman Soylu: “Hepimiz hukuka, mahkemenin yürüttüğü bu davaya saygılı olmalıyız. Elbette ki bu dava sulandırılmamalıdır. Hem iktidarı hem de ana muhalefet partisini bu konuda uyarıyorum. Bu davayı sulandırmak, siyasileştirmek, Türkiye’nin önündeki çok büyük fırsatı heba etmek ve ıskalamak demektir. Biz DP olarak hukukun dışında eğer Türkiye’de demokratik sistemin tasfiyesine yönelik bir işlem ortaya konulmuşsa ve bunun sorumluları varsa cezalandırılmasından yanayız. Sonuna kadar gidilmelidir.”
ÖDP: ÜZERİNE GİDİLMELİ
ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, “Demokratik hukuk anlayışından uzaklaşmadan, derin devletin sonuna kadar üzerine gidilmelidir. Yeter ki bu bir pazarlık konusu olmasın, bir siyasi dize getirme olmasın. Ben inanıyorum ki Susurluk’la Ergenekon arasındaki bağlantı sağlanarak Türkiye’deki demokrasinin kurumsallaşması sağlanacaktır. Ergenekon siyasi tartışma malzemesi asla yapılmamalıdır.”
BEKAROĞLU: “ERGENEKON SİYASETİ KARŞISINA ALMIŞTIR”
Kapatılan Fazilet Partisi Rize eski Milletvekili ve SP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu: “Umarım; büyük zorluklarla boğuştuklarını sandığım savcılar ve sonra da mahkemeler, Türkiye’yi bir karanlık dönemden çıkaracak bu büyük davanın üstesinden gelir. Yargı rahat bırakılmalı, ilgili olan herkes yargıya yardımcı olmalı. Baştan beri operasyonun üzerini örtme gayretleri, konuyu sulandıranlar var. Bazıları da gözaltına alınmalarda yaşanan kimsenin hoş karşılamadığı bazı yanlışlıkları öne çıkararak dikkatleri büyük resimden uzaklaştırmaya çalışıyor. Daha da vahimi, başta Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Baykal olmak üzere bazı siyasetçilerin Ergenekon’un avukatlığına soyunmuş olmalarıdır. Oysa Ergenekon dediğimiz yapılanma bütünüyle demokrasiyi ve siyaseti karşısına almıştır.”
MENDERES: “GEÇMİŞ AYDINLATILSIN”
Eski milletvekili Aydın Menderes: “Birçok darbeler yaşadık. Askeri darbelerden önce terör ve anarşi olaylarının arttığını gördük. Şimdi bütün Türkiye’nin ümidi, bugüne kadar varlığından haberdar olup da niteliklerini tam olarak çözemediğimiz bu yapılar, Türkiye’nin en az son 50 yılını aydınlatsın. Hiç olmazsa bundan sonra fevkalade vahim olan ve bin yıllık Türk devlet geleneğiyle bağdaşmayan bu tür olaylar yaşanmasın.”
ASLAN DEĞİRMENCİ/ VAKİT
YARIN: HUKUKÇULAR NE DÜŞÜNÜYOR?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.