Malkoç'a göre demokrasiye en ağır darbeyi vuran kişi
"Darbe teşebbüsünde bulunanlara karşı emniyet mensuplarını güçlendirdik." diyen Malkoç, bazı bölgelerdeki özel harekat polislerinin Ankara'ya getirildiğini ifade etti. Malkoç, "Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, o dönemde demokrasiye en ağır darbeyi vuran kişidir." diye konuştu.
28 Şubat sürecinin mağdurlarından Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Şeref Malkoç, o dönemde parti olarak bir takım çevreler tarafından seslerinin kısıldığını söyledi. Malkoç, "O dönemdeki haksızlıkları ve hukuksuzlukları daha rahat gören bir konumdaydım. O günlerde bazı şeyler tam anlaşılmadı. Zaman geçtikçe bazı şeyler net olarak ortaya çıkıyor. Bugün ortaya çıkan belgeler veya söylenen şeyleri, Refah Partisi olarak o gün söylüyorduk. Fakat bizim sesimiz kısıldı. Şöyle kısıldı; biz bunları anlatmaya çalışıyorduk, sağda solda ses bombaları patlatılıyordu, ortalık toz dumana yayılıyordu." diye konuştu.
Necmettin Erbakan'ın 28 Şubat'ın en büyük mağduru olduğunu dile getiren Malkoç, "O dönemde 3 kesim çok kötü bir sınav verdi. Bunlardan birincisi siyasilerdir. Eğer sayın Erbakan, 28 Şubat'taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra CHP lideri Baykal'la, ANAP lideri Mesut Yılmaz'la ve diğer siyasi liderlerle görüştü. O siyasiler eğer o gün demokrasiye, siyasete, Anayasa'ya azıcık sahip çıksalardı askeriyenin içerisinde illegal faaliyette olanlar bu çalışmaları yapamazlardı. Silahlı Kuvvetleri'nin içerisinde Batı Çalışma Grubu diye TSK'nın hiyerarşisinde mevcut olmayan illegal bir yapılanma ortaya çıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Anayasal ve kanuni dayanakları bellidir. Bu tür faaliyetler Anayasa dışı bir faaliyettir. O dönemde Erbakan bunu tespit etti ve ifşa etti. Şimdi ahkam kesenlerin aydınların bir kısmı veya demokrasiden yana görünen bazı gazeteci ve yöneticiler o dönemde darbecilerle birlikte oldular." şeklinde konuştu.
-"BAYKAL VE YILMAZ, İLLEGAL OLUŞUMLARA DESTEK VERDİ"-
28 Şubat sürecinde Deniz Baykal Mesut Yılmaz'ın Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde illegal faaliyet yürütenlerle birlikte hareket ettiğini savunan Şeref Malkoç, "Bizim de yapacağımız belliydi; 550 kişilik mecliste 156 milletvekilimiz vardı." dedi.
Hükümet olarak darbe teşebbüsünde bulunanlar karşı bir takım önlemler aldıklarını ifade eden Malkoç, "Anayasa dışında darbe teşebbüsünde bulunanlara karşı emniyet mensuplarını güçlendirdik. Özellikle Ankara çevresinde bulunan özel harekat polislerinin bir kısmını Anayasa dışı darbe teşebbüsüne karşı, Anayasa'yı korumak için, mevcut sistemi korumak için Ankara'ya getirildi. Yani demokratik sistemi korumak için bazı tedbirler alındı. Bu tedbirlerin bazıları henüz kamuoyuna yansımadı. Zaman içerisinde yansıyacaktır. Ankara başkent. O dönemde birçok olay çıkabileceğine dair istihbarat raporları geliyordu. Buna karşılık tedbir olarak emniyet güçlerini önemli bir kısmı kritik noktalarda ve yerlerde görevlendirildi. Yani asayiş bozuklukların gidermek art niyetli olan illegal faaliyetlerde bulabileceklere karşılık tedbir olarak böyle bir tedbir alındığını hatırlıyorum. Emniyet görevlileri değişik yerlerden geldi ancak bunların önemli bir kısmı Özel hareket polisleriydi. O dönem Türkiye'nin huzurunu bozacak bütün illegal oluşumlara karşı bütün tedbirler alındı." diye konuştu.
-DEMOKRASİYE EN BÜYÜK DARBEYİ DEMİREL VURDU"-
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in darbecilerle birlikte hareket ettiğini öne süren Malkoç, sözlerini şöyle sürdürdü; "Siz Başbakansınız. Bu milletin verdiği oylarla gelmişsiniz. Anayasa'ya göre Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde güvenoyu almışsınız. Parlamentoda olan genel başkanların bir kısmı Batı Çalışma Grubu ile birlikte hareket ediyor. Biz de bu haksızlıklara karşı direndik. Ama o dönemde illegal oluşumlarla işbirliği yapan Süleyman Demirel, demokrasiye en büyük darbeyi vurmuştur. 28 Şubat'taki sorumluluğun büyük bir kısmı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki illegal yapılanmada bulunanlardır. Ama daha da ağırlığı Süleyman Demirel'dedir. Demirel, Anayasa'nın kendisine verdiği görev ve sorumluluğu yerine getirmedi. İllegal faaliyet içerisinde bulunanlarla işbirliği içine girdi. Cumhurbaşkanın birinci görevi; Anayasa'ya bağlılık yeminini ettikten sonra ona sahip çıkmaktır. Demirel, Anayasa ve demokrasiye sahip çıkacağı yerde illegal çalışmalar içerisinde bulananlarla işbirliği yaptı. Kendisi belli şeyler umut ediyordu. Belki ikinci defa Cumhurbaşkanı olmak istedi, belki de siyasete yön vermek istedi."
Malkoç, döneme ilişkin bir anısını da şöyle anlattı; "Gazeteciler, iş adamları, Silahlı Kuvvetler'in içinde buna karşı çıkan Anayasa'ya uygun davranan komutanlar baskı altına alındığı gibi, Parlamaneto'da özellikle hükümeti yıkmak için DYP'ye mensup arkadaşlar baskı altına alındı. Hiç unutmuyorum, DYP'den bir arkadaşım 'ne olur bu hükümeti bırakalım' dedi. Ben de 'Hayrıdır, ne oldu?' dedim. Dedi ki 'bizi geçen gün aldılar, yönetime el koyduklarında bizi nerelerde tutacaklarını gösterdiler. Biz de dedik ki 'siz niye endişe ediyorsunuz. Böyle bir şey olursa bizi alırlar siz rahat olun' dedik. Bunların bu endişelerini gidermeye çalıştık. Ancak öyle inanmışlardı ki telaş içerisindeydiler."
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.