Çanakkale şehitleri gözyaşları içerisinde anıldı
Muğla Fem Dershanesi tarafından Atatürk Spor Salonunda 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma programı düzenlendi. Muğla, Tunceli, Ardahan gelen şehit aileleri ile 1997 yılında Kuzey Irak'ta operasyonda yaralanarak gazi olan Adana'da yaşayan Tankçı Başçavuş Murat Caner ve eşi davetli olarak katıldığı etkinliğe yaklaşık olarak 4 bin kişi izledi.
Gecenin açılış konuşmasını yapan Muğla Fem Dershanesi Müdürü Mustafa Gökçe, Muğla halkının geçmişine olan bağlılığını bu tablonun yansıttığını düşündüğünü söyledi. Gökçe, geçmişi daha iyi tanımak, bu toprakların kimlerden emanet olduğunu göstermek adına bu programı düzenlediklerini kaydetti.
Bodrum Sanayici ve İş Adamları Derneği (BOSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Er ise Muğlalısı, İzmirlisi, Ardahanlısı, Tuncelilisi ve Vanlısı ile bu vatan uğruna omuz omuza vererek şehit olduğunu belirterek, "Aynı davranışta, aynı birlik ve beraberliğin bugünde devam ettiğini fakat bazı dış güçlerin oyunlarından dolayı bunların topluma çok anlatılamıyor. Bu vatan için bugün canını verecek 70 milyon insanın var olduğunu düşünüyorum." dedi.
Ardından 1997 yılında Kuzey Irak'ta operasyonda yaralanarak gazi olan Tankçı Başçavuş Murat Caner, Çanakkale savaşında yaşanları ve Kuzey Irak'ta yaşadıklarını anlattığı gecede salonda bulunanları gözyaşlarına boğdu. Gazi Caner, görevi süresince, yaşadıklarını anlatırken bu vatanın nasıl korunduğu ve bugünlere geldiği konusunda da gelecek nesillere de ders verdi.
Caner, Çanakkale Savaşı'nda yaşananları kimileri safsata, kimilerinin ise hurafe dese de kendisinin inanışını atar damarlarındaki hücrelerinde hissettiğini söyledi. Caner, "Bir gün bir komutan gidiyor düşman cesetlerinin olduğu yerde dolaşırken bir yaralı askere rastlıyor, can çekiştiğini görünce su vereyim diyor. O Anzak askeride o anda dönüyor elindeki bıçağı komutana saplıyor. Ve orada söylüyor; ben sadece su vermek istemiştim. Onu öldürmek için yapmamıştım ve can çekişirken bir şeyler görüyor kendince kimileri safsata der kimileri hurafe der. Safsatada deseniz, hurafede deseniz ben buna inanıyorum ve inandığım içinde çarpıntısı atan damarımdaki hücrelerimde hissediyorum. Ve yerde yatarken zorluyor kendini kaldırın diyor, tutunarak silahını kalkıyor. Neden kalkıyorsun diye soruyorlar? Karşıya bakarak şöyle söylüyor, 'Niye zahmet buyurdunuz Yaresurallah' ve orada canını veriyor. İstediğin kadar dalga geç, istediğin kadar sözde çağdaş, akıllı, bilimsel konuş. Her bilimim özünde inanç, maneviyat görmediklerin vardır. Eğer o bilim görmediklerime inanmıyorsa, benim varlığımdaki ruhuma düşündüğün aklına mı inanırsın? Atalarım böylesine harika bir topluluk." İfadelerini kullandı.
3 Ekim 1997 yılında Kuzey Irak operasyonunda gazi olduğunu anlatan Caner, başından geçen olayı şöyle anlattı: "Cizre'de görev yaparken Irak'ın kuzey'ine gittik. O zaman birçok şehit ve gazi haberi geliyordu. Bataklık orada temizlemek zorundayız. 3 Ekim 1997 günü komutanım beni yanına çağırdı. Yola çıkarken buruk bir hüzün çöktü içime. O anda hiç unutmam. Arabaya bindim iki, üç dakika biraz dua ettim. Araçla yola çıktık, her taraf mayın ve pusu, tuzak ve mermi. Bunlarda insanlık ve Allah korkusu yok. Tepenin virajında mayın patladı ve uçurumdan aşağıya yuvarlandık. Hiçbir tarafım tutmuyordu. Arkadaşlarım (kendini bırakma kurtulacaksın) dedi. Bende askerlerimin durumun sordum. Maalesef o an telsizden ikisininde şehit olduğunu duydum. Dün Çanakkale'deki ruh hali bugünde devam ediyor." şeklinde konuştu. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.