ETO 2... E.Alb.Uğur, istihbari bilgileri kuruma vermemiş
Ergenekon davasının ikinci iddianamesindeki tutuklu sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un emniyette ve şüpheli olarak götürüldüğü savcılıkta susma hakkını kullandığı öğrenildi. Uğur'un evinde bulunan fişleme kayıtlarının görev icabı yaptığı çalışmalar olduğunu, ancak bunların kuruma vermeyi unuttuğu belgeler olduğunu savundu. Mustafa Balbay ile makamında yaptığı görüşmeleri gizlice kayıt altına aldığını da itiraf etti.
13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ikinci iddianamesinde, emekli Albay Uğur, silahlı terör örgütü yönetme, hukuka aykırı olarak kişilerin verilerini kaydetmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik etme, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmekle suçlanıyor. Ergenekon davası savcılarına ifade veren Uğur'un, emniyet vek savcılık sorgusunda aynı branşta hizmet ettiği kişilerin yanında beyanda bulunmak istemediğini, savcılığa geldiğinde gösterilen evraklar kimi basın yayın organlarına da konu olduğu, bunun belli bir oyunun parçası olduğunu düşündüğü dokümanlar olduğunu, bu tür bir örgütlenme ile irtibatlı gösterilmenin ağrına gittiğinden dolayı ifade vermediğini analttı.
Yaptığı fişlemelerin yaptığı görevi ile ilgili olduğunu anlatan Uğur, Muvazzaf olduğu dönemde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığını, bu dönemde doğal olarak kendisine yoğun bir şekilde istihbarat akışı olduğunu, bununla alakalı arşivlemesinin bulunduğunu, kişilerle alakalı fişleme olarak iddia edilen kayıtların da göreviyle alakalı yerine getirdiği işlemler olduğunu savundu. Emekli olduktan sonra bu bilgilerin çoğunu kurumuna iade ettiğini, ancak aramalar sırasında el konulan belgeler arasında çıkan bu tip belgeler ise tamamıyla gözden kaçtığı için iade edilmeyen belgeler olduğunu ileri sürdü.
Son bir senedir emekli olduğunu ve altı aydan beri merkezi Ankara'da olan savunma sanayi ile ilgili bir şirketinin olduğunu açıklayan emekli Albay Atilla Uğur, dosyada ismi geçen Bülent G.'yı, Minex danışmanlık şirketi sahibi olarak 4 yıldır tanıdığını, Bülent'in ticari birikiminden şirketi için bir yararı olacağını düşündüğü için yoğun bir diyalog içinde olduğunu, mesleki yönerge gereği muvazzaf subay olduğu dönemde kod adının Kürşat Bozkurt olduğunu, bu ismini bilenlerin zaman zaman bu isimle hitap ettiklerini, dosyanın şüphelilerinden Barbaros Hayrettin Altıntaş ile akrabası olan devre arkadaşı Ali Ergülmez vasıtasıyla tanıştığını ve muhtaç olduğundan işe yerleştirdiğini anlattı.
Şüpheli Sinan Aydın Aygün'ü ve Veli Küçük'ü tanımadığını, Ergun Poyraz'ı Ankara'da çalıştığı dönemde komutanları tarafından gönderilen bir kişi olarak tanıdığını, kendisinin korunmak için yardım talebinde bulunduğu, zaman zaman resmi makamında görüşmelerinin olduğunu anlattı.
BALBAY İLE GÖRÜŞMESİNİ GİZLİCE KAYDETMİŞ
Mustafa Balbay'ı tanıdığını, yaptıkları görüşmeye ilişkin gizli kayıtları da bir tape olsun diye bulundurduklarını, herhangi bir şekilde şantaj amaçlı olmadığını, böyle bir şey olsaydı bunun ortaya çıkmış olacağını, Eldiven, Yakamoz, Ay ışığı gibi kavramlarla uzaktan yakından bir ilişkisinin olmadığını bu yüzden de dosyadaki bu belgeleri de kabul etmediğini söyledi.
Genelkurmay'a ait gizli olduğu iddia edilen belgelerin şahsına ait mesleki, eğitim sırasında verilen belgeler olduğunu, evinde ele geçirildiği iddia edilen, ay ışığı ve yakamoz darbe planlarına ilişkin belgelerin internette dolaşan belgeler olduğunu, Nuray B. ve şüpheliler Tuncay Özkan ve Bedrettin Dalan ve ile yapılan görüşmelerin CD çözümlerinin daha önce aktardığı gerekçe sebebiyle kaydedildiğini önesürdü.
Yıllarca terör örgütlerine karşı nitelikli birimlerde görev yapan bir insan olarak Anayasal düzeni veya Hükümeti yıkmayı amaçlayacak böyle bir örgütlenmenin içerisinde yer almasının mümkün olmadığını anlatan emekli Albay, kendisine ait olduğu söylenen belgelerle hiçbir ilgisinin olmadığını, bazı eylemlerinin söz konusu olabileceğini yani bir kısım belgeleri gözden kaçtığı için kurumuna iade edemediğini bu yüzden pişmanlık duyduğunu, tutuksuz yargılanmak istediğini, Abdullah Öcalan'ı 8 ay boyunca sorgulayan ekibin içerisindeki tim komutanı olduğunu, bu yüzden üç ayrı örgütün ölüm listesinde bulunduğunu Ergenekon savcılarına anlattı. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.