Türk büyükelçilerden ABD'ye mektuplu talep
Emekli büyükelçiler, kongre üyelerinden adil olmasını ve tarihin tahrif edilmesine dayalı sözde 'soykırım' tasarısını reddetmesini istedi. Emekli büyükelçiler, Türk-Amerikan dostluğunun ve işbirliğinin sürmesi ile Ermeni halkının gerçek çıkarlarının korunmasının da ancak dürüstlük, adalet ve doğrulukla olduğuna dikkat çekti.
Emekli büyükelçiler, mektuplarında Amerikan-Ermeni toplulukları içerisindeki aşırı grupların her yıl Amerikan Kongresi'nin "Ermeni Soykırımı" iddialarını kabul etmesine yönelik her yıl düzenledikleri kampanyalarını yine başlattıklarını belirtiyor. Emekli büyükelçiler, "Bizler, dostları ve meslektaşları Ermeni teröristler tarafından vahşice öldürülmüş olan Emekli Türk Büyükelçileri Grubu olarak, yanlış ve savunulamaz önermelere dayalı bu tür siyasi girişimlere karşı çıkıyoruz" diye belirtiyor.
Kongre'ye sunulan tasarıdaki argümanların yanlış ve asılsız olduğunu ve taraflı iddia olmaktan öteye gitmediğini dile getiren emekli büyükelçiler, kabul edilmesi halinde de tasarının "tek taraflılığın devasa bir sembolü haline geleceğini ve ataları, işlemedikleri iğrenç bir suçla itham edilen Türk halkının onurunu küçük düşüreceğini" kaydediyor. Mektupta Türk halkının tasarıda bahsi geçen dönemde çektiği sıkıntıların ve yaşadığı kayıpların tasarıda yer almamasının da tasarının bir başka üzücü yanı olduğu ifade ediliyor.
Tasarının 2. Bölümü'nde iddiaların çürütülmesine yönelik bir çağrıda bulunulduğunu hatırlatan emekli büyükelçiler, Kongre'ye delillerini sunmaya hazır olduklarını dile getirerek, çok önemli dedikleri birkaç noktaya dikkat çekiyor. Büyükelçilerin dikkat çektiği noktalar şu şekilde sıralanıyor.
"Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki Türk hükümeti, halkı temsil eden yasal bir hükümet değil, İngiliz birliklerinin esareti altındaki Osmanlı hükümetinin kalıntılarıdır. İşgal altındayken, İstanbul dışında bir yerde otoritesi bulunmamaktadır."
"Uluslararası yasalara göre soykırım suçları, parlamentoların alt komiteleri ve diğer siyasi organlar tarafından tahkik edilemez; sadece yetkili ve tarafsız mahkemelerce soruşturulabilir."
"Amerikan arşivlerindeki (çoğunluğu Ermeni kaynaklarına bağlı kalan misyonerler tarafından sağlanmış) dokümanların, 1920 yılında İngiliz Adalet Bakanı tarafından 'kişisel izlenimler ve düşünceler' oldukları gerekçesiyle dava muamelelerinde kullanılması reddedilmiştir. O dönemde İngiliz hükümetinin, Türkiye'de istediği belgeyi elde etme olasılığı vardır.
"Amerikan büyükelçisi Morgenhtau, Doğu Anadolu'yu hiçbir zaman ziyaret etmemiştir. 'Hikâyesini' yazarken, yardımcısı ve tercümanı olan iki Ermeniye bağlı kalmıştır. Morgenhtau'nun Osmanlıya karşı savaş açması için ABD'yi ikna etme çalışmaları yaptığı ve kişisel siyasi hevesleri bilinmektedir. Amiral Bristol dâhil ondan sonraki Amerikan elçileri onu suçlamalarına karşı çıkmışlardır. Yüzbaşı Emory Niles ve Arthur Sutherlands'ın, Ermeni çeteleri ve gönüllüleri tarafından yapılan canavarlıklara dair raporları Amerikan arşivlerinde bulunmaktadır."
"Tasarıda adı geçen 3 bakan gıyabi olarak, 'soykırımdan' değil, devleti Birinci Dünya Savaşı'nın içine sürüklemekten yargılanmıştır. Bunlardan ikisi, daha o dönemde doğmamış olan diğer 31 masum diplomat gibi, Ermeni teröristler tarafından öldürülmüştür. İngiliz hükümeti tarafından tutuklanan ve Malta'ya sürülen Osmanlı Parlamentosu üyeleri ve üst düzey yetkililer, daha sonra delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır."
"(Tasarıda) Hitler'e atfedilen sözler, bir gazetecinin uydurmasıdır ve arşivlerde bulunmamaktadır."
"Lemkin'in kişisel marifeti ve duruşu, sadece yetkili mahkemelerin bir soykırım işlenip işlenmediğine karar verebileceği şeklindeki uluslararası kabul görmüş yasal prensipleri değiştiremez"
"Ne Birleşmiş Milletler ne de Soykırım Konvansiyonu, 'Ermeni Soykırımı'nı ne tanımış ne de zikretmiştir. Özel BM Çalışma Grubu, tarihi yargılamak Grubu'n görevi olmadığı gerekçesiyle bu iddiaları içeren "Whitaker Raporunu" onaylamayı reddetmiştir."
"'20'nci yüzyılın ilk soykırımı' gibi suçlamalar, tarihî gerçekler göz önünde bulundurulduğunda Türk halkına karşı saygısızca suçlamalardır, ahlaki olarak adaletsizcedir ve etik olarak yanlıştır. Sadece Balkanlar, 19. ve 20. yüzyıllarda milyonlarca Türk'ün ve Müslüman'ın öldürülmesine, etnik temizliğe maruz kalmasına ve katliamların sonucunda açlığa ve hastalığa maruz kalmalarına şahit olmuştur. Bunlardan sadece bir kısmı Türkiye'ye ulaşmayı başarmıştır. Onlara hiçbir misyoner grubu ya da yardım kuruluşu yardım etmemiştir. Çektikleri acılar Batı tarafından da rapor edilmiştir. Onlar, tarihin unutulan erkekleri ve kadınları olarak kalmışlardır."
DELİLLER FARLI ÜLKELERİN
Mektupta Ermenilerin Osmanlıyı işgal eden İngiliz, Rus ve Fransızlarla işbirliği yaptıklarının ve sivil halka karşı uyguladıkları katliam ve yıkımın, sadece resmî Osmanlı kayıtlarında değil Amerikan, İngiliz ve Rus kayıtlarında yer alan deliller olduğu belirtiliyor.
Emekli büyükelçiler, Ermenilerin tehciri sırasında hastalıklar ve eşkıyaların saldırılarından dolayı istenmeyen ölümlerin yaşandığını; ancak aynı trajedinin Türkler ve Müslümanların da başına geldiğini vurguluyor. Savaş ve olağanüstü haller sırasında halkların tehcir edilmesinin ise sadece Osmanlı devleti tarafından yapılan bir uygulama olmadığına dikkat çekiliyor ve başka örnekler veriliyor.
Büyükelçiler, savaşın ardından İttifak Kuvvetleri'nin de Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni tebaasını yok etme gibi bir niyeti olduğunu ispatlayan, tek gerçek bir belge ortaya koyamadığını dile getiriyor. Buna örnek olarak Amerikan Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanmış 1922 tarihli bir rapora işaret ediliyor.
İDDİALARIN TEMELİ YOK
Son olarak da bir buçuk milyon Ermenin öldüğü iddiasının gerçeklere dayalı bir temeli olmadığı vurgulanarak, o dönemde Osmanlı topraklarındaki Ermeni nüfusunun bir milyon 294 bin olduğu aktarılıyor. Tehcire maruz kalan Ermenilerin sayısının ise 900 bin civarında olduğu dile getiriliyor ve rakamların geçtiği resmi belgeler aktarılıyor. Ardından bu tür talihsiz olayların soykırım olarak tanımlamak için sayıların değil, halkın bilerek öldürüldüğüne dair kanıtların gerekli olduğu ifade ediliyor. Emekli büyükelçiler ayrıca Türkiye'nin, Ermenistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkeler arasıdna olduğuna dikkat çekiyor.
Kongre üyelerinin bu tür iddiaları siyasi kararlarla resmileştirme riskinin farkında olduğunu umduklarını söyleyen emekli büyükelçiler, tarihi, siyasi bir yapı içerisine sokma girişimiyle, tasarının konusundan çok öte uygulamalara mecbur kalacağını dile getiriyorlar.
Emekli büyükelçiler son olarak da Kongre'den adil olmasını ve tarihin tahrif edilmesine dayalı tasarıyı kabul etmeyi reddetmesini isteyerek, Türk-Amerikan dostluğunun ve işbirliğinin sürmesi ile Ermeni halkının gerçek çıkarlarının korunmasının ancak dürüstlük, adalet ve doğrulukla olduğunu kaydediyor. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.