ÇYDD e ÇEV'in burs listelerinde neler var?
Kenan KIRAN'ın röportajı...
“2001 ve 2002 yıllarında ÇYDD ve ÇEV’in burs verdiği öğrencilerin listelerini sayın savcı mutlaka incelesin. Hatta 2003-2004 yılları da dahil. Tabii bu bugüne kadar çekilebilir. Bu burs listelerinden üniversite 1. ve özellikle 2. sınıf öğrencilerinin isimlerini ayrıştırsın. Sonra devletin terörle mücadele birimlerinden ve istihbarat birimlerinden bu yıllarda öğrenci olup sonra PKK dağ kadrosuna ve şehir kadrosuna katılanların listesini istesin. Bu isimler ile bu dernek ve vakıfların ülke genelindeki şubelerinden burs verilen öğrencilerin eşleşmesine baksın. Sonra da Kemal Alemdaroğlu ve Tuncay Özkan'a 2001 ve 2002 yılları arasında bu derneklerin burs portföyünün belirlenmesi için ne zaman ve ne tür toplantılar yapıldığını sorsun.”
Ergenekon Terör Örgütü'nü deşifre eden ve örgütün eylem hedeflerini ve amacını belgeleriyle ortaya koyan gazeteci Zihni Çakır’dan şok açıklamalar…
Çakır, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı'nın (ÇEV) burs listesinin, Ergenekon Terör Örgütü’nün PKK ile ilişkisini ortaya çıkaracağını söyledi. Çakır’la ETÖ-PKK-ÇYDD-ÇEV ilişkisi çerçevesinde konuştuk. İşte Çakır’ın sorularımıza verdiği cevaplar:
- Ergenekon Terör Örgütü operasyonu öğretim üyeleri ve STK'lara uzandı... Bu gelişmeler nasıl değerlendirilmeli?
- Bu operasyon süreci henüz başlamadan ve hatta Ergenekon diye bir yapılanmadan bile söz edilmezken kaleme aldığım Ergenekon'un Çöküşü kitabında, Ergenekon diye bir derin devlet yapılanmasının olduğunu, bunların kendilerini devletin sahib-i aslisi olarak görüp dönemsel konjonktüre göre ülkede kargaşa ve kaos çıkararak darbelere zemin hazırladığını ortaya koymuştum.
Bu kitap çalışmasında ayrıca Ergenekon yapılanmasını piramitsel bir yapı olarak tanımlayıp bu piramide vücut veren alt kademelerin de 20 civarında sivil toplum örgütü tarafından teşkil edildiğine dikkat çekmiştim.
Bu kitap çalışmasında ismini telaffuz ettiğim bazı sivil toplum örgütlerinin de büyük tepkisini çeken bu iddialarımla ilgili bazıları da davalar açmıştı. Ancak bugün 12. dalga diye adlandırılan operasyon süreci ve davada bu tespitlerimin doğruluğu da ortaya çıkmış oldu.
Bu bağlamda 13 Nisan günü yapılan ve yaklaşık 40 kişinin gözaltına alındığı 12. dalga operasyon benim açımdan hiçbir şekilde sürpriz olmadı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Çağdaş Eğitim Vakfı gibi STK’lar ile Başkent Üniversitesi ve bağlı televizyon ile buradaki yetkililere ve Mehmet Haberal'ı da içine alan bazı öğretim üyelerine yönelik düzenlenen operasyon, Ergenekon Soruşturma sürecinin geç bile kaldığı söylenebilecek rutin bir uygulamasıydı aslında.
Şimdi Ergenekon’un avukatı sıfatını apolet gibi taşıyanlar ortalıkta bu isimlere operasyon düzenlenmesini eleştiriyor. Bunların ne ilgisi olabilirmiş! Yahu siz her operasyon dalgasında aynı şeyleri söylemediniz mi? Hukuka bu kadar saygısızlık olur mu? Ben yazdığım kitaplarda Ergenekon yapılanması ile sanıklarının bugün operasyona dahil bazı isimler arasındaki meşruiyet ve hukuk zeminine oturmayan ilişkisini tespit edebilmişken, savcılar ellerindeki imkanlarla daha kolay tespit etmiş muhakkak. Neden susup da yargının normal sürecinde devam etmesine tahammül edemiyorsunuz?
Bakın Tuncay Özkan şu an Ergenekon'un tutuklu sanığı. Kemal Alemdaroğlu yaş ve sağlık nedeniyle tutuksuz yargılanıyor. Şimdi de Türkan Saylan ve Gülseven Yaşer gibi isimler operasyona dahil edildi. Bu iki ismin operasyonda yer alması dikkat çekici..
“BURS LİSTESİ, İLİŞKİLERİ ORTAYA ÇIKARACAK”
- Türkan Saylan, Gülseven Yaşer, Kemal Alemdaroğlu ve Tuncay Özkan'ın nasıl bir birlikteliği var?
- Şimdi bu iki isim (Saylan ve Yaşer) operasyon kapsamına alınınca bazı aklı evveller ile medya kuruluşları bu ikiliden özellikle Türkan Saylan'ın öğrenci burslarını gündeme getirip toplumsal meşruiyet kazandırma çabasına girdi.
Hatta daha da ileri giderek bu şahsın derneğinden burs alan öğrencileri canlı yayınlarda konuşturmaya başladı. Bakın bir şeye dikkat çekmek istiyorum. 2001 ve 2002 yıllarında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı'nın burs verdiği öğrencilerin listelerini sayın savcı mutlaka incelesin. Hatta 2003-2004 yılları da dahil. Tabii bu bugüne kadar çekilebilir. Bu burs listelerinden üniversite 1. ve özellikle 2. sınıf öğrencilerinin isimlerini ayrıştırsın. Sonra devletin terörle mücadele birimlerinden ve istihbarat birimlerinden bu yıllarda öğrenci olup sonra PKK dağ kadrosuna ve şehir kadrosuna katılanların listesini istesin.
Bu isimler ile bu dernek ve vakıfların ülke genelindeki şubelerinden burs verilen öğrencilerin eşleşmesine baksın. Sonra da Kemal Alemdaroğlu ve Tuncay Özkan'a 2001 ve 2002 yılları arasında bu derneklerin burs portföyünün belirlenmesi için ne zaman ve ne tür toplantılar yapıldığını sorsun.
Unutmadan Tuncer Kılınç'ın sorgusunda gündeme gelen bir mail vardı. Bu mailde Fethullah Gülen davası için yalancı şahit ayartma girişimi söz konusuydu. Ve esrarengiz bir isim vardı bu mailde. Bir numara Bike. Bu kişi de yine bu derneklerin yönetiminde olan Bike Karadumandır. Tuncay Özkan ve Kemal Alemdaroğlu'na bu bayanın bu toplantılara iştirak edip etmediği de sorulsun.
Savcıların yapacağı çalışmalar ve istihbarat birimlerinden isteyeceği bilgilerle bugün çağdaşlaşmanın ve Kemalizmin savunucusu olarak lanse edilen bu derneklerin aslında neye nasıl hizmet ettiği ortaya çıkacaktır.
- Burs verilen kişiler terör örgütü PKK'ya itilmiş olabilir mi?
- Hayır. Benim edindiğim bilgiye göre burs vermek için özellikle üniversitelerin 1. ve 2. sınıfında okuyan PKK sempatizanı öğrenciler seçilmiş. Bu öğrencilerin örgütün eylem biriminde ve paramiliter örgüt ayağında kullanılması hedeflenmiş. Terörle mücadele kapsamında PKK militanlarının dağ ve şehir kadrolarının ve örgüte katılanların listeleri muhakkak ki istihbarat birimleri ile güvenlik kuvvetlerinde var. Savcı bu listeler ile burs listelerini karşılaştırsın yeter.
“BU YAYINLARINDAN PİŞMAN OLACAKLAR”
- Bu yapılan operasyonları Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri, "Hedef Çağdaş Yaşam" ve "Çağdaşlığa Darbe" manşetiyle vermiş... Gözaltına alınan isimler arasında Doğan Grubu’ndan bir isim de dikkat çekiyor... Doğan Grubu’nun Ergenekon’la ve ÇYDD-ÇEV ile ne ilişkisi olabilir?..
- Bazı medya organları ve gruplar yapılan operasyonu eleştirirken amacını aşan ifadelerde bulunuyor. Bence belgeler ve bilgiler tam olarak kamuoyuna yansıdığında eğer bu gruplar Ergenekon’un uzantısı değilse yayınlarından pişman olacaktır. Cumhuriyet için kullanmıyorum bu ifadeyi; Doğan medya için söylüyorum. Bu dava ve operasyon aslında demokrasinin yerleşmesinin önündeki taşları temizleme sürecidir. Ülkenin faili meçhul geçmişini aydınlatma girişimidir. Yargıya ve hukuka saygı gösterip süreci beklemek gerekir. Eğer iddialar doğru ve bu STK’lar PKK’lılara burs vermişse -ki sağlam hukuki karineler var-, bunları savunmak PKK’yı savunmak anlamına gelecektir.
VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.