Talat: Bilgi ve belgeleri Özal'a da sunduk!
Talat, ABD gezisinin yararlı olduğuna değinerek, Rum tarafının istememesine rağmen uluslar arası toplumun (BM) sürece katılımının artması halinde çözümün de hız kazanacağını vurguladı. ABD'den Kıbrıs sorununa ilgisinin herhangi bir ülkenin ilgisinden çok daha önemli olduğunu belirten Talat, yeni yönetimden daha aktif olmasını talep ettiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, Atatürk Havalimanı'nda ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile yaptığı görüşmesi, Kıbrıs'taki kayıplar, Ergenekon ve hafta sonu yapılacak seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kıbrıs Türk tarafı olarak bütün dünyaya kanıtladıkları Kıbrıs sorunundaki çözüm duruşunu, ABD'nin gördüğü ve takdir ettiğini bir kere daha gördüklerini anlatan Talat, ''Kıbrıs Türkü'nün 2004 yılı referandumunda BM'nin çözüm planına 'evet' dediği unutulmadı. Yeni yönetim de bunun bilinci içerisinde bizlere oldukça yakın bir ilgi gösterdi" dedi.
Talat, kendisinin ABD'ye davet edilmesinin sembolik anlamda oldukça önemli bir tutum olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununu, uluslararası boyutundan teorik olarak soyutlamaya çalıştığını söyledi. Talat, ''Rum tarafının, herhangi bir fırsat bulduğu zaman kulağına fısıldayarak bile olsa uluslararası alanda önemli rol oynayan ülkelerin liderlerine 'Türkiye'ye baskı yapın, Türkiye Kıbrıs ile ilişkilerini normalleştirsin, limanlarını bize açsın, Kıbrıs sorununun çözümünde esneklik göstersin' gibi telkin çalışmalarıyla aslında Kıbrıs sorununun uluslararası boyutunu vurguladığına işaret etti.
"Bir yandan 'Kıbrıslılar tarafından Kıbrıs'ta çözüm bulunmalıdır' diyorlar, ancak fotoğraf çektirmek için Sayın Obama'nın yanına yaklaştığında Sayın Hristofyas, Obama'nın kulağına 'baskı yapın' diyebiliyor'' şeklinde devam eden Talat, uluslararası toplumun sürece katılımının haklıdan yana olabileceği endişesiyle bu katılımı engellemeye çalıştıklarını anlattı.
''ABD'DEN AKTİF ROL ALMASINI İSTEDİK"
Talat, ABD Dışişleri Bakanından, uluslararası toplumun, BM'nin daha aktif olarak sürece katılması için BM'yi teşvik etmelerini cesaretlendirmesini, ayrıca hem Kıbrıslı Rumları çözüm yolunda motive etmek için, hem de Kıbrıslı Türkleri çözüm çizgisinde tutabilmek için Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılması yolunda katkıda bulunulmasını istediğini kaydetti.
ABD ziyaretinin Kıbrıs sorunun çözümüne küçük de olsa katkıda bulunacağını belirten Cumhurbaşkanı Talat, ''Amacımız bu zaten, 2009 yılı içinde bu sorunu çözmek istiyoruz. Türkiye'nin AB sürecinin yıl sonuna doğru değerlendirilecek olması önemli. KKTC'de gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri Nisan 2010'da. O da önemli bir dönüm noktası. O tarihten önce Kıbrıs sorununu çözmek, anlaşmayı halk oyuna sunmak hedefimizdir. Bunu Amerika'da da ifade ettik" dedi.
Mehmet Ali Talat, basın mensuplarından gelen Kıbrıs'taki kayıp vatandaşlarla ilgili bir soruyu da cevapladı. Kayıplar meselesinin 1960 öncesinde başladığını hatırlatan Talat, 'Daha sonra 1963 sonrasında olanlar, Kıbrıslı Türklere çok ciddi bir şekilde yansımış. Fakat uluslar arası alanda Rum tarafının propaganda gücü nedeniyle bunlar gözlerden saklı kalmıştır. Bizlerin çok büyük bir kararlılık ve uğraşla kayıp şahıslar komitesinin çalışmalarını başlatmamız sayesinde bugün acı çeten insanlar Türk olsun, Rum olsun sevdiklerinin kalıntılarına kavuşma imkanı bulmaktadırlar. Acıları nispeten dinmektedir. Olayı biz insani boyutuyla ele alıyoruz. Kıbrıslı Türkler de Rumlar da Kıbrıs sorunundan acı çekmişlerdir. Bu acıların ortadan kalkması ve silinmesi için kayıp şahıslar komitesinin çalışmalarını tamamlanması için elimizden geleni yapıyoruz. Rum liderliğinde en baştan beri bir anlaşmamız var. Yazılı bir anlaşma değil bu. Bu meseleyi politize etmeyeceğiz. Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim bir şey yapmamızdan çok, mağdur aileler bu konuyla ilgili girişim yapacaklarsa yapacaklardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak şu an itibariyle bütün konsantrasyonumuz kayıp şahısların bulunmasına katkıda bulunmaktır ve ailelerin acılarını biraz dindirmektir'' değerlendirmesini yaptı.
''ABD ZİYARETİNE APAR TOPAR ÇIKTIK"
Kıbrıs sorununun çözümü için ABD tarafından görevlendirilecek bir özel temsilcinin etkinliğinin sorulması üzerine Talat, geçmişte ABD tarafından Kıbrıs için bir özel temsilci atandığına işaret ederek, 'Bunu önerdik ABD'ye. Tabii Rum tarafının sorunu uluslararası boyuttan uzaklaştırmaya çalışması nedeniyle herhalde Amerikalılar bu konuyu iyice düşüneceklerdir. Biz çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Çünkü ABD'nin ilgisi, herhangi bir ülkenin ilgisinden çok daha önemlidir. Bugün Avustralya'nın Kıbrıs özel temsilcisi var, değişik ülkelerin değişik dönemlerde temsilcileri olmuştur. Şu sıralarda çok fazla özel temsilci yok. Ancak özel temsilcinin olması; o ülke hükümeti yakından konuyla ilgilenir, daha çok görüş alır, tarafları dinler, öneri yapar. Müzakere sürecine bir ivme katabilir. Bu açıdan yararlı olabileceğini düşünüyoruz. Annan Planı'nın hazırlıkları döneminde yine uluslararası kurum ve örgütler katkıda bulunmuşlardı. Böyle bir katkının bir parçası olarak ABD'nin de bir Kıbrıs özel temsilcisi atamasında yarar görüyoruz" izahını yaptı.
Mehmet Ali Talat, ABD ziyaretinin bir anda geliştiğini ve adeta apar topar çıktıklarını söyleyerek, acele nedeniyle kitlelerin katılacağı çalışmaların yeterince organize edilemediğini söyleyerek, '"Daveti onlar yaptığına göre, bu davet resmi sayılır, öyle olması lazım'' dedi.
''KIBRIS'TAKİ SEÇİMLERE MÜDAHALE İLE ZAMANINDA MÜCADELE ETTİK"
Kıbrıs'ta geçmiş dönemde yaşanan seçim müdahaleleri konusuna da işaret eden Talat, bu konuyla zamanında mücadele ettiklerini anlatarak, şunları dile getirdi: "Yaşanan bir gerçek. Kıbrıs'a da uzandığına göre bir şeyler söylemek zorundayım. Bir kere Kıbrıs'taki seçimlere Kıbrıs Türk basını ve Türkiye basınına da yansıdığı şekilde müdahalelerde bulunulduğu, bizim zaten bilgimizdeydi. Bunu biz biliyorduk, az mücadele etmedik. Muhalefette bulunduğumuz yıllarda meclisi boykot edecek kadar. Hem de seçimlerin hemen arkasından. Meclise girmeyerek, boykot edecek kadar bizi öfkelendiren müdahaleler yaşadık. Konuyla ilgili basında okudukları metinlere yabancı değiliz. Biz bunları zaten biliyorduk ama organizasyonun nasıl olduğunu, nereden kaynaklandığını doğrusu bilemiyorduk ve hala tam olarak bilemiyoruz. Yayınlanan metinler o kadar mıdır. Henüz iddianame açıklanmadığı için tam olarak resmi sayılır mı bilmiyorum. Bizde Adalet Bakanlığı yok. Bir kısım görevini Dışişleri Bakanlığını, bir kısmını da mahkeme ve savcılık yürütür. Sayın Başbakanımız Kıbrıs'ta başsavcılığa başvurarak Türkiye'den adli yardımlaşma anlaşmamız gereği konuyla ilgili bilgi ve belgeleri talep etmesini istedi. Başsavcılık da gerekli incelemeleri yaptıktan sonra konuyu içişleri bakanlığı vasıtasıyla Türkiye'ye aktardı. Herhalde Adalet Bakanlığı'na. Daha fazla bilgi ve belgeyi talep etti. Bu bilgi ve belgeler KKTC'ye resmi yoldan iletilirse sanıyorum Kıbrıs'ta da hukuki süreç başlayacak. O dönemlerin bizim bildiğimiz, gördüğümüz o müdahalelerin iç yüzünün bilinmesi KKTC'de övündüğümüz demokrasimizi gerçekten daha da iyi bir noktaya taşıyacaktır" açıklamasında bulundu.''
''BİLGİ VE BELGELER TURGUT ÖZAL'A DA SUNULDU"
Kıbrıs'ta seçimlere çok boyutlu müdahaleler olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat 1990'da resmi makamlar dahil olmak üzere çeşitli şekillerde müdahalede bulunulduğunu ve o dönemin muhalefetinin bir bütün olarak meclisi boykot ederek meclise girmediğini, bu konudaki bilgi ve belgelerin, muhalefet tarafından Türkiye'de dönemin Başbakan'ı Turgut Özal'a sunulduğuna dikkat çekti.
Talat, "Ancak şimdi içeriğini hatırlamıyorum. 1998'de söylenen belgeler var. Biz onları seçim alanında görüyorduk. Çeşitli kaynakların, paraların harcandığını biliyorduk ama bunun kaynağının ne olduğunu tabii ki bilemiyorduk. Şimdi sanıyorum KKTC'deki seçimlere böyle bir müdahale gözlemlemiyorum. Seçimlere müdahale ne demektir. Bunu iyi tanımlamak lazım. Bazen Kıbrıs'ta ipin ucu kaçıyor, her türlü görüş müdahale addediliyor. İdeolojik olarak birbirine yakın partiler, birbirlerini desteklemek için kampanya düzenler. Müdahale yasa dışı yollardan ve bulunduğu mevkii kullanarak insanları yönlendirmeye çalışmaktır. Bu müdahale bizde sadece Türkiye'den gelebilir. Niçin? Çünkü Kıbrıslı Türkler, Türkiye'nin kurumlarına güvenirler. Türkiye'nin kurumlarından gelecek olan bir telkin, bir yönlendirme etkili olur. O, müdahale olarak nitelenebilir. Ama örneğin Hristofyas ben falan partiyi isterim derse. Bu o partinin aleyhine olur zaten. Bu da müdahale addediliyor. Olayı doğru kavramak lazım. Bu müdahaleler geçmişte oldu ama 2003 ve 2005 yıllarında ve şu anda yaşadığımız süreçte böyle somut bir müdahale görmedik" şeklinde konuştu.
"KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜM MALİYETİ ÇOK YÜKSEK"
Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecini geleneksel olarak cumhurbaşkanının götürdüğünü, aslında hükümetin müzakere sürecine doğrudan etkisi olmadığını belirten Mehmet Ali Talat, iktidarın, devlet gücünü büyük ölçüde etkileyebileceğinin altını çizdi.
Talat, "Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin gerek program olarak, gerekse niyet olarak Kıbrıs sorununu şu anda uluslar arası alanda büyük bir destek aldığımız mecradan saptırmaya çalışmaması durumunda herhangi bir sorun yaşanmaz. Eğer bu yaşanırsa doğaldır ki bugün Türkiye ile birlikte yürüttüğümüz Kıbrıs sorununun çözümü için kararlılıkla çaba ortaya koyan politika, bir şekilde etkilenip ters çevrilmeye çalışılırsa doğal olarak bu olmaz, bu Kıbrıs'taki yönetimde bir sıkıntı ve kaos yaratır. Benim beklentim; bu seçimlerin demokratik olgunluk içerisinde tamamlanması, seçimlerden sonra kurulacak hükümetin bunca yıldır yürüttüğümüz ve uluslar arası anlamda büyük destek gören politikayı yürütmekte herhangi bir sorun çıkmaması yönünde" dedi.
Kıbrıs sorununu çözüm maliyetinin çok yüksek olduğuna da vurgu yapan Talat, bunun özellikle mülkiyet konusunda olacağını sözlerine ekledi. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.